Başkan Yönetim Meclis Personel Tarım Köşesi Videolar iletişim Kayıt Olma Banka Hesabımız Sorular Cevaplar
16 Mayıs 2019 Perşembe

SON 14 YILDA 700 BİN ÇİFTÇİ ÇKS DIŞINA ÇIKTI.

Detay:

Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre ÇKS'ye kayıtlı çiftçi sayısı 2003 yılında 2,8 milyon iken, 2010 yılında 2,3 milyona ve 2017 yılında 2,1 milyona geriledi. Diğer bir deyişle, bu süre zarfında yaklaşık 700 bin çiftçi son derece yetersiz olan tarım desteğini bile almaktan vazgeçti.  
14 Mayıs 2019 Salı

14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü

Detay:

-14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-"Türk çiftçisi, 82 milyonluk ülke nüfusunu, 5 milyonu aşkın sığınmacı, mülteci ve yabancıyı, 45-50 milyon turisti doyurmak için gece gündüz çalışıyor"

-"Tarım demek gıda güvencesi demektir. Gıda güvencemizi sağlamak için çiftçilerimizi desteklemek zorundayız"

-"Bütün dünyanın gıptayla baktığı, medeniyetin beşiği bu bereketli topraklarda üretmek boynumuzun borcu. Çiftçilerimiz bunun bilinciyle üretiyor"

-"Ziraat Odaları ve Türkiye Ziraat Odaları Birliği, 5 milyon üyesinin hak ve menfaatlerini bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da her platformda sonuna kadar savunacaktır"

-"Yoksulluk, kıtlık ve açlıkla mücadele etmek için üretimi artırmak şarttır"

-"Üretimin artarak devam etmesi için çiftçilerimizin yeterli gelir elde etmesi önemlidir"

-"Gübre, mazot, ilaç, tohum, elektrik, yem, sulama ücreti gibi girdi maliyetleri makul düzeylere çekilmelidir"

-"Destekler artırılmalıdır"

-"Tarımda ülkemizin içinde bulunduğu bölgenin yıldızı olacağına yürekten inanıyoruz. Yeter ki ülkemizin tarımdaki potansiyeli harekete geçirilsin"

-"Çiftçimiz kazanırsa ülke kazanır"


Ankara- 13.05.2019- Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Türk çiftçisinin, 82 milyonluk ülke nüfusunu, 5 milyonu aşkın sığınmacı, mülteci ve yabancıyı, 45-50 milyon turisti doyurmak için gece gündüz çalıştığına dikkat çekerek, "Tarım demek gıda güvencesi demektir. Gıda güvencemizi sağlamak için çiftçilerimizi desteklemek zorundayız" dedi.

Şemsi Bayraktar, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, Uluslararası Tarım Üreticileri Federasyonu (IFAP) tarafından alınan kararla 1984 yılından buyana, her yıl tüm dünyada 14 Mayıs'ın "Dünya Çiftçiler Günü" olarak çeşitli etkinliklerle kutlandığını hatırlattı.

Bu günün kutlanmasıyla değeri çok da iyi anlaşılmayan tarım sektörünün ve çiftçilerin gündeme geldiğini vurgulayan Bayraktar şöyle devam etti:

-"Çiftçimizin kıymetini bilmeliyiz"

"Çiftçimiz, yağmur, çamur demeden zor tabiat koşullarına göğüs gererek üretiyor. Tüm zorluklara rağmen tarlasından, bağından, bahçesinden, ahırından, ağılından kopmayı düşünmüyor.

Bütün dünyanın gıptayla baktığı, medeniyetin beşiği, bu bereketli topraklarda üretmek boynumuzun borcu. Çiftçilerimiz bunun bilinciyle üretiyor. Bizlerin de çiftçilerimizin bu önemli görevi yerine getirirken yaşadığı zorlukların bilincinde olmamız gerekiyor. Karnımız bu emektar çiftçi sayesinde doyuyoruz ancak üzülerek söylüyorum ki, çiftçimizin kıymetini bilmeliyiz."

- "Ziraat Odaları ve Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak çiftçimizin hizmetindeyiz"

Ziraat Odaları ve Türkiye Ziraat Odaları Birliği'nin çiftçinin hizmetinde, Anayasal meslek kuruluşu olduğunu belirten Bayraktar, "Odalarımız ve Birliğimiz, 5 milyon üyesinin hak ve menfaatlerini bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da her platformda sonuna kadar savunacaktır" dedi.

Bayraktar şöyle devam etti:

"Ziraat Odalarımız, 3 binden fazla personel, yüzlerce Ziraat Mühendisi, Veteriner Hekim, Tekniker, Teknisyen çalıştırmakta, makine parkları, tahlil laboratuvarları, örnek bahçeleri, işletmeleriyle hizmet vermekte, çiftçilerimiz için ucuz girdi temin etmektedir.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği ve Ziraat Odaları olarak 190 bini kadın olmak üzere 560 bin çiftçimize eğitim verdik, bu rakamı 1 milyona yükseltmeyi hedefliyoruz.

 Ziraat Odalarımız, tarımın yeniliklerini çiftçilerimize benimsetmek ve bilgilerini artırmak amacıyla 755 bin çiftçimizin fuarlara katılmasını sağladı.

450'nin üzerinde tarım danışmanı istihdam ederek çiftçilerimize birebir, tarlasında, bağında, bahçesinde, ahırında, ağılında hizmet veriyoruz.

Yürüttüğümüz Avrupa Birliği projeleriyle milyonlarca liralık kaynağın çiftçimiz için kullanılmasını sağladık.

 İllerin ve bölgelerin sorunlarını, taleplerini, çözüm önerilerini tespit edip, raporlayarak, hükümetimize ve siyaset kurumuna iletiyoruz."

-Çözüm önerileri ve talepler-

Şemsi Bayraktar, çiftçilerin diğer kesimlerin üçte biri oranında bir gelir elde ettiğini, bu durumun sürdürülebilir olmadığını belirtti. Yoksulluk, kıtlık ve açlıkla mücadele etmek için üretimi artırmanın şart olduğunu vurgulayan Bayraktar, "Üretimin artarak devam etmesi için çiftçilerimizin yeterli gelir elde etmesi önemlidir. Bunu sağlamak için sektörün başlıca sorunlarının çözüme kavuşturulması gerekmektedir" diye konuştu.

