Başkan Yönetim Meclis Personel Tarım Köşesi Videolar iletişim Kayıt Olma Banka Hesabımız Sorular Cevaplar
26 Haziran 2022 Pazar

ÇKS başvurularında son gün 30 Haziran

Detay:

TZOB Genel Başkanı Bayraktar:
-"Çiftçilerimizin mağdur olmamaları için ÇKS kaydı yaptırmaları önemli"
-"ÇKS kaydı yaptırmayan çiftçiler; destek, tarım sigortası ve düşük faizli krediden yararlanamıyor"
-"2021 yılında ÇKS'ye kayıt yaptıran çiftçi sayısı 2 milyon 173 bin"
-"Ülkemizde 2021 yılı itibariyle 23,44 milyon hektar alanın 15,16 milyon hektarı ÇKS'ye kayıtlıdır"

ANKARA- 26.06.2022- Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, "Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) başvuruları, 30 Haziran 2022 tarihinde sona erecek. ÇKS kaydı yaptırmayan üreticilerimiz, desteklerden yararlanamıyor, tarım sigortası yaptıramıyor ve düşük faizli kredi kullanamıyor" uyarısında bulundu. Bayraktar, çiftçilerimizin mağduriyet yaşamamaları için ÇKS başvurularını son güne bırakmaması gerektiğini de söyledi.
ÇKS kayıt süresinin bitmesine son 1 hafta kaldığını hatırlatan Bayraktar'ın açıklaması şöyle:
"Çiftçilerimizin tarımsal faaliyetini sürdürmesinde katkısı olan destekleri alabilmesi ve diğer avantajlardan faydalanabilmesi için, tarımsal faaliyetin yapıldığı tüm tarım alanlarının ÇKS kaydının yapılması oldukça önemlidir. 

ÇKS'ye kayıtlı alan ve çiftçi sayısı yıldan yıla değişmekte ancak son yıllarda azalmaktadır. 2003 yılında 2 milyon 765 bin çiftçi ÇKS kaydı yaptırırken, 2020 yılında 2 milyon 127 bin çiftçi ÇKS kaydı yaptırmıştır. 2003-2020 yılları arasında ÇKS'ye kayıt yaptıran çiftçi sayısında yüzde 23 oranında azalma oldu.

Benzer şekilde 2003 yılında 16,73 milyon hektar iken, 2020 yılında ise 15,18 milyon hektar alan ÇKS kaydına alındı. 2003-2020 yılları arasında ÇKS'ye kayıtlı çiftçi sayısında yüzde 9,3 oranında azalma yaşandı.

2021 yılında ise ÇKS'ye kayıt yaptıran çiftçi sayısı bir önceki yıla göre yüzde 2,1 oranında artış ile 2 milyon 173 bine ulaştı. Buna rağmen ÇKS'ye kayıtlı alan yüzde 0,1 oranında azalarak 15,16 milyon hektara geriledi.  

Çiftçilerimiz tarımsal üretim faaliyetlerine devam ettikleri halde çeşitli nedenlerle ÇKS kaydı yaptıramıyor. Çiftçilerimizin tarım yaptıkları alana yönelik başvurularını zamanında yapmalarının önemi yanında, tarım yapıldığı halde çeşitli gerekçelerle ÇKS kaydına engel teşkil eden sorunların da çözümlenmesi ve ÇKS kaydı yaptıramayan çiftçilerimizin kayıtlarının yapılması da oldukça önemlidir.
Ülkemizde 2021 yılı itibariyle 23,44 milyon hektar alanın 15,16 milyon hektarı ÇKS'ye kayıtlıdır. ÇKS başvurusunu yapmayan üreticilerimiz yıl içerisinde mazot, kimyevi gübre, yem bitkileri ve prim uygulamaları gibi desteklemelerden yararlanamıyor. Ayrıca düşük faizli kredi kullanamıyor, TMO gibi kurumlara ürün veremiyor, devlet destekli tarım sigortasına başvuramıyor. Bu durumda ülkemizde 8,3 milyon hektar tarım arazisi kayıt altına alınamıyor. Bu alanların bir kısmında üretim devam etse de üretici destekten faydalanamıyor. 

Bütün bunların yanında yıl içerisinde yaşanan herhangi bir doğal afet sonucu meydana gelen zarar doğrultusunda kredi borçlarının ertelenmesi uygulamasında veya afet sonrası yapılacak her türlü tarımsal desteklemelerde çiftçilerimizin mağdur olmamaları için ÇKS başvurularını ertelemeden mutlaka yaptırmaları gerekiyor.

2022 yılı ÇKS kaydı başvurusu geçtiğimiz Eylül itibariyle başlamış olup, 30 Haziran 2022 günü mesai bitiminde son bulacaktır. 27 Mayıs 2022 tarihi itibariyle 1 milyon 702 bin çiftçinin 12,83 milyon hektar alan için ÇKS kaydını yaptırdığı görülmektedir. Başvuru süresinin bitmesine bir ay kala gerçekleşen bu rakamlar oldukça yetersizdir. 

Çiftçilerimiz son başvuru gününü beklememeli, yaşanabilecek yoğunluğu göz önünde bulundurarak Odalarımızdan alacakları çiftçi belgesi ve diğer belgeler ile Tarım ve Orman bakanlığı il ve ilçe müdürlüklerine bir an önce başvurusunu yapmalıdır."
23 Haziran 2022 Perşembe

Meteoroloji Konya için ilçe ilçe Kuvvetli yağış uyarısı verdi.

Detay:

Meteorolojik Uyarı Kuvvetli Yağışa Dikkat!

📍Ani Sel, 
📍Su Baskını,
📍Yıldırım,
📍Çatı Uçması,
📍Ağaç veya Direklerin Devrilmesi,
📍Ulaşımda Aksamalar

gibi oluşması muhtemel risklere karşı vatandaşlarımızın tedbirli ve dikkatli olması önem arz etmektedir. 


Uyarıda şu şekilde ilçe ilçe yağış bilgisi paylaşılmıştır. 
24 Haziran 2022 Cuma günü öğleden sonra ve akşam saatlerinde Konya kent
merkezi ve güneyi (Meram, Selçuklu, Karatay, Beysehir, Hüyiük, Derbent, Derebucak, Seydiyehir, Ahırlı, Yalıhüyük, Akören, Bozkır, Hadim, Taşkent, Güneysınır, Çumra, Karapınar, Ereğli, Halkapınar) ile Karaman ve Niğde'de beklenen sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışların yerel olarak kuvvetli olması beklendiğinden meydana gelmesi muhtemel ani sel, su baskını, yıldırım, dolu yağişı, yağiş aninda kuvvetli rüzgar ve firtna ile ulaşımda aksamalar gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunmalıdır.

9 Haziran 2022 Perşembe

ÇKS kayıtlarında son gün 30 Haziran

Detay:

Bozkır Ziraat Odası Başkanı Ali Öztürk, üreticilere destek ve birçok farklı imkandan yararlanma imkanı sağlayan Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) kayıt süresinin 30 Haziran 2022 tarihinde sona ereceğini bildirdi ve bu tarihe kadar çiftçilerimizin mağdur olmamaları için çiftçilere sisteme kayıt olmaları için çağrıda bulundu.

Çiftçi Kayıt Sistemi'nin önemine değinen Başkan Öztürk,  ''Çiftçilerimizin her türlü desteklerden yararlanmak, tarım sigortası yaptırabilmek ve düşük faizli kredi kullanabilmek için kısacası tarımsal faaliyetlerine katkı sağlayacak tüm imkanlara başvuru yapabilmek ve kullanabilmek için ÇKS kaydının şarttır. 

Odamız tarafından hatırlatma mesajları gönderilmekte ve sosyal medya hesaplarımızdan bilgilendirme yapılmaktadır. Üreticilerimiz zaman kaybetmeden, yaşanacak yoğunluğu da göz önünde bulundurarak bir an önce kayıt için ziraat odalarına başvurmalı" dedi
6 Haziran 2022 Pazartesi

Başkan Altay: “Kovanlar Arıcılarımız İçin Nefes Olacak”

Detay:

Konya Büyükşehir Belediyesi kırsal kalkınmanın ve hayvansal üretimin geliştirilmesi amacıyla 31 ilçeden müracaat eden üreticilere yüzde 50 hibeli toplam 2 bin 500 adet çift katlı, polen tuzaklı arı kovanı desteğinde bulundu. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, kırsalda yaşayan vatandaşların gelirini artırmak ve Konya olarak Türkiye'nin gıda güvenliği konusunda ciddi çalışmalar yürüttüklerini belirterek, "Konya ciddi bir bal üreticisi konumunda. 1.330 işletmemizde yılda yaklaşık 1.440 ton bal üretiyoruz. Bu yeni yapılan kovanlar inşallah arıcılarımız için bir nefes olacak." diye konuştu.

Konya Büyükşehir Belediyesi, şehir genelinde modern arıcılığın geliştirilmesi amacıyla arı üreticisine yüzde 50 hibeli arı kovanı desteğinde bulundu.

Konya Büyükşehir Belediyesi Mevlana Kültür Merkezi bahçesinde bal üreticilerine kovanlarını teslim eden Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, önemli hedeflerinden birisinin de kırsalda yaşayan vatandaşların gelirini artırmak ve Konya olarak Türkiye'nin gıda güvenliği konusunda ciddi çalışmalar yürütmek olduğunu söyledi.

"2 BİN 500 ÇİFT KATLI, POLEN TUZAKLI KOVANIMIZI ARICILARIMIZIN HİZMETİNE SUNUYORUZ"

Başkan Altay şöyle devam etti: "Bu manada Konya Arıcılar Birliği ile önemli faaliyetler yürütüyoruz. Arıcılarımızın temel ihtiyacı olan kovanlar hazırlandı ve şu an itibariyle 2 bin 500 çift katlı, polen tuzaklı kovanımızı arıcılarımızın hizmetine sunuyoruz. Konya ciddi bir bal üreticisi konumunda. 1.330 işletmemizde yılda yaklaşık 1.440 ton bal üretiyoruz. Bu yeni yapılan kovanlar inşallah arıcılarımız için bir nefes olacak." diye konuştu.

"KOVANLARI CEZAEVİ HÜKÜMLÜLERİ YAPTI"

Yaptıkları tüm projeleri sosyal sorumluluk projesi olarak hayata geçirdiklerine değinen Başkan Altay, "Kovanlarımız Alanya L Tipi Cezaevi'ndeki hükümlüler tarafından yapıldı. Türkiye'nin en kaliteli arı kovanlarını arı üreticilerimizin hizmetine sunuyoruz. İnşallah bereket olacak. Arıcılarımız çok güzel bir sezon geçirecek. Türkiye için önemli bir katkı sağlamış oluyoruz. Hayırlı olsun." ifadelerini kullandı.

Konya Arıcılar Birliği Başkanı Adem Genç ile birlikte destekten faydalanan arı üreticileri de desteğin zamanlamasının çok güzel olduğunu ifade ederek, Başkan Altay'a teşekkür etti.

BÜYÜKŞEHİR'İN ARICILARA DESTEĞİ 5 MİLYON TL'Yİ BULDU

Konya Büyükşehir Belediyesi, 31 ilçeden müracaat eden üreticilere yüzde 50 hibeli toplam 2 bin 500 adet çift katlı, polen tuzaklı arı kovanı desteğinde bulundu. "Modern Arıcılık Projesi" kapsamında daha önce de üreticiye; Büyükşehir tarafından arı kovanı, bal süzme makinası, bal dinlendirme kazanı, güneş enerji paneli, bal sağım çadırı gibi malzemelerden oluşan toplamda 5 milyon lira tutarında arıcılık ekipmanı desteğinde bulunuldu.

LAVANTA BALININ ÜRETİMİ ARTACAK

Ayrıca tüm dünyada çok kıymetli olan lavanta balının Konya'da da üretiminin artırılması amacıyla Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından Güneysınır'daki 1,2 milyon metrekare alanda 1,8 milyon adet lavanta fidesi ile bal ormanı oluşturulurken bölgedeki lavanta üreticilerine de 5'er adet arılı kovan desteği verildi.
1 Haziran 2022 Çarşamba

Mayıs ayı üretici market fiyatları, hububat ve girdi fiyatları ve Dünya Süt Günü

Detay:


Mayıs ayı üretici market fiyatları

Hububat fiyatları

Mayıs ayı girdi fiyatları

1 Haziran Dünya Süt Günü

 TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

 -"Mayıs ayında üretici ile market arasındaki fiyat farkı en fazla yüzde 522,5 ile elmada görüldü"

-"TMO, maliyetler karşısında üretim yapmakta zorlanan çiftçinin önümüzdeki yıl tarlada kalabilmesi için 2021-2022 döneminde müdahale alım fiyatını üretici maliyetlerini, ithalat ve dünya fiyatlarını gözeterek açıklamalıdır"

-"Bugünlerde 16,38 Türk lirasından işlem gören dolar kuruna göre FOB dünya fiyatları yaklaşık ton başına 7800 lira seviyesindedir"

-"TMO stratejik bir konumdadır. Üreticiyi memnun edecek bir fiyat politikasıyla hububat alımı yapamazsa piyasayı regüle edecek güvenlik stoğu oluşturamayacaktır. Bu dönemde güvenlik stoğunu ithalatla karşılama imkânı azalmıştır"

-"Fırsatçılar stoklayacakları buğday nedeniyle halkın ekmeğinin fiyatıyla oynayabilirler. Un ve makarna üretimimiz ve ihracatımız da düşebilir"

-"Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak şimdiden TMO'yu uyarıyor, gerekli tedbirleri almaya davet ediyoruz"

-"Üreticilerimiz girdi maliyetlerinin yüksekliği dışında kuraklık, don, dolu, aşırı yağış, sel, hortum gibi doğal afetlere yoğun bir şekilde maruz kalarak açık alanda üretim yapmaya çalışıyorlar"

-"Üreticilerimize moral vermek, üretimde kalmalarını sağlamak veya az üretmelerini önlemek için girdiler makul fiyatlardan üreticilere ulaştırılmalı, maliyetleri düşüren bir üretim teşvik paketi açıklanmalıdır"

-"Hayvancılık destekleri artarak devam etmelidir. Sürekli artan yem fiyatlarına radikal tedbirler alınmalı, yem piyasasına müdahale edilmelidir"

-"Halka sosyal yardımlar kapsamında süt ve süt ürünleri dağıtımı yapılmalıdır"

 ANKARA- 01.06.2022-  Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, mayıs ayında üretici ile market arasındaki fiyat farklılıklarını, üreticinin hububattaki fiyat beklentisini, Mayıs ayı girdi fiyatlarını ve 1 Haziran Dünya Süt Günü münasebetiyle süt sektöründe yaşanan son gelişmeleri yaptığı görüntülü basın açıklamasında değerlendirdi.