Bayraktar, üretimin artması için çözüme kavuşturulması gereken başlıca sorunları şöyle sıraladı:

"Tarımda ekonomik örgütlerin fonksiyonel olması, idari ve mali yönden güçlendirilmesi ve profesyonelce yönetilebilmesi için gerekli mevzuat değişiklikleri yapılmalıdır.

Tarımsal işletmelerimiz küçük, arazilerimiz çok parçalıdır. Parçalanmış arazi ve işletme yapısıyla verimli tarımsal üretim yapmak imkansızdır. Toplulaştırma yapılabilecek 8,2 milyon hektar alan hızla toplulaştırılmalıdır.

Verimli tarım arazileri korunmalı, Toprak Koruma Kurullarında Ziraat Odası temsilcisi zorunlu olarak yer almalıdır.

Meraların tespit, tahdit, tahsis ve ıslah çalışmaları hızla tamamlanmalı, meraların amaç dışı kullanımı önlenmelidir.

İntikali yapılmamış arazilerde intikal işlemlerini hızlandırmak için, 15 Mayıs 2018 tarihine kadar uzatılan tapu harcı muafiyeti devam ettirilmelidir.

2 B arazilerinin, tarım arazisi olarak korunması kaydıyla çiftçimize satışında rayiç bedel, tarımsal arazi rayiç bedeli üzerinden belirlenmelidir.

Tarımsal üretim yapan bütün çiftçilerin çiftçi kayıt sistemine dâhil edilmesi ve desteklerden yararlanması sağlanmalıdır.

Altyapı yatırımları tamamlanamadığı için sulamaya açılamamış 1,9 milyon hektar alan hızla sulamaya açılmalıdır. Sulamada eskiyen altyapı yenilenmeli, yüzde 66 olan sulama oranı ve yüzde 48 olan sulama randımanı artırılmalıdır.

Gübre, mazot, ilaç, tohum, elektrik, yem, sulama ücreti gibi girdi maliyetleri makul düzeylere çekilmelidir. Gübre ve yemde sıfırlanan KDV'nin çiftçilerimize fiyat indirimi olarak yansıması sağlanmalıdır. Gübre ve yem dışındaki girdilerdeki KDV oranı kadar bir miktar çiftçimize destek olarak verilmelidir.

Çiftçilerimize verilen doğrudan destekler, Tarım Kanununda öngörüldüğü gibi gayri safi yurtiçi hâsılanın yüzde 1'ine çıkarılmalıdır.

Desteklerin dengeli dağıtılması sağlanmalı, küçük aile işletmelerine öncelik verilmelidir.

Tarımsal desteklerden alınan yüzde 2 ile yüzde 4 arasında değişen stopaj kesintisi kaldırılmalıdır.

Tarımda kullanılan elektrikteki enerji fonu ve TRT payı kaldırılmalıdır.  

Çiğ sütte tavsiye fiyatı, damızlık hayvanların kesime gitmesinin önlenmesi, üretimin sürdürülebilmesi için 1,5 süt/yem paritesi dikkate alınarak artırılmalıdır.

Yemde fiyatların düşürülmesi için girişimde bulunulmalı, üreticiye yem desteği verilmelidir.

Kırmızı ette piyasa istikrarı sağlanmalıdır.

Üretici önünü görebilmeli, üretim artırıcı tedbirler alınmalıdır.

İthalattan vazgeçilmelidir.

 Dekar başına 1 liradan 5 liraya yükseltilen yeraltı suyu kullanım ücreti yeniden 1 liraya düşürülmelidir.

Ziraat Bankası'nın, tarımsal kredi faiz oranı yüzde 8-11 idi. Ancak bu oran 2 Mayıs 2019'da yüzde 16'ya çıkarıldı. Yüzde 16'ya çıkarılan tarımsal kredi faiz oranlarının indirilmesi, Tarım Kredi Kooperatiflerinin faizlerini Ziraat Bankası seviyelerine düşürmesi, her iki kurumun çiftçinin düşük faizli kredi ihtiyacının tamamını karşılaması sağlanmalıdır.

Tarımsal kredilerde, masraf, komisyon, hayat sigortası, tarım sigortası istenmemelidir. Yatırım kredilerinde ipotek bedeli, limit tahsis masrafı kaldırılmalıdır.

Piyasa fiyatlarının ithalatla regüle edilmesi uygulamasından vazgeçilmelidir. Gümrük vergileri üreticiyi koruyacak şekilde belirlenmelidir.

Tarımda ihracat desteklenmeli, tanıtım faaliyetlerine ağırlık verilmelidir.

Tarıma dayalı sanayinin, üretim yapan çiftçiye ve sürdürülebilir üretime destek vermesi sağlanmalıdır. Bununla ilgili bir fon oluşturulmalıdır.

Katma değeri yüksek ve markalı üretim desteklenmelidir.

Mekanizasyon için gerekli destek verilmelidir.

Tarımda kırsal kalkınma politikaları ile tarım politikaları entegre edilmelidir.

Tarım sigortalarında primler çiftçimizin ödeyebileceği seviyelere çekilmeli, sigorta kapsamı genişletilmelidir.

Tarım Bağ-Kur aylık prim ödeme gün sayısı 26 günden 2008 yılında olduğu gibi 15 güne indirilmelidir. Çiftçilerimize, prim ödedikleri her yıl için, 90 gün fiili hizmet zammı (yıpranma payı) verilmelidir.

Kadın çiftçilerimizin, sigortalı olmadan önce gerçekleşen doğum nedeniyle hizmet borçlanması yapabilmesi sağlanmalıdır.

Çiftçilerimize muafiyette geçen süreler için borçlanma imkânı verilmelidir."

-"Çiftçimiz kazanırsa ülke kazanır"


Türkiye'nin tarım potansiyeli açısından en şanslı ülkeler arasında bulunduğuna dikkati çeken Bayraktar, şöyle devam etti:

"Cumhuriyetimizin 100. yılında 90 milyonluk Türkiye nüfusuyla birlikte 60 milyon turisti besleyecek, tarım ve gıdada 40 milyar dolarlık ihracat geliri, gıda sanayi ile birlikte 200 milyar doların üzerinde üretim değeri sağlayacak kapasiteye sahibiz.

Tarımda ülkemizin içinde bulunduğu bölgenin yıldızı olacağına yürekten inanıyoruz. Yeter ki ülkemizin tarımdaki potansiyeli harekete geçirilsin.

Hedefimiz; bütün sorunlarını çözmüş, örgütlenmesini tamamlamış, verimli üretimi yakalamış, dünya ile rekabet eden, üreticisine istikrarlı gelir sağlayan, tüketicisine bol ve makul fiyatlarla ürün sunan, başta Ortadoğu ülkeleri olmak üzere çevre ülkelerin gıda açığını kapatan bir tarım sektörü oluşturulmasıdır. Bunun için üreticiyi merkez almış, istikrarlı, sorun çözen, geleceği planlayan politikalara ihtiyacımız vardır.

Ziraat Odaları ve Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak bu hedeflerin peşindeyiz. Gece gündüz bu amaçlar için çalışıyoruz. Tarımda gelişmiş ülkeler arasında yer alma mücadelemize sonuna kadar devam edeceğiz.

Unutmayalım, çiftçimiz kazanırsa ülke kazanır.

14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günümüzü kutluyorum. Gece gündüz üretimini sürdüren bütün çiftçilerimizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum."

Başkan Öztürk'den çiftçiler günü mesajı!

Detay:

Bozkır Ziraat Odası Başkanı Ali Öztürk 14 Mayıs Çiftçiler günü dolayısıyla kutlama mesajı yayınladı.

Başkan Öztürk'ün yayınlamış olduğu mesajında "Uluslararası Tarım Üreticileri Federasyonu'nun (IFAP) kuruluş tarihi olan 14 Mayıs, 1984 yılından beri her yıl ''Dünya Çiftçiler Günü'' olarak kutlanmaktadır. 

14 Mayıs Dünya Çiftçiler Gününde ülkemizin kalkınmasında önemli rolü olan ve nasırlı elleriyle toprağa hayat veren tüm çiftçilerimizin bu anlamlı gününü kutlar; bol, bereketli bir yıl geçirmelerini dilerim.

Unutmayalım, çiftçimiz kazanırsa ülke kazanır." dedi.
8 Mayıs 2019 Çarşamba

Büyükşehir’den Çilek Üreticisine Büyük Destek

Detay:

Konya Büyükşehir Belediyesi, 2019 yılı tarımsal desteklemeleri kapsamında Konya genelindeki çilek üreticilerine 10 milyon 400 bin adet çilek fidesi dağıttı. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, bu yıl verilen 6 milyon liranın üzerindeki destekle çilek üretiminin Konya ekonomisine büyük katkı sağlayacağını söyledi.

Konya Büyükşehir Belediyesi, tarımsal destek çalışmaları kapsamında 31 ilçedeki çiftçilere çilek fidesi ve malç naylonu desteği veriyor.

Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Yeni Büyükşehir Yasası sonrası ilçelerin kalkınmasına yönelik önemli çalışmalar yaptıklarını belirterek, bunlar içinde tarımsal desteklerin önemli bir yeri olduğunu ifade etti.

10 MİLYON 400 BİN ADET ÇİLEK FİDESİ DAĞITILDI

Konya genelinde bu yıl 8 milyon 200 bine yakın çilek fidesi dağıtımının tamamlandığını kaydeden Başkan Altay, önümüzdeki günlerde Seydişehir ve Derebucak ilçelerinde 33 mahallede yapılacak dağıtımlarla birlikte toplamda dağıtılacak çilek fidesi miktarının 10 milyon 400 bin olacağını söyledi. Çilek fidelerinin çiftçiler için hayırlı olmasını dileyen Başkan Altay, bütün çiftçilere bereketli bir hasat temennisinde bulundu.

TOPLAM DESTEK 6 MİLYON 218 BİN LİRA

Konya Büyükşehir Belediyesi, Konya ve Akşehir Açık Cezaevi Müdürlükleri ile yaptığı protokoller kapsamında bu cezaevlerine 24 bin adet çilek fidesi ile 350 kilo malç naylonu teslim ederken; bu yıl çiftçilere yapılan malç naylonu desteği de 150 bin kiloya ulaştı. Konya Büyükşehir Belediyesi'nin 2019 yılı çilek fidesi desteklemelerinin toplam maliyeti 6 milyon 218 bin lira oldu.
7 Mayıs 2019 Salı

2018 YILI 2.DÖNEM BUZAĞI DESTEĞİ BAŞVURULARI BAŞLADI.

Detay:

2.  dönem  başvuruları  02.05.2019-01.07.2019 tarihleri arasında alınacaktır.

Destekleme almak isteyen yetiştiricilerimiz arasından DSYB üyesi olanlar Birliğe, üye olmayanlar ise işletmelerinin bağlı bulundukları İl/İlçe Müdürlüklerimize şahsen başvuru yapacaklardır.

Buzağı Desteklemeleri aşağıda belirtilen şartlara ve kurallara göre yapılır:

Buzağılar 01/01/2018-31/12/2018 tarihleri arasında doğmuş olmalı, 
Bakanlık kayıt sisteminde doğduğu işletmenin ve anasının kaydı bulunmalıdır.
Buzağılar, doğduğu işletmede olmalı ve programlı en az 4 ay (120 gün) süreyle yaşamış aşıları yapılmış olmalıdır. 
Şartları sağlayan (dişiler için Brucella ve Şap, erkekler için Şap) yetiştiriciler 1.Dönem ödemelerinde destekleme ücreti alırken, destekleme şartlarını sağlamayan buzağı yetiştiricileri şartlarını sağlayınca, tekrar başvuru yapmadan 2.Dönem ödemelerinde destekleme ücreti alırlar. 
1.Dönem Destekleme başvurusu yapmayan yetiştiriciler ise 02/05/2019–01/07/2019 tarihleri arasında başvuruların alınacağı 2.Dönem Buzağı Desteklemesine başvurabilirler. Zira yıl içinde 1 kez başvuru yapan yetiştiricilerimizin tekrar başvuru yapmalarına gerek yoktur.
Soy kütüğüne kayıtlı buzağı desteği, işletmesi 01/10/2018 tarihinden önce soy kütüğü sistemine kayıtlı ve E-Islah'ta kayıtlı analardan doğan buzağılara verilir. Soy kütüğüne kayıtlı buzağı desteği alan buzağılar ayrıca buzağı desteğinden yararlandırılmaz.
Döl kontrollü boğanın yavrusu ilave desteği, döl kontrolünden geçmiş boğaların ülkemizde üretilen spermalarından doğan buzağılara verilir. Bu durum tohumlama tarihiyle ve belgesiyle doğrulanabilmelidir. (+50 TL)