 -Üretici ile Market Arasındaki Fiyat Farkı

Bayraktar, mayıs ayında üretici ile market arasındaki fiyat farkının en fazla yüzde 522,5 ile elmada görüldüğünü belirterek, açıklamasını şöyle sürdürdü:

"Elmadaki fiyat farkını yüzde 393,6 ile kabak,  yüzde 373,7 ile ıspanak, yüzde 330,8 ile salatalık, yüzde 325,1 ile marul, yüzde 292,1 ile sivri biber,  yüzde 268,8 ile kuru üzüm, yüzde 253,3 ile kuru fasulye, yüzde 245,4 ile yeşil mercimek takip etti.

Mayıs ayında elmada üretici market fiyat farkı yüzde 500'ün üzerindeyken, 4 üründe yüzde 300'ün, 9 üründe yüzde 200'ün üzerinde gerçekleşti.

Elma 6,2 kat, kabak 4,9 kat, maydanoz 4,8 kat, ıspanak 4,7 kat, salatalık ve marul 4,3 kat, sivri biber 3,9 kat, kuru üzüm 3,7 kat, kuru fasulye ve yeşil mercimek 3,5 kat, kırmızı mercimek, taze fasulye ve patlıcan 3,3 kat, nohut ve kuru incir 3,2 kat fazlaya tüketiciye satıldı.

Üreticide 2 lira olan elma 12 lira 45 kuruşa, 2 lira 34 kuruş olan kabak 11 lira 55 kuruşa, 3 lira olan ıspanak 14 lira 21 kuruşa, 1 lira 59 kuruş olan salatalık 6 lira 85 kuruşa, 1 lira 99 kuruş marul 8 lira 46 kuruşa, 3 lira 25 kuruş olan sivri biber 12 lira 74 kuruşa, 14 lira 50 kuruş olan kuru üzüm 53 lira 47 kuruşa markette satıldı."

 -Market Fiyatları

"Mayıs ayında markette 38 ürünün 26'sında fiyat artışı, 12'sinde ise fiyat azalışı görüldü.

Mayıs ayında markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 58,4 ile limonda oldu. Limondaki fiyat artışını yüzde 47 ile kuru soğan, yüzde 42,2 ile havuç, yüzde 30,5 ile toz şeker, yüzde 29,2 ile ıspanak, yüzde 24,5 ile patates, yüzde 22,8 ile kuru kayısı, yüzde 22,6 ile fındık içi takip etti.

Markette fiyatı en çok azalan ürün ise yüzde 57,4 ile salatalık oldu. Salatalıktaki fiyat düşüşünü yüzde 47,7 ile sivri biber, yüzde 41,8 ile marul, yüzde 35,6 ile patlıcan, yüzde 28,2 ile çilek, yüzde 19,5 ile yeşil soğan, yüzde 18,6 ile kabak, yüzde 16,7 ile maydanoz, yüzde 13,5 ile yumurta izledi."

 -Üretici Fiyatları

"Mayıs ayında üreticide fiyatı en çok düşen ürün yüzde 62,3 ile marulda görüldü. Maruldaki fiyat düşüşünü yüzde 59,4 ile sivri biber, yüzde 55 ile maydanoz, yüzde 50,2 ile salatalık, yüzde 37,6 ile kabak, yüzde 33,3 ile patlıcan, yüzde 31,2 ile yeşil soğan yüzde 31 ile ıspanak izledi.

Üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 20 ile limonda görüldü. Limondaki fiyat artışını yüzde 14,3 ile havuç, yüzde 12,8 ile dana eti ve yüzde 10,2 ile domates takip etti.

Mayıs ayında üreticide 29 ürünün 8'inde fiyat artışı olurken, 13'ünde fiyat düşüşü görüldü, 8 üründe ise fiyat değişimi olmadı.

Üretici fiyatlarında elma, kuru fasulye, nohut, kırmızı mercimek, yeşil mercimek, pirinç, kuru üzüm ve kuru incirde fiyat değişimi olmadı."

 -Fiyat Farklılıklarının Sebepleri

TZOB Genel Başkanı Bayraktar, üretici ile market arasındaki fiyat farklılıklarının sebeplerini ise şöyle açıkladı;

"Mayıs ayında fiyatı en fazla artan ürün, markette ve üreticide limon, fiyatı en fazla düşen ürün ise markette salatalık olurken, üreticide fiyatı en fazla düşen ürün ise marul oldu.

Limonda piyasaya depolardan yatak limon arzının devam etmesi, depo masraflarının artması fiyatların yükselmesine yol açtı.

Havuç fiyatındaki fiyat artışı sezon sonuna gelinmesi sebebiyle ürün arzının azalması neden olmuştur.

Arz talep değişimi ve yem fiyatlarındaki artış et fiyatlarının yükselmesinde etkili olmuştur.

Domates fiyatlarında artışa sera ürünlerinden tarla ürünlerine geçiş dönemi olması sebebiyle azalan ürün arzı sebep olmuştur.

Marul, sivri biber, maydanoz, salatalık, kabak, patlıcan, yeşil soğan ve ıspanak fiyatlarındaki düşüş havaların ısınması sebebiyle artan arzdan kaynaklanmaktadır.

Adana bölgesinde patates ve soğan hasadının başlamasıyla artan arz fiyatlarda düşüşe neden olmuştur.

Havaların ısınmasıyla birlikte tarla ürünlerinin piyasaya arzının artması, önümüzdeki dönem tüketici fiyatlarına olumlu yönde yansıyacaktır."

 -"TMO, müdahale alım fiyatını üretici maliyetlerini, ithalat ve dünya fiyatlarını gözeterek açıklamalıdır"

"Türkiye için özellikle hububat sanayi stratejik bir konuma gelmiştir. Rusya-Ukrayna savaşının başta hububat olmak üzere tarıma etkisi ve ülkemizdeki tarımsal gelişmeler, hububat üretimine çok daha fazla önem vermemiz gerektiğini göstermektedir. Çünkü TÜİK'in tahmini rakamlarında da ifade edildiği gibi bu yıl buğday rekoltesi 20 milyon tonun altında beklenmektedir.

TMO, maliyetler karşısında üretim yapmakta zorlanan çiftçinin önümüzdeki yıl tarlada kalabilmesi için 2021-2022 döneminde müdahale alım fiyatını üretici maliyetlerini, ithalat ve dünya fiyatlarını gözeterek açıklamalıdır.

Dünya buğday fiyatları ise ortalama 476 dolar seviyelerindedir. Yani bugünlerde 16,38 Türk lirasından işlem gören dolar kuruna göre FOB dünya fiyatları yaklaşık ton başına 7800 lira seviyesindedir.

Devam eden Rusya-Ukrayna savaşının dışında dünyada üretici ülkelerin ihracata getirdiği kısıtlamalar hububatta spekülasyona davetiye çıkarmaktadır. Bu durumda başta buğday olmak üzere hububat fiyatlarındaki aşırı yükselmeler nasıl önlenecektir?

TMO stratejik bir konumdadır. Üreticiyi memnun edecek bir fiyat politikasıyla hububat alımı yapamazsa piyasayı regüle edecek güvenlik stoğu oluşturamayacaktır. Bu dönemde güvenlik stoğunu ithalatla karşılama imkânı azalmıştır.

TMO'nun alım politikasında hata yapma lüksü yoktur. Aksi takdirde sektörde spekülasyona davetiye çıkarmış olur, stokçuluk yapmak isteyenlere de gün doğar. Bu fırsatçılar stoklayacakları buğday nedeniyle halkın ekmeğinin fiyatıyla oynayabilirler. Un ve makarna üretimimiz ve ihracatımız da düşebilir.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak şimdiden TMO'yu uyarıyor, gerekli tedbirleri almaya davet ediyoruz."

 -Mayıs Ayı Aylık ve Yıllık Girdi Fiyatlarındaki Değişim

"Gübre fiyatları Mayıs ayında, Nisan ayına göre küçük bir oranda düşüş gösterse de fiyatlar üreticilerimiz açısından halen çok yüksektir.

Mayıs ayında amonyum sülfat gübresi yaklaşık yüzde 4,6, kalsiyum amonyum nitrat gübresi yüzde 3,3, 20.20.0 kompoze gübresi 2,2, üre gübresi yüzde 1,8 ve DAP gübresi yüzde 1,1 oranında düştü.

Geçen yılın Mayıs ayına göre ise son bir yılda, üre gübresi yüzde 253, kalsiyum amonyum nitrat gübresi yüzde 224, amonyum sülfat gübresi yüzde 219, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 190 ve DAP gübresi yüzde 167 oranında arttı.

Mazot fiyatı aylık bazda yüzde 6,5 oranında, son bir yıla göre ise yüzde 238,7 oranında arttı.

Besi yemi ve süt yemi Mayıs ayında Nisan ayına göre yüzde 5, son bir yılda ise besi yemi yüzde 128, süt yemi yüzde 132 oranında arttı.

Elektrik fiyatları son bir yılda yüzde 99,7, zirai ilaç fiyatları ise yüzde 88,2 ile 140 arası oranlarda artış gösterdi.

Girdi fiyatları enflasyonun yaklaşık 3 katıdır.

Girdiler makul fiyatlardan üreticilere ulaştırılmalı, üretimin sürdürülebilirliğinin çok önem kazandığı bugünlerde üreticilerin üretimden kopması veya az üretmesi önlenmelidir.

Üreticilerimiz girdi maliyetlerinin yüksekliği dışında kuraklık, don, dolu, aşırı yağış, sel, hortum gibi doğal afetlere yoğun bir şekilde maruz kalarak açık alanda üretim yapmaya çalışıyorlar.

Üreticilerimize moral vermek, üretimde kalmalarını sağlamak veya az üretmelerini önlemek için girdiler makul fiyatlardan üreticilere ulaştırılmalı, maliyetleri düşüren bir üretim teşvik paketi açıklanmalıdır."
18 Mayıs 2022 Çarşamba

Bozkır'ı dolu vurdu! Kısa sürede yağan dolu ağaçların yapraklarını indirdi.

Detay:

Konya'nın
 Bozkır ilçesinde şiddetli sağanak ve dolu yağışı hayatı olumsuz etkiledi. Bozkır Ziraat Odası Başkanı Ali Öztürk, yaptığı açıklamada, dolu yağışının çok kısa sürdüğünü ancak yoğun bir zarar verdiğini söyledi.


Akşam saatlerinde başlayan şiddetli sağanakla yağmaya başlayan dolu, ilçe merkezi ve kırsalında etkili oldu.

Bozkır Ziraat Odası Başkanı Ali Öztürk, yaptığı açıklamada, ilçede dolu yağışının ikinci kez yaşandığını belirtti. 

Dolu yağışının Meyva ağaçlarına, buğday ve nohut gibi ürünlere zarar verebileceği bir dönemde olduklarını belirten Öztürk, "Dolu yağışından etkilenen tüm çiftçilerimize geçmiş olsun diyoruz. İlk dolu yağışında Bozkır ilçe Tarım müdürlüğümüz ve Oda Personellerimiz alanda incelemeler yaparak rapor tutmuştu. Bu ikinci yağış sonrasıda kurumlarımız incelemelerde bulunarak bakanlıktan çiftçilerimize yapılacak destekler hakkında yardım talep edilecektir" diye konuştu.


16 Nisan 2022 Cumartesi

​ALTINAPA YÜZDE YÜZ DOLDU, SAVAKLAMA YAPILDI

Detay:

Altınapa Barajı'nda doluluk düzeyinin maksimum seviyeye ulaşması nedeniyle, Selbasan Deresi'ne doğru savaklama gerçekleştirildi. Suyun yönünü değiştirme anlamında kullanılan savaklama kapsamında vatandaşların mağdur olmaması için Konya Büyükşehir Belediyesi KOSKİ Genel Müdürlüğü bölgede oturan vatandaşlara gerekli uyarı ve bilgilendirmeleri yaptı.

Konya'nın bu yıl bereketli bir kış geçirmesi, baraj doluluk oranlarına da yansıdı. Su seviyesi yüzde yüzü bulan Altınapa Barajı, kritik eşik değerlere ulaştığından savaklama gerçekleştirildi.

Oluşabilecek taşkın sularının baraj gövdesine ve yamaçlara zarar vermesini önlemek amacıyla baraj haznesindeki fazla suyun yönünü değiştirmek anlamında kullanılan savaklama, DSİ tarafından baraj dip savağı şeklinde gerçekleştirildi.

Konya Büyükşehir Belediyesi KOSKİ Genel Müdürlüğü'nden yapılan açıklamada, "Konya'da kış yağışları hepimizi sevindirdi. Bu yıl son yılların en bereketli yağışını aldık. Konya'da yeraltı ve yer üstü su kaynakları yükseldi. Buna paralel olarak doluluk oranı Altınapa Barajı'nda da maksimum seviyeye ulaştı. Fazla gelen su, DSİ tarafından Selbasan Deresi'ne doğru bırakıldı. 5 bin 660 litre/saniye debili su girişi olan Altınapa Barajı'nda su hacmi, 25 milyon 76 bin metreküp oranında. Barajdan, tam kapasite çalıştırılan Akyokuş Su Arıtma Tesisi'ne 100 bin metreküp/gün su alınıyor. Barajın doluluk oranları maksimum seviyeye ulaştığından, giren su ile alınan suyun dengelenerek fazlası Selbasan Deresi'ne bırakılıyor." ifadeleri yer aldı.
1 Nisan 2022 Cuma

​Suğla Arazilerine ekilen Hububat toprakta çürüdü. Çiftçiler yardım bekliyor.

Detay:

KONYA (AA) - Konya'nın Ahırlı, Bozkır, Seydişehir ve Yalıhüyük ilçelerinin tarım arazilerinin bulunduğu Suğla gölü havzasında üreticinin 2022 Sezonu için ektiği hububatlar Gölde her zamandan daha fazla süren su baskını dolayısıyla toprakta çürüdü.  


Bölgede Hububat üretimi yapan çiftçilerin talepleri dolayısıyla Suğla arazilerinde incelemelerde bulunan yetkililer çiftçilerin taleplerinde yerinde inceledi.  

Çiftçilerin arazilerinde inceleme yaptıktan sonra açıklamalarda bulunan Bozkır Ziraat Odası Başkanı Ali Öztürk "Bozkır Ziraat Odası olarak çiftçilerimizden gelen talepleri yerinde incelemek için bölgemizdeki paydaşlarımız olan Seydişehir Ziraat Odası, Ahırlı İlçe Tarım Müdürlüğü ile birlikte bir araya gelerek Suğla arazilerindeki su baskınlarından dolayı zarar gören çiftçilerimizin arazilerini inceledik.  

Bu sene kış mevsimi gerçekten bereketli bir yıl oldu, şükürler olsun bu bereketli yağışlar dolayısıyla çiftçilerimiz adına sevinçliyiz. Yöremizin genelinin aksine bu sene yağışlar sonrasında olağandan daha fazla su altında kalan Suğla arazisinde vatandaşlarımız hububat tohumlarının toprak altında kalmasından dolayı çok büyük zararlar yaşadı.  

Suğla Gölü havzasında yaşanan bu afet durumundan dolayı çiftçilerimizin mağduriyet yaşamaması adına bölgede ki İlçe Tarım Müdürlüklerimiz zarar tespiti yapmış ve Tarım Bakanlığımıza üreticilerimizin mağduriyetlerin giderilmesi adına ön rapor tutulmuştur.  

Bozkır Ziraat Odası ve Seydişehir Ziraat Odası olarak faaliyet alanımıza giren bu bölgedeki üreticilerimizin zararlarının bir an önce karşılanarak tekrardan dikim için teşvik edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Ülkemizin yaşadığı şu sıkıntılı günlerde üretim yapmanın önemi bir kat daha artmıştır. Bölgedeki üreticimiz hububat tohumlarının toprak altında çürümesi ile ikinci bir ekime mecbur kalmıştır. Tohum sıkıntısı ve yeni ekim için ikinci bir ek maliyet çiftçimizin boynunu bükmüştür.  

Bozkır Ziraat Odası olarak bölgemizde yaşanan daha önceki afetlerde olduğu gibi Devletimizin çiftçimizin yanında olacağından şüphemiz yoktur. Tek talebimiz ikinci ekimlerin gecikmemesi için yasal prosedürlerin hızlandırılarak zarar gören üreticilerimizin desteklenmesidir.  

Bölgede ki üretim yapan çiftçilerimizin bir sıkıntısı da geçtiğimiz günlerde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Murat Kurum'un açıkladığı arazilerin hak sahiplerine teslim edilmesi durumudur. Bölgede belirli araziler harici çiftçilere kiralanmayan çok sayıda tarım arazisi vardır.  Bu tarım arazileri hak sahipleri tarafından devletten kiralayamadıkları içinde ÇKS sisteminde görünmüyor ve bu afet durumu gibi durumlarda devletimizin yapmış olduğu desteklemelerden bu araziler için çiftçilerimiz faydalanamamaktadır.  

Bakanlığımızın bu araziler için bir istisna yaparak üretim yapan tüm çiftçilerimizin zarar tespiti yapılarak bizatihi afet desteklemesinden yararlanmasını talep ediyoruz" dedi.  

Suğla tarım arazilerinde yapılan tarımsal incelemelere Bozkır Ziraat Odası Başkanı Ali Öztürk, Seydişehir Ziraat Odası Başkanı İsmail Korkmaz, Ahırlı İlçe Tarım ve Orman Müdürü Şükrü Çimen ve çok sayıda çiftçi katıldı.  

 
28 Mart 2022 Pazartesi

​DÜNYANIN GÖZÜ BOZKIR TARIMINDA

Detay:

Bozkır İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünün uyguladığı projeleri yerinde inceleyerek bilgi alışverişinde bulunmak üzere Fas 'tan bir heyet ilçemizi ziyaret etti.

24 Mart tarihinde ilçemizi 19 kişilik Fas Bakanlıkları Yetkililerinden oluşan bir heyet ziyaret etti. Fas Tarımsal Kalkınma Ajansı ve Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu (IFAD) yetkililerince organize edilen teknik gezide Fas ülkesindeki Bakanlık uzmanları tarımsal projelerimizi yerinde incelediler. 

Ziyaret kapsamında İlçe Müdürlüğümüzce Göksu Taşeli Havzası Kalkınma Projesi kapsamında gerçekleştirilen projelerden Portatif Güneş Enerjili Sulama Sistemleri, Bal Dolum ve Fondan Şeker Üretim Tesisi, Bozkır Elması Bahçesi ve coğrafi tescilli ürünümüz olan Bozkır Tahini İşletmesi ziyaret edilmiştir. 

Ziyaretler esnasında Bozkır Tahini, Bozkır Balı ve Bozkır Elması ikram edilen üreticilerimiz bu ürünlerini ülkelerinde de bulunması gerektiğini dile getirerek ticaret kanallarının geliştirilmesi yönünde çalışmalarda bulunacaklarını da dile getirdiler. 

Gerçekleştirilen teknik gezide İlçe Müdürü Halil Durmuş güneş enerjili tarımsal sulama sistemlerinden, ilçemizin öne çıkan değerleri Bozkır Elması, Bozkır Balı ve coğrafi işaretli ürünümüz Bozkır Tahininin üretim aşamaları ile ilgili bilgilendirmelerde bulundu. Projelerimizin yanında İlçemiz kültür değeri olan kaşık oyunu ve bozkır oyun havaları da misafirlerimize tanıtıldı. IFAD ve Tarım Bakanlığı personellerinin de bulunduğu gezide gerçekleştirilen projeler ilgi odağı oldu.

Bölgemiz için sıcaklık artışına bağlı taşkın heyelan ve çiğ uyarısı.

Detay:

Meteorolojik Değerlendirme
Hava Sıcaklıkları Artıyor!

📍Heyelan,
📍Su Baskını,
📍Çığ Tehlikesi 

gibi oluşması muhtemel risklere karşı vatandaşlarımızın tedbirli ve dikkatli olması önem arz etmektedir. 
16 Mart 2022 Çarşamba

Başkan Öztürk'den Berat Kandili Mesajı

Detay:

Bozkır Ziraat Odası Başkanı
Ali Öztürk Berat Kandili vesilesi ile kutlama mesajı yayınladı. 

Bozkır Ziraat Odası Başkanı Ali Öztürk Mesajında " -Avuçların açıldığı, gözlerin yaşardığı, ilahi esintilerin kalpleri okşadığı anın bir asra bedel olduğu bu gece dualarda birleşmek dileğiyle İnananların ve çiftçilerimizin Berat kandilinizi kutlarım". dedi
8 Mart 2022 Salı

Konya Çevrelerinde Yoğun Kar Yağışı Bekleniyor!

Detay:

Meteoroloji 8.Bölge (Konya) Müdürlüğü Bölge Tahmin ve Uyarı Merkezinden (BTUM) yapılan uyarıda bölgemiz için Yoğun Kar Yağışı uyarısı yapıldı. 

Yapılan son değerlendirmelere göre; Konya'da 09.03.2022 Çarşamba gününden Cuma günü sabah saatlerine kadar aralıklarla kuvvetli (10-20 cm), yüksek kesimlerinde yoğun (20 cm üzeri) kar yağışları beklenmektedir.

Kar yağışlarının özellikle Konya merkez ile güney ve batı ilçelerinde etkili olacağından başta Konya Antalya karayolu olmak üzere ulaşımda aksamalar, tipi, buzlanma ve don gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunmalıdır.


3 Mart 2022 Perşembe

Başkan Öztürk Tarımda Artan Girdilere dikkat çekti "Acil çiftçimiz desteklenmeli" dedi.

Detay:

Çiftçi artan girdi maliyetlerinden dert yanıyor. Bozkır da ki çiftçiler ile görüşen Bozkır Ziraat odası Başkanı Ali Öztürk, çiftçilerin sorunlarını dinledi.

Köy ve kasabalardaki çiftçiler gübre, ilaç, mazot ve tohum zamları nedeniyle üretim yapmakta zorlandıklarını belirttiler. "Gübre fiyatları uçtu, ilaç ve mazot zammı durdurulamıyor." diye dert yanan çiftçiler bu şartlar altında üretim yapma şansımız günden güne zorlaşıyor" dediler.  

Devletimiz son yaptığı KDV İndirimlerinde Tüketicinin her zaman yanında olduğunu gösterdiği gibi, Üreticimizin de yanında olduğunu göstereceğine inanıyorum.  

Hiç zaman kaybetmeden müdahale edilerek, üreticiyi ve dolayısı ile tüketiciyi koruyacak tedbirler alınmaz, sektör kaderine bırakılmaya devam ederse, bu işin faturası bu yıl çok ağır olacaktır.  

Hayvancılık yapan yetiştiricilerin artık üretimin maliyetini değil de, üretim yapmamanın hesabını yapmaktadırlar. Üretimden çıkan insanımızın tekrar dönmesi de mümkün görünmemektedir. Üretimden vazgeçmek demek üretimin azalması demektir. Bu şekilde olursa herkes çok ağır bedeller ödeyecektir.

Üreticinin eli gübreye girmiyor Tarımsal girdi fiyatlarında ki artış çiftçinin ana gündem maddesi olmaya devam ediyor. Çiftçimiz bu artan gübre fiyatlarından dolayı bu sene tarım arazilerinde yeterli ölçüde gübre kullanamayacak gibi görünüyor. Buda haliyle her türlü gıda ürününde rekolte düşüşlerine sebep olacak ve buda az ürün olması nedeniyle vatandaşa aşırı fiyatlı ürünler olarak yansıyacaktır.  

Hepimizin aynı teknede olduğumuz bilinerek gerekli adımlar atılmalı. Çiftçimizi rahatlatan destekler olmazsa ve girdi maliyetleri düşürülmezse çiftçi üretemeyecek, üretilen az ürün fahiş fiyata satılacak vatandaş mağdur olacak. Bu süreçler sonrasında bu sıkıntılarda ülkenin ekonomisine olumsuz yansıyacaktır.  

Mazot fiyatlarındaki afaki zamlar, traktörlerin çalışmasını durdurdu.  

Son yapılan zamlarla Çiftçilerimiz Traktörlerini çalıştırıp tarlalarını sürmekten çekinir hale geldi. Gemilere ekonomik kalkınma için yapılan indirimli mazot fiyatları gibi çiftçimize de maliyetine fiyatlar verilmiş olsa biliyoruz ki üretimiz atıl durumda olan binlerce dönüm araziyi de sürüp tarıma döndürecektir.  
17 Şubat 2022 Perşembe

Arıcılara %50 hibeli Kovan desteklemesi başvuruları başladı.

Detay:

Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Arıcılara %50 hibeli Kovan desteklemesi yapılacağını duyurdu. 

Başkan Altay yaptığı açıklamada "Konya Arıcılar Birliği üyesi üreticilerimize %50 hibeli arı kovanı desteklemesi yapılacak. 
Üreticilerimiz 28 Şubat tarihine kadar Arıcılar Birliğine müracaat edebilirler. 