Yetiştiricilik Bölgesi illerindeki buzağılara Karar kapsamında belirtilen ilave destek verilir. (+200 TL)
BUZAĞI DESTEĞİ TL/BAŞ
​4 ay ve üzeri Buzağı 350 TL
​Soy kütüğüne kayıtlı 500 TL
​Yetiştiricilik Bölgesi İlleri +200 TL
​Döl kontrollü boğanın yavrusu ​+ 50 TL
3 Mayıs 2019 Cuma

Ziraat Odası Başkanı Ali Öztürk’den Ramazan Ayı Mesajı

Detay:

Bozkır  Ziraat Odası Başkanı Ali Öztürk Ramazan ayı nedeniyle mesajı yayınladı.

Ziraat Odası Başkanı Öztürk mesajında şu ifadelere yer verdi. "İslam alemi Ramazan ayını büyük bir heyecanla karşılamanın mutluluğunu yaşıyor. Mübarek Ramazan ayının İslam Alemi ve tüm Müslümanlara barış ve huzur getirmesini, bu mübarek günlerin huzura vesile olmasını yüce Allah'tan diliyorum. Bu vesileyle paylaşmaya, huzura ve ibadet yoğunluğuna vesile olan Ramazan ayının İslam Alemine, Ülkemize ve Bozkırlı hemşerilerime hayırlar getirmesini diliyorum."

Ali Öztürk
Bozkır Ziraat Odası Başkanı
26 Nisan 2019 Cuma

Bayraktar, “Yelkenleri tarıma çevirmemiz gerekiyor”

Detay:

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:
-"Ekonomik açıdan sıkıntılı bir süreçten geçiyoruz. Bu krizin bir farklı
tarafı var. Bu krizde et pahalı, meyve, sebze pahalı, ekmek pahalı. Pazar
yangın yerine dönmüş durumda"
-"Eski krizleri nasıl atlattık? Ucuz gıda ile atlattık. Ucuz et, ucuz meyve 
ve sebze, ucuz ekmek ile atlattık. Bu krizi atlatmak istiyorsak muhakkak 
suretle üreticiyi destekleyeceğiz, maliyetleri aşağı çekeceğiz, ucuz 
gıdaya ulaşacağız"
-"Bu krizi kısa zamanda atlatmak istiyorsak eti, meyveyi, sebzeyi, ekmeği
ucuzlatmamız lazım. Gıdayı ucuzlatmamız gerekiyor. Bunu yapamazsak
kriz daha uzun sürer"
-"Bunu yapmanın yolları belli. Öncelikle çiftçimizin sorunlarını çözmemiz,
çiftçimizi tarlada tutmamız lazım"
-"Tarımda üretim şart. Üretimi sağlayamazsak, çiftçimizi tarlada
tutamazsak bu pahalılık devam eder. Türkiye de bu krizi kolay kolay
atlatamaz"
-"Biz 5 milyonuz. Biz üretemezsek, kalan 76 milyon ne yiyecek? Biz
üretemezsek 45-50 milyon turiste bu yaz ne yedireceğiz? 
Biz üretemezsek 5 milyon mülteci, yabancı, sığınmacı ne yiyecek?
Bunları hesap etmek zorundayız"
-"Artık ithalat yaparak bu kadar geniş büyük bir kitleyi doyurma şansımız
yok. İthalat pahalı. Türkiye'nin ithalat yapma şansı kalmadı. Bugün
buğdayın ithal maliyeti ton başına 1400 liranın üzerinde. Buğday
üreticisine siz yeterli, geçinebileceği parayı vermezseniz 1400 lirayı
kalkarsınız, yabancı ülkelerin çiftçilerine verirsiniz"
-"Onun için üretimi desteklemekten başka çare yok. Üretim, üretim,
üretim. Bu ülkenin muhakkak surette üretmesi lazım. Bu krizi başka 
türlü çözemeyiz"
-"Üreticilerimizin maliyetlerinin düşürülmesini talep ediyoruz. Acilen
tarımda girdi fiyatlarının makul seviyelere çekilmesi gerekiyor. Bununla
ilgili hükümetimize bir rapor sunduk"
-"Döviz kuru Rahip Brunson olayından sonra fırladı. Sadece kur
fırlamadı, 2018 Eylül ayında mazot, gübre, ilaç fiyatları da fırladı. Tohum
fiyatları da arttı. Bütün girdi fiyatları fırladı"
-"Çiftçinin kullandığı girdilerin yanına yaklaşılmıyor. Gübre, mazot, yem,
elektrik, tohum, ilaç gibi hemen her girdinin fiyatlarında büyük artışlar
oldu"
-"Kur yüzde 26 civarında geriledi ama bizim girdi fiyatları aşağı düşmedi.
Kurda meydana gelen düşüşler özellikle gübre, yem, elektrik ve ilaç
fiyatlarına yansımadı"
-"Eğer ucuzluk istiyorsak üreticimize sahip çıkmamız lazım. Çiftçimiz,
enflasyonun çok üzerinde yükselen fiyat artışları nedeniyle yeterince gübre kullanamıyor. Üreticimizin tarlada kalmasını, üretmesini sağlamamız lazım. Aksi takdirde gıdada ucuzluk hayaldir"
-"Fiyatların spekülasyonla yükselmesini önlemek için kamuoyunu bilgilendirmeye devam edeceğiz"
-"En büyük sorunlarımız yapısal sorunlarımızın çözülememiş olması ve girdi maliyetleridir. Üretim planlaması yapamıyoruz. Maliyetlerimizi düşüremiyoruz. Bunlar olmayınca fiyat istikrarını da gelir istikrarını da sağlayamıyoruz"
-"Ramazan ayı öncesinde üretici ve market fiyatları arasındaki fark en fazla yüzde 299,8 ile kuru incirde görüldü"
-"Patateste depolardaki ürün miktarının azalmasının yanı sıra yeni ürün hasadının tam olarak başlamaması fiyatları yükseltti. Kuru soğanda da depolardaki ürünün bitmesi, yazlık soğan hasadının da yeni yeni başlaması fiyatları artırdı" 