Bereketli olsun" dedi. 
16 Şubat 2022 Çarşamba

​Bozkır’da IPARD 11. Çağrı Hibe Toplantısı gerçekleştirildi.

Detay:

Konya Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu İl Koordinatörlüğü'nce yapılacak olan IPARD 11. Çağrı Hibe Tanıtım Toplantısı Bozkır'da gerçekleştirildi.  


Bozkır Toplantı salonunda düzenlenen toplantıda katılımcılara, IPARD kapsamındaki hibeler ve bu hibelere başvurular hakkında detaylı bilgilendirmelerde bulunuldu.  

Toplantıda açıklamalarda bulunan Konya Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu İl Koordinatörü Yavuz Uysal "Konya Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu olarak 150 adet sektöre kurum olarak destek veriyoruz.  

Bozkır ilçemizi kırsal alanda yer almasından dolayı ciddi anlamda önemsiyoruz. Bozkır ilçemizden şuana kadar çok ciddi bir başvuru yapılmadı. Bu toplantımızın ve Konya'ya bağlı diğer kırsal ilçelerde yaptığımız toplantıların amacı bu ilçelerde bilgilendirmelerin artırılarak bu ilçelerdeki vatandaşlarımızın ve kurumların başvurularının artırılmasıdır" dedi.  

Bozkır Belediyesi Toplantı Salonunda düzenlenen toplantıya çok sayıda çiftçinin yanısıra ilçeye bağlı Mahalle muhtarı, Bozkır Ziraat Odası Başkanı Ali Öztürk ve Bozkır İlçe Tarım ve Orman Müdürü Halil Durmuş Katıldı.  
10 Şubat 2022 Perşembe

Toros Dağları için ​Çığ Tehlikesine Dikkat!

Detay:

Bölgemizde gerçekleşen kar yağışları özellikle dağlık kesimlerde yüksek kar örtüsü  oluşmasına sebep olmuştur. Önümüzdeki günlerde hava sıcaklıklarının bölge genelinde  3 ila 5 derece artması beklenmektedir.

Yapılan son değerlendirmelere göre; Konya, Karaman ve Niğde'nin Toros Dağları  kesimlerinde yüksek kar örtüsü bulunan eğimli yerlerde, önümüzdeki bir haftalık  periyotta çığ tehlikesi bulunmaktadır.

Yetkililerin, vatandaşlarımızın dikkatli ve tedbirli olması, Meteoroloji Genel  Müdürlüğü'nün yayınlayacağı rapor ve meteorolojik uyarıları takip etmeleri önem arz  etmektedir.

Başlama-Bitiş Zamanı

10.02.2022 13:00-18.02.2022 09:00

Oluşması Muhtemel Riskler

Çığ Tehlikesi - Ulaşımda Aksamalar

Alınabilecek Muhtemel Önlemler:

Çığ Tehlikesinden Korunma Yöntemleri :http://mgm.gov.tr/site/yardim2.aspx?=CIG

Uyarı Yapan Merkez
Meteoroloji 8.Bölge (Konya) Müdürlüğü Bölge Tahmin ve Uyarı Merkezi (BTUM)  

3 Şubat 2022 Perşembe

DSİ'den Bozkır Barajı içerikli Sular yükseliyor paylaşımı.

Detay:

Devlet Su İşleri DSİ'nin Sosyal Medya hesabından yapılan paylaşımda Bozkır Barajına ve yağışlara yer verildi. 

Barajın teknik bilgilerininde yer aldığı paylaşımda "Kar Bereketi Etkili Olmaya Başlıyor ❄

Bozkır' da Sular Yükseliyor 💦

👉Bozkır Barajı temelden 116 metre yüksekliğe ve 361 milyon m3 su depolama kapasitesine sahiptir. 

#SuyunGücüMilletleBuluşuyor" denildi. 

Paylaşımda ki görsellerde barajın su tutan alanın buzla kaplı olduğu görünüyor. 
1 Şubat 2022 Salı

Meteorolojiden Bozkır için uyarı

Detay:

Meteorolojiden yapılan açıklamada Kuvvetli Yağışlara Dikkat edilmesi gerektiği ve olası 
📍Kuvvetli Rüzgar,
📍Baca Gazı Zehirlenmeleri,
📍Hızlı Kar Erimeleri,
📍Sel ve Su Baskınları,
📍Buzlanma ve Don Olayı,
📍Çığ Riski gibi oluşması muhtemel risklere karşı vatandaşlarımızın tedbirli ve dikkatli olması önem arz etmektedir denilmektedir. 

Detaylar görselde tam ekran yapın 

​Ocak ayı üretici market fiyatları

Detay:

TZOB Genel Başkanı Bayraktar;

-"Ocak ayında üretici ile market arasındaki fiyat farkı 4 buçuk kata yaklaştı"

-"Ocak ayında üretici ile market arasındaki fiyat farkı en fazla yüzde 339,50 ile elmada görüldü"

-"Ocak aylarında hava sıcaklıklarının normallerinin altında gerçekleşmesi ve ülke genelinde kar yağışlarının fazla olması yurdun pek çok yerinde üreticinin tarlasına girememesine, ürünlerin kar altında kalmasına ve hasadın zorlaşmasına sebep oldu"

-"Aşırı soğuklara bağlı olarak seralarda ısınma maliyetleri arttı. Soğuğa bağlı verim düşüklükleri, hasat sürelerinin uzaması ve arzın azalması da üretim maliyetlerini artırdı"

-"Kuru soğanda rekolte fazlası var. Üretici ihracatta yeni pazarlar bulunmasını talep ediyor"

-"Limonda Mayer'den sonra Enterdonat çeşidi de alıcı bulamadı ve dalında kaldı. Dikenli limonda da fiyat düşüşleri yaşandı. Son günlerde yaşanan soğuklar sebebiyle bazı bölgelerde narenciye dondan etkilendi. Çiftçi bahçelerde nöbet tutuyor"

 Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Ocak ayında üretici ile market arasındaki fiyat farklılıklarını değerlendirdi.

Ocak ayında üretici ve market arasındaki fiyat farkının en fazla yüzde 339,50 ile elma da görüldüğünü bildiren Bayraktar, detayları paylaştı:

"Elmadaki fiyat artışını yüzde 293,65 kuru soğan, yüzde 287,10 portakal, yüzde 236,19 yeşil mercimek, yüzde 224,04 marul ve yüzde 222,38 nohut takip etti.

Elma 4,4 kat, kuru soğan ve portakal 3,9, yeşil mercimek 3,4 kat, marul ve nohut 3,2 kat, limon ve kuru üzüm 3,1 kat fazlaya tüketiciye satıldı.

Üreticide 2 lira olan elma 8 lira 79 kuruşa, 63 kuruş olan kuru soğan 2 lira 48 kuruşa, 1 lira 55 kuruş olan portakal 6 liraya, 8 lira 18 kuruş olan yeşil mercimek 27 lira 50 kuruşa, 2 lira 8 kuruş olan marul 6 lira 74 kuruşa, 8 lira 40 kuruş olan nohut 27 lira 8 kuruşa, 2 lira olan limon 6 lira 14 kuruşa satıldı."

 Bayraktar, "Ocak ayında, markette 43 ürünün 37'sinde fiyat artışı, 5'inde fiyat azalışı görüldü. Üreticide ise 35 ürünün 19'unda fiyat artışı, 5'inde fiyat azalışı meydana geldi. Üreticide 11 üründe fiyatlar değişmezken, markette 1 ürünün fiyatı değişmedi" dedi ve açıklamasını şöyle sürdürdü:

"Ocak ayında fiyatı en fazla artan ürün, marketlerde sivri biber, üreticilerde maydanoz olurken, marketlerde ve üreticide fiyatı en fazla düşen ürün kuru soğan oldu. Pirinçte ise fiyat değişimi yaşanmadı.

Markette en fazla fiyat artışı yüzde 91,32 ile sivri biberde görüldü. Sivri biberdeki fiyat artışını yüzde 75,15 ile maydanoz, yüzde 74,52 ile kabak, yüzde 69,56 ile salatalık, yüzde 56,70 ile yeşil soğan, yüzde 56,11 ile patlıcan, yüzde 35,79 ile mandalina, yüzde 27,65 ile lahana, yüzde 26,13 ile nohut, yüzde 26,03 ile ıspanak, yüzde 24,61 ile domates, yüzde 22,80 ile limon izledi.

Markette fiyat düşüşü yüzde 19,48 ile en fazla kuru soğanda görüldü. Kuru soğandaki fiyat düşüşünü yüzde 10,36 ile toz şeker, yüzde 9,64 ile portakal, yüzde 2,43 ile yoğurt, yüzde 1,24 ile yumurta takip etti.

Ocak ayında üretici fiyatlarında, havuç, elma, kuru fasulye, kırmızı mercimek, yeşil mercimek, nohut, pirinç, kuru kayısı, kuru üzüm, kuru incir ve zeytinyağı fiyatında değişim olmazken, kuru soğan yüzde 30 azalmayla fiyatı en fazla düşen ürün oldu.

Kuru soğandaki fiyat düşüşünü, yüzde 16,22 ile portakal, yüzde 11,89 ile limon, yüzde 10,37 ile patates, yüzde 2,80 ile yumurta izledi.

Üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 174,76 ile maydanozda görüldü. Maydanozdaki fiyat artışını yüzde 159,56 ile mandalina, yüzde 101,24 ile yeşil fasulye, yüzde 100 ile sivri biber, yüzde 96,95 ile kabak, yüzde 92 ile patlıcan, yüzde 61,48 ile yeşil soğan, yüzde 57,05 ile salatalık, yüzde 51,11 ile ıspanak, yüzde 40,54 ile marul, yüzde 34,56 ile domates, yüzde 20,26 ile pırasa takip etti."

 TZOB Genel Başkanı Bayraktar, fiyat değişimlerinin sebeplerini ise şöyle açıkladı:

"Ocak aylarında hava sıcaklıklarının normallerinin altında gerçekleşmesi ve ülke genelinde kar yağışlarının fazla olması yurdun pek çok yerinde üreticinin tarlasına girememesine, ürünlerin kar altında kalmasına ve hasadın zorlaşmasına sebep oldu.

Aşırı soğuklara bağlı olarak seralarda ısınma maliyetleri arttı. Soğuğa bağlı verim düşüklükleri, hasat sürelerinin uzaması ve arzın azalması da üretim maliyetlerini artırdı.

Salatalık, kabak, yeşil fasulye, biber, domates, patlıcanda içinde bulunduğumuz dönemde arz örtü altından sağlanmakta olup, hava sıcaklıklarının düşmesi ile birlikte bitki gelişiminin yavaşlamasına bağlı olarak hasat edilen ürün miktarındaki azalma fiyat artışına yol açtı.

Kışlık sebzelerden ıspanak, pırasa, lahana, karnabahar gibi ürünlerde de düşük hava sıcaklıkları nedeniyle ürünlerin yavaş gelişmesinin yanı sıra, tüm ülkemizi etkisi altına alan düşük hava sıcaklıklarının kışlık sebzeleri olumsuz etkilemesi de fiyatlarda artışa yol açtı.

Kuru soğanda rekolte fazlası var. Üretici ihracatta yeni pazarlar bulunmasını talep ediyor. Toprak Mahsulleri Ofisinin müdahale etmesini talep ediyor.

Üretici patateste Aralık ayında Ödemiş de patates sökümlerinin çoğalmasıyla ay ortasında 2 liraya kadar düşüş yaşadı. Havaların soğuması ile sökümler durdu ve tekrar artmaya başladı.

Limonda Mayer'den sonra Enterdonat çeşidi de alıcı bulamadı ve dalında kaldı. Dikenli limonda da fiyat düşüşleri yaşandı.

Son günlerde yaşanan soğuklar sebebiyle bazı bölgelerde narenciye dondan etkilendi. Çiftçi bahçelerde nöbet tutuyor.

Üreticideki fiyat artışı mandalina çeşidi farklılığından kaynaklanıyor. Mandalina da erkenci çeşitlerden sonra şuanda geçci çeşit w-murcott çeşidi daha çok piyasa da bulunmaktadır. Mandalina da geçen ay ve bu ay çeşitlerin hasadının farklı olması sebebiyle fiyatlar yükselmiş gibi görünüyor.

Geçen ay w-murcott çeşidi 5 lira 13 kuruştan alıcı bulurken Ocak ayında yüzde 7 buçuklara varan oranda düşüşle 4 lira 75 kuruşa düştü. Havaların soğumasıyla talep artışı olmasına rağmen üreticideki fiyatlar yükselmedi."
31 Ocak 2022 Pazartesi

Bozkır'da %75 Hibeli ​Azkan Çeşidi nohut tohumu dağıtılacak.

Detay:

Tarım Bakanlığımızın 2019-2023 stratejik planları doğrultusunda yürüttüğü "Tarım Arazilerinin Etkinleştirilmesi Projesi" kapsamında, bitkisel ürünlerde arz güvencesini sağlamak, nadas alanlarının etkin şekilde kullanılması ve sektörün taleplerine uygun sertifikalı tohum kullanımının artırılmasına yönelik olarak; İl Müdürlüğümüzce hazırlanan "Baharlık Hububat ve Baklagil Alanlarının Etkinleştirilmesi Projesi" %50 Bakanlığımız, %25 YİKOP/Konya Büyükşehir Belediyesi ve %25 çiftçi katkısı ile yürütülecek olup ilçemizdeki çiftçilere sertifikalı (Azkan Çeşidi) nohut tohumu dağıtımı yapılacaktır.