Ankara – 26.04.2019- Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, yelkenlerin tarıma çevrilmesi gerektiğini bildirerek, "Ekonomik açıdan sıkıntılı bir süreçten geçiyoruz. Bu krizin bir farklı tarafı var. Bu krizde et pahalı, meyve, sebze pahalı, ekmek pahalı. Pazar yangın yerine dönmüş durumda. Bu krizi kısa zamanda atlatmak istiyorsak eti, meyveyi, sebzeyi, ekmeği ucuzlatmamız lazım. Gıdayı ucuzlatmamız gerekiyor. Bunu yapamazsak kriz daha uzun sürer. Bunu yapmanın yolları belli. Öncelikle çiftçimizin sorunlarını çözmemiz, çiftçimizi tarlada tutmamız lazım" dedi.
Bayraktar, Birlik merkezinde düzenlediği basın toplantısında, Ramazan ayı öncesinde üretici ve market fiyatlarını açıkladı, Ramazan ayında görülebilecek gıda fiyat artışları konusunda uyarılarda bulundu.
Ramazan nedeniyle tüm gözlerin gıda fiyatlarına çevrildiğini bildiren Bayraktar, "Fiyatları açıklamaktaki amacımız, fiyat artışlarının üreticilerimizden mi, yoksa aracı veya perakendecilerden mi kaynaklandığı konusunda doğru bilgiler sunmak, tüketicinin ödediği fiyattan üreticilerimizin ne derece yararlanabildiğini ortaya koymak, suni fiyat artışlarını önlemektir" diye konuştu. 
Şemsi Bayraktar, 2007 yılından bu yana, Ramazan öncesi fırsatçılığa izin verilmemesi konusunda çalışmalar yapan Türkiye Ziraat Odaları Birliği'nin, bu Ramazan boyunca da üretici ve market fiyatlarını takip edeceğini, fiyatların spekülasyonla yükselmesini önlemek için kamuoyunu bilgilendirmeye devam edeceklerini vurguladı.

-"En büyük sorunlarımız yapısal sorunlar ve girdi maliyetleri"-

 Bayraktar, "Bildiğiniz gibi, en büyük sorunlarımız yapısal sorunlarımızın çözülememiş olması ve girdi maliyetleridir. Üretim planlaması yapamıyoruz. Maliyetlerimizi düşüremiyoruz. Bunlar olmayınca fiyat istikrarını da gelir istikrarını da sağlayamıyoruz. Ürünümüz para etmediği için çiftçimiz kazanamıyor, buna rağmen tarladan markete olan zincirin kısaltılmaması ve buradaki çarpıklığın giderilememesi yüzünden tüketicimiz de makul fiyatlarla ürün satın alamıyor. 
Biz bunu hep dile getiriyoruz. Son 12 yıldır, her ay araştırma yapıyor ve kamuoyuna açıklıyoruz" diye konuştu.

-"Bu dönemin yaşanan diğer ekonomik krizlerden farkı"-

"Ekonomik açıdan sıkıntılı bir süreçten geçiyoruz. Bu dönemin yaşanan diğer ekonomik krizlerden bir farkı var. Bunu açıkça ortaya koymak lazım" diyen Bayraktar, şöyle devam etti:
"O dönemlerde et, sebze, meyve, ekmek gibi temel gıda ürünleri ucuzdu. Diğer krizlerde insanlarımız ucuz et bulabildiler. Ucuz meyve, sebze bulabildiler. Ucuz ekmeğe ulaşabildiler. Türkiye bu krizleri böylece aştı. Buzdolabı ihtiyaçlarını ertelediler, elbise ihtiyaçlarını, araba ihtiyaçlarını ertelediler ancak çoluk çocuklarının karnını doyurabildiler. Çünkü et ucuzdu meyve, sebze ucuzdu ekmek ucuzdu karınlarını doyurabildiler.
Şimdi bu krizin bir farklı tarafı var. Bu krizde et pahalı, meyve, sebze pahalı, ekmek pahalı. Dolayısıyla pazar yangın yerine dönmüş durumda. Şimdi, pazar alev gibi yanıyor. İnsanlarımız karınlarını doyuramıyor. Biz bu krizi kısa zamanda atlatmak istiyorsak eti ucuzlatmamız lazım, meyveyi sebzeyi ucuzlatmamız lazım, ekmeği ucuzlatmamız lazım. Gıdayı ucuzlatmamız gerekiyor. Bunu yapamazsak kriz daha uzun sürer. Mutfaktaki sıkıntıyı çözmek zorundayız. Bunu yapmanın yolları da belli. Bunun için öncelikle çiftçimizin sorunlarını çözmemiz, çiftçimizi tarlada tutmamız lazım. Yani tarımda üretim şart. Üretimi sağlayamazsak, çiftçimizi tarlada tutamazsak bu pahalılık devam eder. Türkiye de bu krizi kolay kolay atlatamaz. Çiftçimiz, önünü göremiyor. Üreticilerimizin maliyetlerinin düşürülmesini talep ediyoruz. Acilen tarımda girdi fiyatlarının makul seviyelere çekilmesi gerekiyor. Bununla ilgili hükümetimize bir rapor sunduk. 

-"Döviz kurlarındaki düşüş girdi fiyatlarına yansımadı"-

Döviz kuru Rahip Brunson olayından sonra fırladı. Sadece kur fırlamadı, 2018 Eylül ayında mazot, gübre, ilaç fiyatları da fırladı. Tohum fiyatları da arttı. Bütün girdi fiyatları fırladı. Görüyorsunuz çiftçinin kullandığı girdilerin yanına yaklaşılmıyor. Gübre, mazot, yem, elektrik, tohum, ilaç gibi hemen her girdinin fiyatlarında büyük artışlar oldu. Sonra kur yüzde 26 civarında geriledi ama bizim girdi fiyatları aşağı düşmedi. Kurda meydana gelen düşüşler özellikle gübre, yem, elektrik ve ilaç fiyatlarına yansımadı. Girdi fiyatlarını aşağı düşürmemiz lazım. Eğer ucuzluk istiyorsak üreticimize sahip çıkmamız lazım. Çiftçimiz, enflasyonun çok üzerinde yükselen fiyat artışları nedeniyle yeterince gübre kullanamıyor. Üreticimizin tarlada kalmasını, üretmesini sağlamamız lazım. Aksi takdirde gıdada ucuzluk hayaldir. Bunu açıkça ifade ediyorum. 
Belli yapısal sorunlarımızın çözülmesi, girdi maliyetlerinin düşürülmesi çok önemli. Finansman, pazarlama sorunlarımız var. 
Ulusal Süt Konseyi çiğ sütte tavsiye fiyatını artırdı ama yem fiyatlarındaki artış bunu yetersiz kıldı. 
Sosyal güvenlik primlerimiz fevkalade yüksek. Zaten zor şartlarda yaşamaya çalışan çiftçimizin aylık sigorta primi 764,96 kuruşa çıktı. Çiftçimizin tarım sigortalılığını sürdürebilmesi için tarım sigortası prim gün sayısı, 2008 yılındaki seviye olan 15 güne indirilmeli, prim miktarı aşağı çekilmelidir. Çünkü, TÜİK'in son rakamlarına baktığımızda kayıt dışılık tarımda fevkalade fazla. Erkeklerde yüzde 78,  kadın çiftçilerimizde yüzde 95 civarında. 2 puan artış var. Prim miktarları aşağı çekilmezse kayıt dışılık daha da artacaktır. Bununla ilgili de hem Çalışma Bakanımıza hem de Tarım ve Orman Bakanımıza birer rapor sunduk. Kendilerinden bu sorunun çözülmesini bekliyoruz. Çiftçimiz daha fazla desteklenmeli, desteklerdeki kesintiler kaldırılmalı, düşük faizli krediye ulaşması sağlanmalıdır. Finansman sorunu çözülmelidir. Görünen o ki gündemimizi ekonomiye, tarıma çevirmek zorundayız. Ekonomiye ve tarıma öncelik vermek, bu alana yoğunlaşmak zorundayız. Topyekûn olarak ülke sorunlarının çözümü ve menfaatleri için çalışmalıyız. Çiftçimizin temel sorunlarını hükümetimize de ilettik. Çözüm bekliyoruz."

-Ramazan öncesi market fiyatlarındaki değişimler-

Ramazan öncesi market fiyatlarına bakıldığında; geçen ay sonuna göre 6 üründe fiyat değişimi görülmezken, 11 üründe azalma, 23 üründe ise fiyat artışı olduğuna dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:
"Kırmızı mercimek, kuru üzüm, kuru incir, zeytinyağı, ayçiçeği yağı ve toz şeker fiyatında değişim görülmezken, fiyat düşüşü markette yüzde 48 ile en fazla sivri biberde meydana geldi. 
Sivri biberdeki fiyat düşüşünü yüzde 35,5 ile yeşil soğan, yüzde 20,3 ile patlıcan, yüzde 19,3 ile salatalık, yüzde 16,3 ile ıspanak, yüzde 14,8 ile kabak izledi.
Markette en fazla fiyat artışı ise yüzde 92,2 ile kuru soğanda oldu. Kuru soğandaki fiyat artışını yüzde 59,9 ile patates, yüzde 53,5 ile limon, yüzde 36,2 ile havuç, yüzde 29 ile domates takip etti. 

-Ramazan öncesi üretici fiyatlarındaki değişimler-

Üretici fiyatlarında ise; geçen ay sonuna göre 13 üründe fiyat değişimi görülmedi. 8 üründe azalma, 11 üründe ise fiyat artışı meydana geldi.
Karnabahar, elma, kuru fasulye, nohut, kırmızı mercimek, yeşil mercimek, pirinç, kuru kayısı, kuru incir, fındık, Antep fıstığı, yumurta ve süt fiyatlarında değişim olmadı. 
Fiyat düşüşü üreticide yüzde 53,1 ile en fazla sivri biberde görüldü. 
Sivri biberdeki fiyat düşüşünü yüzde 38,9 ile patlıcan, yüzde 30,8 ile salatalık, yüzde 28,2 ile yeşil soğan izledi. 
Üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 50 ile havuç ve limonda görüldü. Bu ürünlerdeki fiyat artışını yüzde 42,9 ile patates, yüzde 37,4 ile lahana, yüzde 30,4 ile kuru soğan takip etti."

-Aylık değişimlerin nedenleri-

Geçen aya göre üretici ve marketlerde en fazla fiyatı düşen ürünün sivri biber, fiyatı en fazla artan ürünün üreticide havuç ve limon, markette ise kuru soğan olduğunu belirten Bayraktar,
"Fiyatı artan ürünlerden, arzın depolardan sağlandığı havuçta ve limonda ürün miktarındaki azalmaya bağlı olarak artış meydana geldi. Patateste ise depolardaki ürün miktarının azalmasının yanı sıra yeni ürün hasadının tam olarak başlamaması fiyatları yükseltti. Kuru soğanda da depolardaki ürünün bitmesi, yazlık soğan hasadının da yeni yeni başlaması fiyatları artırdı. Lahana ve pırasa gibi kışlık sebzelerde hasadın sonuna gelinmesi fiyatlarda artışa yol açtı. Domateste ihracatın yanı sıra ara dönem olması nedeniyle fiyat artışı görüldü. Zeytinyağında, üreticinin elindeki ürünün azalmaya başlamasıyla birlikte fiyatlarda artış meydana geldi.
Dana eti ve kuzu etinde maliyetlerde yaşanan artış fiyata yansırken, kuru üzümde ise arzdaki daralma fiyatları artırdı. Üreticide fiyatı düşen ürünlerden sivri biber, patlıcan, salatalık, yeşil soğan, kabak, marul, maydanoz ve ıspanak gibi ürünlerde hasat edilen ürün miktarı arttı ve fiyatlar geriledi" diye konuştu.