Dağıtımı yapılacak tohumların kesinlikle 2022 Yılı "Baharlık Ekim" yapmak koşuluyla (güzlük ekim yapılmayacak) verilecektir.

Projenin etkinliğini ölçmek üzere çiftçi bazında izleme ve değerlendirme yapılacaktır.

Belirtilen koşullarda projeden faydalanmak isteyen çitfçilerimizin nohut tohumu talebi ön başvurularını 04 Şubat 2022 tarihine kadar İlçe Müdürlüğümüze şahsen yapmaları gerekmektedir.
29 Ocak 2022 Cumartesi

Konya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nden vatandaşlara çağrı

Detay:

Konya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, yüksek rakımlı ilçelerde ağaçların yükünü azaltmak için vatandaşlara çağrıda  bulundu.

Konya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'nden yapılan açıklamada, "İlimizde Toros dağlarının bulunduğu yüksek rakımlı Hadim, Taşkent, Bozkır, Derbent, Ahırlı, Halkapınar, Seydişehir, Akşehir , Ereğli ve diğer ilçelerimizde yoğun kar yağışı nedeni ile meyve ağaçlarının üzerinde kar birikmelerinden dolayı bitkilerin dal ve gövdelerinde kırılmalar oluşabilir. 


Meyve dallarının  kırılmalarını önlemek, ağacın gövdelerinde yarılmaların önüne geçmek amacı ile ucu çomak vaziyetinde  bükülmüş demir çubukları vb aparatlarla dallar silkelenmeli kar yükü azaltılmalıdır. Basit ve masraf gerektirmeyen bu uygulamaları yapmaz isek yıllarca ürün almak için beklediğimiz bahçeleri çabuk kaybedebiliriz. Aksi takdirde kar yükü arttıkça  dalların kırılması sonucu meyve üretiminde kayıplara neden olacaktır.İş güvenliği tedbirlerini dikkate alarak uygulamalar yapılmalıdır" denildi.
20 Ocak 2022 Perşembe

​TZOB Genel Başkanı Bayraktar, 2021 yılını değerlendirdi ve 2022 beklentilerini açıkladı

Detay:

 Ankara - 10.01.2022 - Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, görüntülü basın açıklamasında tarım sektörünün 2021 yılını değerlendirdi 2022 yılı beklentilerini açıkladı.

 2021 yılının ülkemizde neredeyse tüm sektörler için oldukça zor geçen ve olumsuz sonuçlarla karşılaştığımız bir yıl olduğunu belirten Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Tarım sektörü de bu zorluk ve olumsuzluklardan etkilendi. Gerek 2020 yılında başlayan pandeminin devam etmesi, gerekse yurdun üçte ikisini önemli derecede etkileyen kuraklık, hem tarım ürünleri arzında daralmaya ve fiyatlarda istikrarsızlığa yol açtı. Hem de istihdamda ve sosyoekonomik yaşantıda bir dizi sıkıntıyı beraberinde getirdi. Diğer taraftan, 2021 yılında döviz kurundaki anormal artışlar, tarımsal girdi fiyatlarındaki küresel ve ülkesel dalgalanmalar sonucu sorunlarımız daha da arttı.

2021 yılında yaşadıklarımız tarımsal üretimin ne kadar önemli olduğunu ve asla ihmal edilemeyecek bir sektör olduğunu bize somut delilleriyle gösterdi. Gıda ürünlerinde görülen yüksek fiyatlar ve bazı ürünlere erişimdeki sorunlar, yediden yetmişe toplumun her kesimine tarımın milli güvenliğimizin en önemli bileşenlerinden biri olduğunu açıkça gösterdi.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak, '2021 yılı değerlendirmesini' yaparken tarım sektörümüzde yaşanan gelişmelerin yanı sıra ürün bazında gerileme ve sorunları da kamuoyumuzla paylaşacağız."

 Tarımda Ekonomik Göstergeler: Üretim, Büyüme, Örgütlenme

Bayraktar, öncelikle tarım sektörümüzün ülke ekonomisi içindeki yerini ve yaptığı katkıları şöyle özetleyebiliriz dedi ve devam etti:

"2021 yılının ilk 9 aylık verilerine göre tarım sektörü, Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'nın yüzde 6'sını sağladı. Tarım sektöründeki büyüme, 2020 yılında yüzde 5,9 iken, 2021 yılının Ocak-Eylül döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 2,9 oranında azaldı. Tarımdaki gerilemenin temel nedeni, bitkisel üretimde yaşanan azalış oldu.

2020-2021 üretim sezonunda yaşanan şiddetli kuraklık ve diğer afetler, en fazla arpa, buğday ve baklagil ürünlerinde verim kayıplarına neden oldu. 2021 yılı toplam bitkisel üretim, bir önceki yıla göre yüzde 6,1 azalarak, 126 milyon tondan 118,4 milyon tona geriledi. Hayvansal üretimde ise Ocak-Ekim döneminde yumurta üretimi yüzde 2,3 azalırken, tavuk eti ve sanayiye aktarılan süt miktarı yüzde 2,1 oranında arttı.

Öte yandan tarım sektörü, istihdamdaki önemini koruyor. Ekim ayları itibarıyla 2020'de yüzde 18 olan tarımın istihdamdaki payı, 2021'de yüzde 17,1'e geriledi.  2021 yılının Ekim ayında ise tarım 5 milyon kişiye istihdam sağladı. Tarım sektörü, işsizliği 1,7 puan düşürerek yüzde 12,9'dan yüzde 11,2'ye çekti.

Tarım üretici fiyatları enflasyonu Kasım ayında yıllık bazda yüzde 24,35 artarken enflasyon Aralık'ta yüzde 36,08, gıda enflasyonu 43,80 arttı. Ocak-Kasım döneminde gıda ve tarım ihracatı bir önceki yıla göre yüzde 20,5 artarak 18 milyar 522 milyon dolardan 22 milyar 326 milyon dolara yükseldi. Aynı dönemde gıda ve tarım ithalatı bir önceki yıla göre yüzde 15,7 artarak 13 milyar 498 milyon dolardan 15 milyar 623 milyon dolara yükseldi. Böylece tarım ve gıda dış ticareti fazlası Ocak-Kasım döneminde bir önceki yıla göre yüzde 33,4 artarak 5 milyar 24 milyon dolardan 6 milyar 702 milyon dolara yükseldi.

Tarımsal örgütlenmedeki yetersizlik sektörün önemli yapısal sorunlarından biridir. Tarımda üretici örgütleri sayı olarak fazla olmasına karşın idari ve mali açıdan güçlü değildir. Görev ve fonksiyonlarını tam olarak yerine getirememektedirler. Ekonomik örgütlenmenin yetersiz kalması; tarımda üretim planlaması yapılamamasına, pazarlamada sorunlara, fiyat ve gelir istikrarsızlığının oluşmasına neden olmaktadır. Bu nedenle, tarladan markete 5-6 kata varan fiyat artışları görülmektedir. Çiftçiler maliyetine, hatta bazen maliyetin altına ürününü elden çıkarırken, tüketiciler de makul fiyatlarla ürün tüketememektedir."

 Tarımsal destekler: Destekleme Bütçesi, Girdi Destekleri, Destek Birim Fiyatları

Bayraktar, açıklamasında tarımsal desteklerle ilgili yaşanan gelişmeleri de paylaştı:

"2021 yılı bütçesinde tarım sektörüne tarımsal destekler için bir önceki yıla göre yüzde 4,7'lik artışla 22 milyar 966 milyon lira kaynak ayrıldı. 2022 yılı destek bütçesi ise 25 milyar 834 milyon olarak planlandı. Her ne kadar destek bütçesinde artış yapılmış olsa da girdi fiyatlarında, örneğin gübrede yüzde 400'leri aşan fahiş artışlar dikkate alındığında belirlenen bu rakamın yetersiz olduğu görülüyor.

Destek bütçesinin Tarım Kanunu'nda belirtildiği gibi Gayrisafi Milli Hasıla'nın en az yüzde 1 oranında olması gerekirken, bu rakam yüzde 0,35 düzeylerinde kaldı.

2021 yılı desteklerinde;

Alan bazlı tarımsal desteklerin yüzde 17,4 oranında artacağı ve 5 milyar liradan 5,9 milyar liraya çıkacağı hesaplanmaktadır.

Prim desteklerin yüzde 5,6 oranında azalarak ve 5,4 milyar liradan 5,1 milyar liraya düşeceği tahmin edilmektedir.

Hayvancılık desteklerinin ise yüzde 6,2 azalarak 7,9 milyar liradan 7,4 milyar liraya düşeceği öngörülmektedir.

Kırsal kalkınma amaçlı tarımsal destekleme bütçesinin de yüzde 114,9 artışla 814 milyon liradan 1,7 milyar liraya çıkacağı tahmini yapılmaktadır.

Tarım sigortası destekleme hizmetleri bütçesinin yüzde 15,1 azalışla 1,5 milyar liradan 1,3 milyar liraya düşeceği öngörülmektedir.

Diğer tarımsal amaçlı desteklerin ise yüzde 15,3 artışla 1,1 milyar liradan 1,3 milyar liraya çıkacağı hesaplanmaktadır.

Girdi destekleri içinde en önemli payı mazot ve gübre destekleri almaktadır.

Bilindiği üzere mazotta yüzde 18 katma değer vergisi (KDV) yükü vardır.

Mazot desteği 2020 yılında 2 milyar 901 milyon lira iken, 2021 yılında yüzde 6,1 azalışla 2 milyar 724 milyon lira olmuştur.

Gübre desteği ise, 2020 yılında 840 milyon lira iken, 2021 yılında yüzde 90,6 artışla 1 milyar 601 milyon lira olmuştur."

 "Tarımsal Girdilere Yapılan Zamlar Karşısında Destekler Çok Yetersiz Kalıyor"

Tarımsal girdilerde yapılan zamlara karşın desteklerin yetersiz kaldığını belirten TZOB Genel Başkanı Bayraktar, açıklamasını şöyle sürdürdü:

"Kuraklık ve her yıl yaşadığımız diğer afetler dikkate alındığında bu zamlarla birlikte 2022 yılı tarım sektöründe zorlu geçecek. Bu duruma hükümet seyirci kalamaz. Çiftçimiz zaten gübre ve mazottaki yüksek artışlar nedeniyle sonbahar ve kış ekimini yapamadı. Ekim yapanlar ise gübreyi yetersiz kullandı veya hiç kullanamadı.

Yılbaşında yapılan bu yeni zamlar girdi maliyetlerini daha da artıracak, girdi kullanımını daha da azaltacaktır. Yeni elektrik fiyatlarıyla sulama da yapılamayacaktır. Sadece sulamadan dolayı çiftçimizin elektrik fiyatları 2 kat arttı. Bu maliyetleri karşılayamayan üreticilerimiz üretimden vazgeçecek, fiyatlar yükselecek, hem çiftçilerimiz hem tüketicilerimiz zarar görecek, gıdaya ulaşım da zorlaşacaktır. Zaten sıkıntı içinde olan hayvancılık sektörü, yem fiyatlarındaki artış, çiğ süt ve karkas fiyatlarının para etmemesi sonucu daha zor günler yaşayacaktır. Sektör yeni bir kriz ile karşı karşıyadır.

Maliyetlerin aşırı artması karşısında girdi desteği çok yetersiz kaldı. Bitkisel ve hayvansal üretim yapan üreticilerimize moral verecek yeni destekleri acilen devreye sokmazsak, ülke olarak üretimi değil, ithalatı desteklemiş oluruz. 2022 yılı insanımız için zor bir yıl olur. Ülke olarak ağır faturalar öderiz. Sonra çok pişman oluruz, ancak ahlar vahlar para etmez."

 Tarımsal girdi kullanımı: Gübre, Mazot, Tohum, Elektrik

Bayraktar, tarımsal girdinin önemli kalemleri olan gübre, mazot, tohum ve elektrik konusunda ise şöyle konuştu:

"2021 yılının Eylül ayından itibaren gübre fiyatlarındaki aşırı yükseliş beraberinde gübre kullanımında azalmayı getirdi. Artan gübre fiyatları dikkate alındığında, 2021 yılında hububatta dekara 20 lira, diğer ürünlerde dekara 8 lira olan destek çok yetersiz kaldı. Gübre desteğinin bazı ürünlerde gübre maliyetini karşılama oranı yüzde 1'lere kadar düştü. Gübre desteği de anlamını yitirdi. Gübre fiyatlarının yarısının devlet tarafından destek olarak verilmesi sağlanmalıdır.

Önemli bir tarımsal girdi olan gübrede, Aralık ayı itibariyle son 1 yılda, amonyum sülfat gübresi yüzde 437, üre gübresi yüzde 403, amonyum nitrat gübresi yüzde 371, DAP gübresi yüzde 294 ve 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 261 oranında arttı. Gübre kullanımının sürdürülebilir olması için gübre fiyatlarının makul seviyelerde tutulması gerekiyor.