-Üretici market fiyat makası-

Bayraktar, Ramazan ayı öncesinde üretici ve market fiyatları arasındaki farkın en fazla yüzde 299,8 ile kuru incirde görüldüğünü belirtti.
Bayraktar, şunları söyledi:
"Domatesteki fiyat düşüşünü yüzde 5,4 ile patates, yüzde 4,6 ile nohut izledi.
Buna karşılık, marketlerde fiyatı en fazla artan ürün yüzde 65,4 ile kuru incir oldu. Kuru incirden sonra fiyat farkı sırasıyla, kuru kayısıda yüzde 289,3, 
yeşil mercimekte yüzde 282,2, nohutta yüzde 274, sütte yüzde 264,2, kırmızı mercimekte yüzde 255,5 oldu. 
Kuru incir 4 kat, kuru kayısı 3,9 kat, yeşil mercimek 3,8 kat, nohut 3,7 kat, süt ve kırmızı mercimek 3,6 kat fazlaya tüketiciye satılmaktadır. 
Üreticide 15 liradan satılan kuru incir markette 59 lira 97 kuruşa, 10 lira olan kuru kayısı 38 lira 93 kuruşa, 2 lira 40 kuruş olan yeşil mercimek 9 lira 17 kuruşa, 3 lira 16 kuruş olan nohut 11 lira 82 kuruşa, 1 lira 51 kuruş olan süt 5 lira 50 kuruşa, 2 lira 11 kuruş olan kırmızı mercimek 7 lira 50 kuruşa satılıyor. Sonuç olarak üretici- tüketici fiyatları arasındaki makas bir türlü kapatılmıyor." 

-Ramazan ayında yaşanabilecek fiyat hareketlerine yönelik uyarılar-

Üreticilerin bin bir emekle ürettikleri üründen yeterli gelir elde etmeleri ve tüketicilerin de bu ürünleri makul fiyatlarla tüketebilmelerinin en büyük temennileri olduğunu vurgulayan Bayraktar, Ramazan ayında yaşanabilecek fiyat hareketlerine yönelik şu uyarılarda bulundu:
"Üreticilerimizin bin bir emekle ürettikleri üründen yeterli gelir elde etmeleri ve tüketicilerimizin de bu ürünleri makul fiyatlarla tüketebilmeleri en büyük temennimizdir.
Halkımızın Ramazan'da makul fiyatlardan ürün tüketebilmesi için en azından çok tüketilen ürünlerde üretici market fiyatlarına dikkat edilmesi, bunun takibinin yapılması gerekiyor. Biz, bu işin takipçisi olacağız. 
Ramazan ayının başlamasına sayılı günler kala tüm gözler gıda fiyatlarına çevrilmiştir. Beklentimiz bütün kesimlerin sorumlu davranması, artan talebin suiistimal edilmemesidir. Tüketicilerimizin yeterli ve güvenilir gıdaya uygun fiyatla erişebilmesi hepimizin dileğidir. Spekülasyona fırsat verilmemeli, tedbirler zamanında alınmalıdır.
Üretici, esnaf, halk, Ramazan ayını dört gözle beklemektedir. 
Tüm taraflar Ramazan ayının anlam ve önemine yakışır şekilde hareket etmeli, halkımız mağdur edilmemelidir. Gıda denetimleri artırılmalı, halkın sağlığıyla oynanmasına izin verilmemelidir. Ramazan yaklaşırken üretici, hal, pazar ve market fiyatlarını takibe devam ediyoruz. 'Ramazan fırsatçılığı yapılmasın' diyoruz. 
Tüketicilerimizin yeterli ve güvenilir gıdaya uygun fiyatla erişebilmesinin sağlanmasını istiyoruz. Bu hususlarda gereken hassasiyeti göstermeyenler öncelikle karşılarında bizi bulacaklardır. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın. Ramazan ayı boyunca yapacağımız ve piyasaların nabzını tutacağımız çalışmaları da sizlerle paylaşıp, üretici ve tüketici fiyatlarını kamuoyunun dikkatine sunacağız."