2022 yılında yetersiz gübre kullanımının ülkemize faturası ağır olur. Dövizdeki artış nedeniyle bazı tarım ilaçları fiyatlarında da yüzde 70'e varan oranlarda artışlar yaşandı. Geçen yıla göre süt yemi yüzde 97,1, besi yemi yüzde 96,5 oranında arttı. Aralık ayının 20'sinden sonra döviz kurunda görülen düşüşlere bağlı olarak pek çok gıda ürününde ve tarımsal girdi fiyatlarında beklenilen düşüş yaşanmadı. Bu durumda gübre fiyatlarında da kayda değer oranlarda indirim olmadı.

Kimyasal gübreleri ucuza ithal ettikleri halde fiyatlarını daha pahalıya ithal eden firmalarla bir tutan ve bunun yanında haksız bir şekilde kâr marjlarını artıran ithalatçılar ve dağıtıcılar bulunuyor.

Gübre piyasasının istikrarsızlığından yararlanarak haksız kazanç elde eden bu firmaların ve dağıtıcıların, Ticaret Bakanlığınca denetlenerek piyasa fiyatlarının düzenlenmesi açısından gübre fiyatlarını maliyet ve onun üzerine adil bir kâr düzeyine getirmeleri sağlanmalıdır. Bu bağlamda gübre üreten ve ithal eden tüm sektörün dünya gübre fiyatlarının yüksekliği karşısında üreticilerin gübreye taleplerini haksız kazanca dönüştürme çabasına girmemeleri gerekiyor.

Üreticinin sırtından haksız gelir elde etmeye çalışmak, tarımsal üretime vurulacak en büyük darbelerden birisidir.

Diğer önemli bir girdi ise mazottur. Mazot fiyatları, 2021 yılında yüzde 73,8 artarak 6 lira 68 kuruştan 11 lira 56 kuruşa yükseldi. Ancak, 31 Aralık 2021'den 8 Ocak 2022'ye kadar geçen sadece bir haftalık zaman diliminde mazotun litre fiyatına yüzde 19,64 zam yapıldı. Tarımın bu en önemli girdisi 2022 yılının daha en başında 11 lira 56 kuruştan 13 lira 83 kuruşa çıktı ve 1 litre mazot 1 doları geçti.

Gıda arzına olan ihtiyacın geçmiş yıllara göre daha da arttığı günümüzde, tarımsal üretimin başlangıcı olan tohumun önemi her geçen gün artıyor. Gıda zincirinin ilk halkası olan tohum, biyolojik ve kültürel çeşitliliğin ise temelini oluşturuyor. Dünyada ve ülkemizde ekim alanları giderek daraldığından, üretimi arttırmanın tek yolu verimliliği artırmaktır. Bu nedenledir ki tohum üretiminin artırılması ve tohum ihtiyacımızın yurt içinden karşılanması önem taşıyor.

Sertifikalı tohum üretimi 2020 yılında bir önceki yıla göre yüzde 8,6 artarak 1 milyon 242 bin 65 tona ulaştı. Sertifikalı tohum üretim miktarının içerisinde en fazla pay alan tohum türü, 500 bin 574 ton ile buğdaydır.

Ekilişlerin bu yıl Kasım ayına sarkması ve kuraklık nedeniyle hububat piyasasında görülen aşırı daralma tohumluk fiyatlarını da etkiledi. Kasım ayında piyasada 2020'ye göre buğday tohumluğu için yüzde 75'i, arpa tohumluğu için ise yüzde 100'ü aşan fiyat farklılıkları oldu. Sertifikalı tohum fiyatlarında yüzde 100'lere varan artışlar yüzünden çiftçimizin sertifikalı tohumluk kullanımında ciddi azalma yaşandı. Bu durum rekoltede ve kalitede kayıplara neden olacak. Bu nedenle sertifikalı tohum kullanımına verilen destekler artırılmalı, üretici teşvik edilmelidir. Sertifikalı tohum fiyatları da olabildiğince düşük tutulmalıdır.

Ayrıca son yıllarda iklim değişikliğinin de etkisiyle yaşanan kuraklık, tohumun ne denli önemli olduğunu bir kez daha ortaya çıkardı. Özellikle kuraklık riski olan bölgelerde kuraklığa dayanıklı tohum çeşitlerinin daha da geliştirilip çiftçiye ulaştırılması sağlanmalıdır. Çiftçimizi kaliteli tohum kullanmaya teşvik etmek gerekirken, yapılan zamlarla çiftçimiz bırakın kaliteli tohum kullanmayı, tohum bile kullanamaz hale geldi. Bu durum üretime büyük darbe vuracaktır.

Tarımsal sulamada üreticilerimizin karşı karşıya kaldığı sorunların başında elektrik fiyatları geliyor. Özellikle fon, pay ve vergi dahil, 2020 yılı Aralık ayı itibarıyla 85,2 kuruştan elektrik alan üreticilerimiz 2021 yılı Aralık ayında yüzde 22,2'lik artışla 104,1 kuruştan elektrik kullanmak zorunda kaldı. Üreticilerimiz mesken abone grubuna göre yüzde 16,34 daha pahalı elektrik kullandı.

Diğer taraftan, 2021'de zaten çok pahalı olan elektrik fiyatları nedeniyle büyük maliyet artışlarını göğüslemek zorunda kalan üreticilerimiz indirim beklerken, 31 Aralık 2021 gece yarısı elektriğe gelen ve 01 Ocak 2022 tarihinden itibaren geçerli olan astronomik zamlar sonucunda yıkıldı.

2022 zammıyla tarımsal sulamada kullanılan elektrikte, tek zamanlı alçak gerilim fiyatında 2021'e göre yüzde 94,8 oranında fiyat artışı oldu.

2021 Aralık ayında, 'KDV ve diğer kalemler' hariç tek zamanlı alçak gerilim birim fiyatı kilovat saatte 86 kuruş iken, gelen zamla birlikte kilovat saatte 167 buçuk kuruşa yükseldi. Artan elektrik fiyatları üretimin sürdürülebilirliği için büyük bir tehdit unsuru haline geldi. Üreticilerimiz bu elektrik fiyatlarıyla üretim yapamaz hale geldi.

Üreticilerimizin verimli bir şekilde üretime devam edebilmeleri için elektrik fiyatları makul düzeye çekilmelidir. Tarım sektörünün stratejik önemi göz önüne alınarak, tarıma pozitif ayrımcılık yapılmalıdır.

Elektrikte uygulanmakta olan yüzde 18 KDV oranı artan maliyetler karşısında ezilen çiftçilerimiz için yüzde 1'e indirilmelidir. Elektrik mutlaka desteklenmeli, tarifede ciddi bir indirim yapılmalıdır. Aylık fatura düzenlenmesi de üreticilerimizi sıkıntıya sokmaktadır. Gerekli düzenlemeler yapılarak ürünlerin hasat dönemi dikkate alınıp, yılda bir ya da iki kez olacak şekilde tahsilat yapılması sağlanmalıdır.

Çiftçilerimiz gübre, mazot, sertifikalı tohum, elektrik ve ilaç kullanmaktan korkuyorsa ve kaçıyorsa üretmekte ciddi bir sorun var demektir. Çiftçimizi toprağa ısındırmalıyız, korkularını bertaraf etmeliyiz.

Üretmek için değil, sadece rant için toprak alanların sayısı hızla artıyor. Bu durumu seyredemeyiz, görmezden gelemeyiz. Acil olarak çiftçilerimizin tarlasını satmasını önleyecek, üretimde kalmasını sağlayacak tedbirleri almalıyız. Taşıma suyla değirmen dönmez. İthalatla ülkeyi doyurma imkânı yoktur. Çok üzülürüz. Son pişmanlık fayda etmez."

 Tarımın Finansmanı: Krediler, Faizler, Borçlar

"Çiftçilerimizin 2021 yılında da finansman sıkıntıları yaşadı" diyen Bayraktar, açıklamasını şöyle sürdürdü:

"Son yıllarda afetlerin de etkisiyle çiftçilerimizin kredi borçları arttı. Çiftçilerimizin bir kısmı, başka bankalardan yüksek faizle aldığı kredilerle borcunu kapatmak zorunda kaldı.

Üreticilerimize kredi sağlayan kamu kurumlarının faiz oranları da oldukça yüksektir. Tarımsal kredilerde Ziraat Bankası tarafından en düşük uygulanan yılık cari faiz yüzde 16, Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından uygulanan yıllık en düşük faiz oranı ise yüzde 22'dir. Diğer bankalarda ise bu oranlar yüzde 25-30 arasında değişiyor.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu verilerine göre, 2020 yılı Eylül ayında 128,2 milyar lira olarak gerçekleşen tarım ve balıkçılık nakdi ve takipteki toplam kredi bakiyesi, 2021 Eylül ayına kadar 156 milyar liraya ulaştı. Son bir yıllık süreçte bankalardan kredi kullanımı yüzde 21,7 oranında arttı.

Dünyada artan ürün fiyatları gıda fiyatlarını da olağanüstü artırdı. Bu yıl aydan aya hızla artan fiyatlardan, ürününü özellikle temmuz ve ağustos aylarında hasat eden ve satışını yapan üreticilerimiz yeterince faydalanamadı. Diğer taraftan, bu yıl başta şiddetli kuraklık olmak üzere yaşanan doğal afetler nedeniyle ekonomik geliri azalan ve krediye daha fazla ihtiyaç duyan tarım sektöründe sorunlar daha fazla arttı. Geçmiş yıllardan birikerek gelen ve bu sene yeterli geliri elde edemeyen çoğu üretici, artan kredi borcunu ödeyemedi.

2021 yılında yaşanan afetlerden zarar gören üreticilerin düşük faizli kredi borçları ertelemesi 3 Ocak 2020 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı doğrultusunda yapıldı. Bu karar gereği afet yaşayan çiftçilerin borçlarına, kredinin 1 yıl süreyle ertelenmesi halinde yıllık yüzde 12,75, beş yıl taksitlendirme seçeneğinde ise yıllık yüzde 13,6 oranında faiz uygulandı. Uygulanan faizlerin yüksekliği ve çiftçinin kredi borcunun sadece zarar gören oran kadar ertelenmesi gibi nedenlerle bu karar yeterince fayda sağlayamadı.

Tarım Kredi Kooperatiflerine olan kredi borçlarının ödenememesi ile ilgili yapılan başvurular sonucu 31 Aralık 2020 tarihi itibariyle tasfiye olunacak alacaklar hesabına aktarılan kredi borçları yapılandırıldı. İçinde bulunulan zor süreçte çiftçinin kooperatifi olan Tarım Kredi Kooperatifleri Birliği Kasım ayında biten bu süreyi yeniden uzatmalıdır. Ayrıca, özellikle Tarım Kredi Kooperatiflerinin yapılandırmada peşinat talep etmesi çiftçilerin faydalanmasını engelliyor.

Kurumların yapılandırma uygulamalarından faydalanamayan veya borç yapılandırması yapılmayan çiftçilerin borçları için icra süreci başlatılıyor. Çiftçi borçlarına yönelik yapılan açıklamalarda, Bankalar ve Tarım Kredi Kooperatiflerinin takipteki borçlu sayısı az gösterilmekte, çiftçinin önemli bir kısmının borcunu ödediği ifade edilmektedir.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu verilerine göre 2020 yılı Eylül ayında 5,3 milyar lira olan takipteki kredi tutarı, 2021 Eylül ayında yüzde 14,8 oranında azalarak 4 buçuk milyar liraya geriledi.

İşin gerçeği şudur ki; çiftçilerimiz kredi verilen kuruluşa çağrılmakta, borcunun faizi alınmakta, kalan borcu yeni eklenen faizle yeni kredi olarak devam ettirilmektedir.

Eski borç kapanmış görünmektedir. Ya da kredi kuruluşları kendi bünyelerinde bu borçları yüksek faizlerle yapılandırmaktadır. Takipten çıkan bu borçlar ödenmiş gibi görünmektedir. Halbuki borç ödenmemiştir."

Doğal Afetler, İklim Değişikliği, Sıra dışı Meteorolojik Olaylar

"Bu yıl meteorolojik olayları çiftçilerimiz daha yoğun ve etkili bir şekilde yaşadı" diyen Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Özellikle son dönemde görülen sıra dışı meteorolojik olayların peş peşe gelmesi tarım alanlarındaki zararların artmasına neden olmuş, zor durumda olan üreticimizin mağduriyeti daha da fazlalaşmıştır.

Bölge geneli yağışlar ise Marmara ve Karadeniz bölgelerinde normali civarında, diğer bölgelerde normalleri altında gerçekleşmiştir.

Şubat ayı ortaları ile Mart ayının son haftalarında meydana gelen don, ülkemizin katma değeri yüksek önemli ihraç ürünlerinden fındık, kayısı ve üzüm başta olmak üzere erik, kiraz ve badem gibi ürünlerde zarara neden olmuştur.

Başta batı Akdeniz bölgesi olmak üzere Ağustos ayında meydana gelen orman yangınları da üreticilerin hayvan varlıklarını, evlerini, müştemilatlarını, ekili ve dikili alanlarını, seralarını, traktörlerini, tarım alet ve makinelerini etkilemiştir.