-Sorulara yanıtlar-

Bayraktar, basın mensuplarının sorularına verdiği yanıtlarda, hükümetin yelkenleri tarıma çevirmesi gerektiğini ifade ettikleri bildirdi. Türkiye'nin bir kriz, küçülmeyle beraber enflasyon yaşadığını, Türkiye'de çok görülmeyen bir hadisenin stagflasyonun görüldüğünü belirten Bayraktar, şunları söyledi:
"Bu süreçte maliyetlerimiz arttı. Bu mesela buğday üretimimizi de olumsuz etkileyecek. Haziran ayından sonra sonuçlar gelmeye başladığında buğday rekoltesinin olumsuz etkilendiğini göreceğiz. Gübre kullanımının yeterli olmaması önemli bir etken. Çiftçimizi tarlada tutamazsak, üretmesini sağlayamazsak, tüketicilerimizin ucuz gıdaya ulaşması mümkün değildir, hayaldir. Bunu her zaman ifade ediyoruz. Hükümetimizin bu süreçte yelkenleri tarıma çevirmesi lazım. Büyük bir ülkeyiz elbet bu krizi atlatırız ama daha hızlı atlatmak istiyorsak muhakkak surette gıdayı ucuzlatmamız lazım. Yani pazardaki yangını söndürmemiz lazım aksi takdirde bu kriz uzun sürer. Bunun yolu üretici maliyetlerini aşağı çekmek, çiftçimizin tarlada kalmasını, ürününün para etmesini sağlamak, bununla alakalı gerekli tedbirleri almaktır. Biz bu manada hükümetimizi uyardık. Gerekli taleplerde bulunduk. Bu talepler yerine gelmezse elbette bununla ilgili olarak arkadaşlarımızla, başkanlarımızla toplanıp bir çalışma yapacağız. Ülkemiz kaybeder. Biz 5 milyonuz. Biz üretemezsek, kalan 76 milyon ne yiyecek? Biz üretemezsek 45-50 milyon turiste bu yaz ne yedireceğiz? Biz üretemezsek 5 milyon mülteci, yabancı, sığınmacı ne yiyecek? Bunları hesap etmek zorundayız. 
Artık ithalat yaparak bu kadar geniş büyük bir kitleyi doyurma şansımız yok. İthalat pahalı. Türkiye'nin ithalat yapma şansı kalmadı. Bugün buğdayın ithal maliyeti ton başına 1400 liranın üzerinde. Buğday üreticisine siz yeterli, geçinebileceği parayı vermezseniz 1400 lirayı kalkarsınız yabancı ülkelerin çiftçilerine verirsiniz. Onun için üretimi desteklemekten başka çare yok. Üretim, üretim, üretim. Bu ülkenin muhakkak surette üretmesi lazım. Bu krizi başka türlü çözemeyiz. İnşaat sektörü çöktü. Bir oraya kaynak aktaralım inşaat sektörünü ayağa kaldıralım derseniz ekonomiyi daha kötü hale getirirsiniz. 
Bu krizi atlatmanın bir şansı var. Eski krizleri nasıl atlattık? Ucuz gıda ile atlattık. Ucuz et, ucuz meyve ve sebze, ucuz ekmek ile atlattık. Bu krizi atlatmak istiyorsak muhakkak suretle üreticiyi destekleyeceğiz, maliyetleri aşağı çekeceğiz, ucuz gıdaya ulaşacağız. Halk bazı alışkanlıklarını, bazı taleplerini terk edecek? Nedir bunlar buzdolabı almayacak, çamaşır makinesi almayacak, araba almayacak, elbise almayacak ama karnını doyuracak. Bunu erteleyemez. Bunu erteleme şansı yok. Gıda yaşam kaynağı. Çoluk çocuğunu besleyemezse, kendi karnını doyuramazsa yaşayamaz. Bunu erteleme şansı yok. O halde biz yelkenleri tarıma çevireceğiz. Kaynağımız varsa tarım için kullanacağız. Üreteceğiz, ucuzluk sağlayacağız, önce karnımızı doyuracağız. Karnımızı doyurmadan kriz falan bitmez. Bunu açıkça ifade edelim."
Genel Başkan Bayraktar, ucuz et fiyatlarındaki artış ve Polatlı'da atılan kuru soğanlarla ilgili bir soru üzerine, şunları kaydetti:
"O kuru soğanlar eski soğan, yeni mahsul değil. Onunla alakalı da gerekli çalışmalar yapılıyor. 'Stoklandığı için çürümedi. Hastalıklıydı onun için atıldı diyorsunuz' gayet tabi. Onu tespit ettik. Bugünlerde oda başkanlarımız ve üreticilerimiz bize yem fiyatlarının arttığından bahsediyor. Ulusal Süt Konseyi 2 lira tavsiye fiyatı açıkladı. Piyasada fiyat 2 lira olacak demek değildir. Piyasada genel olarak bunun altında seyrediyor. Bunu fırsat bilen yem sanayicileri, maliyetlerinin arttığı gerekçesiyle hemen yeme zam yaptılar. Bizim maliyetlerimiz yüksek. Bunun ette de yaşıyoruz. Dışardan ucuz et bulma şansımız da kalmadı. Getirdiğimiz etleri de pahalı satmak zorundayız. Bu etlerin kaliteli olduğu konusunda kuşkularımız var. Bu etlerin kaliteli olduğuna çok inanmıyoruz. İşin doğrusu bu etleri halkımıza yedirmeye hakkımız yok. Ucuz et yedirmek istiyorsak bunun yolu belli. Üreticinin maliyetini aşağı düşürüp, üretimi artırırsanız fiyatlar ucuzlar. Ahırları doldurursanız fiyatlar ucuzlar. Halkımız da ucuz et yer. Bunun yolu budur. Çok zor bir iş de değildir. Zaten ekonomik sıkıntıları yaşadığımız bu süreçte başka hiçbir çaremiz yok. Bu millet kıymayı 55 liradan yiyemez. Eti ucuzlatmak zorundayız.

-"Spekülatif hareket varsa bunu yakalayıp uyarıyoruz"-

Biz bu fiyatları niye takip ediyoruz, şunun için ediyoruz. Nerede makas çok açıldıysa orada spekülasyon vardır bana göre üretici ve tüketici arasında makas nerede açıldıysa. Yani bir ürün fiyatlandıysa o üreticinin çok para kazandığını göstermiyor. Yani doğal afetler yaşıyoruz zaman zaman arzdaki bir yavaşlama spekülatörleri faaliyete geçiriyor üreticiden ucuza alıyor nasılsa talep var diye arz talep dengesi bozulmuş nasılsa talep var diye kalkıyor yüksek fiyattan satıyor biz bunları takip edip ilgilileri uyarıyoruz. Bakın burada market fiyatlarını Pazar fiyatlarını veriyoruz nerede bir spekülatif hareket varsa bunu yakalayıp uyarıyoruz. Her ay bu toplantıları yapıyoruz ama Ramazanda da bir kaç açıklama yapıyoruz. Ortasında ayrı yapıyoruz sonrasın da ayrı yapıyoruz. Bizim bu uyarılarımızdan sonra da hemen çekiniyorlar. Bakıyorsunuz etiketleri değiştirmeye başlıyorlar."
Şemsi Bayraktar, spekülasyon konusundaki bir soru üzerine, "her ürün spekülasyona açık. Avantajımız tarla ürünlerinde hasadın başlaması. Sivri biber kaç liraydı 18-20 lira. Geldiğimiz noktada biber fiyatı 3'te 1'i indi. Niye? Hasat başladı. Bir de artık seracılığa da önem vermemiz gerekiyor. İnsanlarımız kışın domates, salatalık, biber tüketmeye alıştı. Artık Haziran ayını bekleyip de tarladaki malı tüketmiyor. Sera malı tüketilmeye başlandı. Serada da üretiminiz yeterli değilse, doğal afetler serayı vurmuşsa arzınız yavaşlıyor. Bir bakıyorsunuz fiyatlar bir anda yukarı çıkıyor. O zaman biz bu ürünleri kışın da üretmeye devam etmek zorundayız Çünkü talep var. Sera üretimini bir şekilde ayakta tutmamız ve artırarak devam etmemiz gerekiyor.
Kuru soğan hasadı başladı fiyat düştü. Patates de hasada ne zaman girerse o zaman ucuzlar. Stoklardaki ürün azalmaya başladıkça fiyat yükselecektir."