Türkiye'nin dört bir yanındaki Ziraat Odalarımızla birlikte, yangından etkilenen bölgelerimizdeki Ziraat Odalarımız vasıtasıyla, afetten zarar gören çiftçilerimizin acil ihtiyaçlarını gidermek üzere seferber olduk. Yangından zarar gören üreticilerimizin zararlarının karşılanabilmesi için yardım kampanyası başlattık.

Yangının ilk günlerinde bazı odalarımız ise çiftçilerimizin temel ihtiyaçları ile ilgili özellikle hayvancılık yapan çiftçilerimizin hayvanları için gerekli olan yem, saman ve ot gibi ihtiyaçlarını da karşıladılar.

Ziraat Odalarımız aracılığıyla edindiğimiz bilgilere göre, bu üretim döneminde doğal afetlere bağlı olarak 75 ilimizde tarımsal üretim zarar görmüştür."

 "Tarım Sektörümüzün 2021 yılında Kuraklıkla Sınavı Çok Zor Geçti"

Kuraklığın 2021 yılında gündemin birinci maddesi olduğuna dikkat çeken Bayraktar, değerlendirmeye şöyle devam etti:

"Bu afet daha uzun bir süre de önemini artırarak gündemdeki yerini koruyacaktır. Sadece birkaç bölgeyi değil neredeyse bütün ülkeyi etkisi altına aldı.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak 10 Aralık 2020 tarihinde yaptığımız basın açıklamasında; 2021 yılının 2020 yılından daha riskli olduğunu ifade etmiş ve bu riski kuraklığın oluşturduğunu net olarak kamuoyuna duyurmuştuk. Kuraklık felaketiyle ilgili olarak 2021 yılının nisan, mayıs, haziran, temmuz ve ağustos aylarında yaptığımız kapsamlı açıklamaları kamuoyuyla paylaştık.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği 2020-2021 Tarımsal Üretim Dönemi Kuraklık Risk Tahmin Raporunda da ayrıntılı şekilde öngörü ve taleplerimizi açıkladık. Yayınladığımız raporlardaki öngörülerimizin maalesef tamamı doğru çıktı. 52 ilimizde çeşitli derecelerde görülen kuraklıktan, özellikle kuru alanlarda yetiştirilen hububat ve baklagiller en fazla etkilenen ürünler oldu. Bu yıl arpa, buğday ve kırmızı mercimekte önemli üretim kayıpları gerçekleşti. Kuraklığın hayvancılıkta da yükselen maliyetlerin daha da artmasına neden olabileceği görülüyor. Geçimini hayvancılıkla sağlayanlar, yem fiyatlarını karşılayamadıkları için hayvanlarını satarak veya kestirerek sektörden çıkmakta, ahırlar boşalmaktadır.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak üreticilerin afetlerden en az seviyede etkilenmesi ve kayıpların asgari düzeyde olması için iklim koşulları ve bitki gelişimlerini yakından takip ettik. Ayrıca Ziraat Odalarımızla video konferans yöntemiyle toplantılar yaptık. Çiftçilerimize dekar başına 200 lira kuraklık desteğinin yanında, Tarım Kredi Kooperatifleri, Ziraat Bankası ve özel bankalara olan borçlarının uzun vadeye yapılandırılmasını, elektrik ve sulama birliklerine olan borçları faizsiz ertelenmesini, yüksek olan TARSİM sigorta primlerinin düşürülmesini ve devlet desteğinin artırılmasını istedik.

Taleplerimiz doğrultusunda hükümetimiz tarafından kuraklıktan etkilenen buğday, arpa, yulaf, çavdar, nohut ve mercimek üreticilerine verim kayıplarına göre dekara 100 liraya kadar destek verildi, ancak ödemeler çok gecikti ve gecikme halen devam ediyor.

Kuraklık nedeniyle kredi borçlarının ertelenmesi ve TARSİM hakkındaki taleplerimizle ilgili gelişmelere de açıklamamızın 'Tarımın Finansmanı' ve 'Tarım Sigortaları' bölümlerinde değindik.

Buğday, kırmızı mercimek, ayçiçeği, soya, mısır gibi ithal etmek zorunda kaldığımız birçok ürün dikkate alındığında uluslararası piyasalarda yaşanan fiyat hareketleri ülkemiz piyasalarını doğrudan etkiledi. Buna kurdaki anormal hareketlenme de eklenince ithal ettiğimiz ürünlerin maliyetleri tüketici fiyatlarını artırdı ve yüksek gıda enflasyonu riski devam etti."

 "Tarım Sigortaları Daha İyi Olma Yolunda"

"Tarım Sigortaları Kanunu'nun çıkması ve uygulamanın başlatılması için Türkiye Ziraat Odaları Birliği sonuna kadar destek vermiştir" diyen Bayraktar, açıklamasına şöyle devam etti:

"Türkiye Ziraat Odaları Birliği, TARSİM'e kurulduğu 2006 yılından bu yana desteğini sürdürmektedir.

1 Ocak-21 Aralık 2021 döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre toplam prim yüzde 46 oranında artarak 4,4 milyar liraya ulaşmıştır. Bu yıl artan afetler nedeniyle sigorta yaptıran üreticilerin aldığı tazminat geçen yıla göre yüzde 88 oranında artarak 2,38 milyara ulaşmıştır. Sigortalanan alan yüzde 6 oranında artarak 26,9 milyon dekara, toplam sigortalanan hayvan sayısı yüzde 33 oranında artarak 13 milyona ulaşmıştır.

Tarım sigortaları kapsamının genişletilmesi bakımından Odalarımız ve çiftçilerimizin talepleri Birliğimizce, Tarım Sigortaları Havuzu Yönetim Kuruluna iletilmektedir. 2021 yılında da önerilerimiz doğrultusunda bazı ürünler ve riskler kapsama alınmış, üreticilerimiz memnun olmuştur. 2021 de eklenen önemli konulardan biri kuraklık verim sigortasının köy bazlı olarak başlatılmış olmasıdır. Devlet Destekli Tarım Sigortaları Sistemi'nde, bu yıl başlayan Köy Bazlı Kuraklık Verim Sigortası kapsamında, 44 ilin 267 ilçesinin 3.532 köyünde 14 bin 213 sigortalı üretici tazminat almıştır. 2021 yılında sigortalı üreticilerden toplanan 24 milyon TL prim karşılığında 214 milyon TL hasar ödemesi gerçekleştirilmiştir.

2021 yılında kuraklık verim sigortasında eksperlerin hasar tespit sonuçları ile Tarım ve Orman İl ve İlçe Müdürlükleri arasındaki hasar tespit sonuçlarının birbirinden farklı olması ve şiddetli kuraklık yaşanan bazı köylerde çiftçilerin kuraklık verim sigortası yaptırdığı halde tazminat alamaması sorun olmuştur. Birliğimizin de girişimleri sonucu, 2021 yılında alınan Karar ile 2022 yılında kuraklık verim sigortası prim desteği yüzde 60'tan, yüzde 70'e çıkarılmış, tazminat ödeme oranı da yüzde 70'den yüzde 80'e çıkarılmıştır. 2022 yılında yaşanabilecek olası kuraklık durumunda çiftçiler daha az prim ödeyerek daha fazla tazminat alabileceklerdir.

2021 yılında alınan Karar ile Gelir Koruma Sigortası, ilk kez 2021-2022 tarımsal üretim döneminde Konya İlinin Cihanbeyli, Kadınhanı ve Karatay ilçelerinde buğday ürününde pilot olarak başlatıldı. Çiftçi gelirlerini artan afetlere ve fiyat risklerine karşı koruyacak olan Gelir Koruma Sigortasında devlet desteği sigorta priminin yüzde 60'ı olarak uygulanıyor.

Devlet destekli tarım sigortaları sistemi başlanıldığı günden bu yana gelişme göstermiş göstermeye de devam etmektedir. Ancak halen tarım sigortası çiftçileri artan afetlere karşı korumada tek başına yeterli olamamaktadır. 2021 yılında ÇKS'ye kayıtlı tarım alanı 147,2 milyon dekar iken sigorta yaptırılan alan 26,9 milyon dekardır. Bu nedenle çiftçi gelirlerini artan doğal afetlere karşı daha fazla koruyabilmek için tarım sigortası kapsamında halen yer almayan risklerin yaşanması durumunda veya çeşitli nedenlerle sigorta yaptıramayan çiftçilerin zararlarını karşılayacak şekilde afet desteği her yıl yapılmalıdır."

 "Sulama ve sulama ücretleri 2021'de de sektörün en önemli gündem maddeleri arasında yerini aldı"  

İklim değişikliğinin 2021 yılının en önemli gündem maddelerinden biri olduğunu belirten Bayraktar, detayları şöyle paylaştı:

"Son yıllarda ve özellikle 2020-2021 üretim döneminin ilk aylarında iklim değişikliğinin etkileri ve sonuçları önemli ölçüde hissedilmiştir. Bu durum çiftçilerimizin gelirinde azalmaya neden olmakla birlikte çıkış göstermeyen arazilerin tekrar ekilmesine yani maliyetlerinin artmasına neden olmuştur.

Ülkemizde çeşitli maksatlara yönelik (sulama suyu temini, içme ve kullanma suyu temini vb.) olarak yıllık kullanılabilir su potansiyeli 112 milyar m3'tür. Söz konusu toplam su potansiyelinin 2020 yılı gerçekleşmelerine göre 44,25 milyar m3'ü (yüzde77) sulama suyu, 13,19 milyar m3'ü (yüzde23) ise içme-kullanma ve sanayi suyu olmak üzere toplamda 57,44 milyar m3 'ü kullanılmaktadır.

Ülkemizde ekonomik olarak sulanabilir tarım arazisi alanı 8,5 milyon hektar olup bu alan 23,1 milyon hektar tarım arazisinin yüzde 36,8'ini oluşturuyor. Çiftçilerimizin kuru tarımda birim alandan elde edeceği gelire göre daha fazla gelir elde edeceği gerçeği suyun ekonomik olarak önemini daha da artırıyor. Bu kapsamda stratejik meta haline gelen su da özellikle tarımsal sulamada tasarrufa gidilmeli ve Konya Ovası Projesi, Güneydoğu Anadolu Projesi, Doğu Karadeniz Projesi ve Doğu Anadolu Projesi gibi projeler biran önce tamamlanmalıdır. Ayrıca acilen eski ve atıl vaziyette olan bu yapıların yenilenmesi gerekiyor. Böylece su israfı azalacaktır.

Her yıl yayımlanan Karar ile Sulama Birliklerince İşletilen Sulama Tesislerinde Uygulanacak Su Kullanım Hizmet Bedeli Tarifeleri belirleniyor. Su kullanım hizmet bedeli, sulama birliğinin kararı ve Devlet Su İşleri Bölge Müdürlüğünün onayı ile tarifedeki eşik ücretlerin altında kalmayacak şekilde uygulanmaktadır.

Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce her yıl yayınlanan 'Su Kullanım Hizmet Bedeli Tarifelerine' göre de buğday, ayçiçeği, çeltik, pamuk, mısır, meyve ve sebze sulamalarında 2015-2020 yılları arasında sulama ücretleri, cazibe sulamada yüzde 72 ile yüzde 92 arasında, pompaj sulamada ise yüzde 91 ila yüzde 193 arasında değişen oranlarda artış oldu.

Yeraltı suyu ücretleri de 2015 yılında dekar başına 1 lira iken 2021 yılında 17 liraya çıktı. Üreticilerimiz 17 kat daha fazla gelir mi elde etmişte su ücretleri bu kadar artmıştır. Hem tarımda verimliliği artıracağız diyoruz, hem de verimlilik için çok önemli olan suyun fiyatını artırarak toprakla buluşmasını önlüyoruz. Bu yanlıştan acilen dönülmelidir. 17 kat artan yeraltı suyu kullanım ücreti yeniden 1 liraya düşürülmelidir.

Üreticilerimizin birçoğu bu artışlar karşısında çaresiz kalmış, borçlarını ödeyememiştir. Covid-19 salgını nedeniyle belirsizlik ve artan maliyetler karşısında üretimini planlamakta güçlük yaşayan üreticilerimizin, su borçlarını ödemesine imkân bulunmuyor. Sulama ücretleri önemli bir maliyet kalemini oluşturuyor. Bu ücretlerin makul seviyelere çekilmesi gerekiyor. Diğer taraftan, yürürlükteki mevzuat hükümlerine göre su borcu olan çiftçiler desteklerini alamamaktadır. Sulama borçları desteklerden mahsup edilmekte veya bloke konmaktadır. Bu uygulamadan da vazgeçilmelidir."

  "2022 yılında ciddi bir kuraklık yaşayabiliriz. Basınçlı Sulamaya Geçiş Daha Fazla Desteklenmeli"

2022 yılında ciddi bir kuraklık yaşayabileceğimiz vurgusu yapan Bayraktar, açıklamasına şöyle devam etti:

"Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün raporlarında da belirtildiği gibi, Türkiye geneli kasım ayı yağışları normalinin altında, geçen yıl yağışlarının üzerinde gerçekleşti. Bununla beraber, 2021-2022 sezonu itibariyle ülkemizin aldığı yağışların yeterli olmadığı, bazı önemli barajlarımızın doluluk oranlarının halen kritik seviyelerde olduğu ve yeraltı sularının azaldığı gerçeği de açıkça görülüyor.

Doğal olarak bu durum bize kuraklık riskinin halen devam ettiğini gösteriyor. Bu yılda ciddi bir kuraklık yaşayabiliriz.

Kuraklığın yakıcı ve yok edici etkisi nedeniyle bireysel basınçlı sulama sistemlerinin önemi, sektörümüzdeki başta karar vericiler olmak üzere bütün paydaşlar tarafından daha net anlaşılmak zorundadır.

Türkiye'de suyun yüzde 77'sini kullanan tarım sektöründe en kısa zamanda basınçlı sulama sistemine geçilmesi için verilen hibe desteği artırılmalı, 1-2 yıl içinde basınçlı sulama sistemine geçmeyen çiftçimiz kalmamalıdır. Çünkü tarımsal üretimimizin sürdürülebilirliği bakımından basınçlı sulama sistemleri artık 'olmazsa olmaz' bir hale gelmiştir.

Gıda tedarik zincirimizin ülkesel imkânlarla devam edebilmesi de büyük oranda basınçlı sulamayla ilgilidir. Su kullanımında tasarruf etmezsek, ileride tasarruf edeceğimiz bir varlığımız da kalmayacaktır. Bu kapsamda, bireysel basınçlı sulama sistemlerinin desteklenmesinde başvuru süreleri kaldırılmalı ve bu sisteme geçiş için yıl boyunca müracaat edebilme imkânı sağlanmalıdır."

 Çiftçilerimizin tarım BAĞ-KUR Primleri

Bayraktar, "Çiftçilerimizin tarım BAĞ-KUR primleri yüzde 44,87 oranında artarak bin 151 lira 96 kuruştan bin 668 lira 83 kuruşa çıktı" dedi ve BAĞ-KUR primleri konusunda yaşanan gelişmeleri aktardı:

"Bu artışa brüt asgari ücretin yüzde 39,87 oranında artarak 5 bin 4 liraya çıkması ve aylık prim gün sayısının 28 günden 29 güne yükselmesi neden oldu.

Borcu bulunmayan çiftçilere verilen 5 puanlık hazine desteği göz önünde bulundurulsa bile çiftçimizin ödeyeceği tarım BAĞ-KUR primi aylık 985 lira 1 kuruştan bin 426 lira 97 kuruşa yükseldi.

Çiftçilerimizin, 2022 yılında artan tarım BAĞ-KUR primini ödemesi bir hayli zorlaştı. BAĞ-KUR'u ödeyemeyecek güçte olduğunu muafiyet belgesi ile ispatlayan çiftçilerimiz prim ödemekten vazgeçti. Birçok çiftçimiz 2022 yılında yükselen bu primi ödeyemeyecek, tarımda kayıt dışı çalışma da artacaktır.

Devletimiz sosyal güvenlikte çiftçiyi desteklemelidir. Bu nedenle Tarım BAĞ-KUR sigortası prim gün sayısı, 2008 yılında olduğu gibi 15 güne indirilmelidir.

Tarım BAĞ-KUR primlerine uygulanan yüzde 5 oranındaki hazine teşvik indiriminin de en az enflasyon oranına yükseltilmesi sağlanmalıdır.

Tarım BAĞ-KUR primini ödemekte zorlanan çiftçilerimizde, ürününün para etmeme riski, ekonomik sorunlar, girdi fiyatlarının sürekli artması, kuraklık, ansızın yaşanan afetlerle ürününü kaybetme korkusu, bankalara ve tarım kredi kooperatiflerine bitmek tükenmek bilmeyen borçları yüzünden sürekli haciz korkusu gibi bazı stres faktörleri psikolojik travmalar yarattı.

Çiftçilerimize, yıllardır sadece fiziksel değil psikolojik yıpranma payı da istiyoruz. Zor şartlarda çalışanlara fiili hizmet tazminatı veriliyor. Çalışma şartlarının zorluğu dikkate alınarak, bütün çiftçilerimize çalıştıkları her yıl için 4 yılda 1 yıl hesabıyla 90 gün yıpranma payı ilave edilmelidir.

Tarımda çalışan kadınların yüzde 94 buçuğu sosyal güvenlik sistemine kayıtlı değildir. Pozitif ayrımcılığı hak eden kadın çiftçilerimizin sosyal güvenlik sistemine katılımı desteklenmeli, gençlerimizi ve kadın çiftçilerimizi tarımda tutmak için teşvik edici önlemler alınmalıdır. Kadınların sigortalı olmadan önce gerçekleşen doğumları nedeniyle, hizmet borçlanması yapabilmeleri de sağlanmalıdır."

 Bitkisel Üretim

Bayraktar, 2021 yılında bitkisel üretimde yaşanan gelişmeleri de paylaştı:

"2021 yılı toplam bitkisel üretim bir önceki yıla göre yüzde 6,1 azalarak, 126 milyon tondan 118,4 milyon tona gerilemiştir. 2021 yılında tahıllar ve diğer bitkisel ürünler üretimi bir önceki yıla göre yüzde 13,4 azalırken, sebzelerde üretim yüzde 1,8, meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde yüzde 5,4 artış olmuştur. 2021 yılında üretim tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde 61,7 milyon ton, sebzelerde 31,8 milyon ton ve meyvelerde 24,9 milyon ton olarak gerçekleşmiştir.

Bu yıl yaşanan şiddetli kuraklık ve diğer afetler en fazla arpa, buğday ve baklagil ürünlerinde verim kayıplarına neden olmuştur. Bir önceki yıla göre buğday üretimi yüzde 13,9 azalarak 20 milyon 500 bin tondan 17 milyon 650 bin tona, arpa üretimi yüzde 30,7 azalarak 8 milyon 300 bin tondan 5 milyon 750 bin tona gerilemiştir. Baklagillerden kırmızı mercimek üretimi bir önceki yıla göre yüzde 30,6 azalarak 328 bin 418 tondan 228 bin tona, nohut üretimi yüzde 24,6 azalarak 630 bin tondan 475 bin tona, yeşil mercimek üretimi yüzde 17,4 azalarak 42 bin 397 tondan 35 bin tona gerilemiştir.

Bu yıl çeltik üretiminin fazla yapıldığı illerde ekim alanlarında artış görülmüştür. Ayrıca bu yıl çeltik üretiminin yapıldığı illerde üretimi etkileyen önemli düzeyde afet yaşanmamıştır.  Bu nedenle çeltik üretimi geçen yıla göre yüzde 2 artarak 980 bin tondan 1 milyon tona ulaşmıştır.

Dane mısır üretimi yüzde 3,8 oranında artarak 6 milyon 500 bin tondan 6 milyon 750 bin tona ulaşmıştır.

Yağlı tohumlar üretiminde geçen yıla göre yüzde 15,5 oranında artış gerçekleşmiştir. Bu yıl soya fasulyesi üretimi geçen yıla göre yüzde 17,2 artarak 155 bin 225 tondan 182 bin tona, ayçiçeği üretimi geçen yıla göre yüzde 16,8 artarak 2 milyon 67 bin 4 tondan 2 milyon 415 bin tona, kanola üretimi geçen yıla göre yüzde 15,2 artarak 121 bin 542 tondan 140 bin tona, yerfıstığı üretimi geçen yıla göre yüzde 8,4 artarak 215 bin 927 tondan, 234 bin 167 tona ulaşmıştır.

Şeker pancarı üretimi yüzde 20,7 azalarak 23 milyon 25 bin 738 tondan 18 milyon 250 bin tona, tütün üretimi geçen yıla göre yüzde 7,7 azalarak 73 bin tona gerilemiş, pamuk üretimi geçen yıla göre yüzde 26,9 artarak 2 milyon 250 bin tona ulaşmış, çay üretimi aynı seviyede kalarak 1 milyon 400 bin ton olarak gerçekleşmiştir.

Patateste geçen yıl pandemi nedeniyle tüketimdeki daralmaya bağlı olarak depoda bulunan arz fazlası ürünler ve erkenci ürün hasadının başlamasıyla çiftçilerin ürünleri elinde kalmıştır. Bu nedenle patates ekim alanlarında daralma olmuş üretim yüzde 1,9 azalma ile 5 milyon 100 bin tona gerilemiştir.

Toplam sebze üretimi geçen yıla göre yüzde 1,8 oranında artarak 31 milyon 753 bin 466 tona, meyve üretimi geçen yıla göre yüzde 5,4 oranında artarak 24 milyon 902 bin 597 tona çıkmıştır.

Antep fıstığında yok yılı olması nedeniyle üretim yüzde 59,7 azalarak 296 bin 376 tondan 119 bin 355 tona gerilemiştir.

Fındık ürününde bu yıl kuraklık nedeniyle hastalık ve zararlıların artması nedeniyle rekoltede azalma beklenirken TÜİK sonuçlarına göre yüzde 2,9 artışla üretim 665 bin tondan 684 bin tona ulaşmıştır."

 Hayvansal Üretim

Hayvansal üretimde yaşanan gelişmeleri ise Bayraktar, şöyle açıkladı:

"Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, büyükbaş ve küçükbaş hayvan sayısı 2011 yılından itibaren artmıştır. Mevcut verilere göre; 2011'de 12 milyon 484 bin baş olan büyükbaş hayvan sayımız, 2020 yılında 18 milyon 155 bin 388 baş, 2021 yılı birinci döneminde ise 18 milyon 318 bin 383 baş olmuştur.

2011'de 32 milyon 310 bin baş olan küçükbaş hayvan sayısı ise; 2020 yılında 54 milyon 112 bin 626 baş, 2021 yılı birinci döneminde ise 57 milyon 417 bin 349 baş olmuştur.

Kırmızı et üretimi, 2011'de 776 bin 915 ton, 2019 yılında ise 1 milyon 201 bin 470 baş olmuştur. Türkiye İstatistik Kurumu, 2020 ve 2021 yıllarına ait verileri henüz açıklanmadı. 2021 yılı besiciler için sıkıntılı geçti. Yükselen yem fiyatları üretimi zora soktu. Besiciler önlerini göremediklerini, yem fiyatlarının yüksekliğini, kesim fiyatlarının sürdürülemez seviyelerde olduğunu ifade ederek ahırına hayvan koymayacaklarını açıkladı.

Toplam süt üretimi, 2011'de 15,1 milyon ton, 2018 yılında ise 22,1 milyon ton, 2019 yılında 22,9 milyon ton olarak gerçekleşti. Türkiye İstatistik Kurumu, 2020 ve 2021 yılı üretim rakamlarını açıklamadığı için, bu yıllara ait değerlendirme yapılamıyor. Türkiye'de üretilen sütün yaklaşık yarıya yakını sanayiye aktarılıyor.

Süt sektörü, kırmızı et açısından çok önemlidir. Sütte istikrar sağlanamazsa, kırmızı ette de istikrar sağlanamaz, sürdürülebilir üretim söz konusu olamaz. Bundan dolayı süt/yem paritesi uzmanların söylediği gibi 1,5 seviyesinde olmalıdır.

Çiğ süt fiyatı, Temmuz-Aralık 2021 tarihleri arasında brüt 3 lira 20 kuruş olarak belirlendi. Aynı dönemde yem fiyatları ise yüzde 48 oranında arttı. Bunun üzerine, Birliğimizin de içinde olduğu süt üretici örgütleri 24 Kasım 2021 tarihinde, 'süt fiyatlarının artırılması gerektiği konusunda' kamuoyuna ortak açıklama yaptı. Netice de Ulusal Süt Konseyi Aralık ayı için süt fiyatını brüt 4 lira 70 kuruş olarak belirledi.

Ancak, döviz kurundaki düşüşe rağmen yem fiyatlarında beklenen indirim gerçekleşmediği için mevcut çiğ süt fiyatı, 0,90'ları bulan parite ile olması gereken 1,5 değerinin oldukça altında kaldı. Yaşanan bu gelişmeler süt üreticisini çok zor durumda bıraktı.

TÜİK verilerine göre; küçükbaş hayvan sayımız, 2021 yılında 57,4 milyon baştır. Avrupa Birliği ülkelerinde domuz eti dahil yıllık kırmızı et tüketimleri 70-80 kilogram civarında iken, bizim kırmızı et tüketimimiz 15 kilogram dolayındadır. Kırmızı et ihtiyacımızın mutlaka dana eti haricinde başka bir kaynaktan da ikame edilmesi gerekmektedir ki, bunun için en önemli alternatif küçükbaş hayvancılıktır.

Kanatlı sektöründe; 2020 yılı itibariyle 2,1 milyon ton tavuk eti, 19,8 milyar adet de yumurta üretimi gerçekleşmiştir. 2021 yılı Ocak-Ekim döneminde, geçen yılın aynı dönemine göre, tavuk eti üretimi yüzde 3,2 artışla 1 milyon 784 bin 627 tondan, 1 milyon 841 bin 759 tona yükselirken, tavuk yumurtası üretimi yüzde 2,2 azalışla 16 milyar 354 milyon 409 bin adetten, 15 milyar 994 milyon 504 bin adede düşmüştür.

Yumurta sektörünün en büyük sorunu plansız üretim ve arz fazlasına bağlı üretici fiyatında yaşanan düşüşlerdir.

Tavuk eti üreten birçok kümes yüksek maliyet ve sürdürülemez gelir nedeniyle borçlarını ödeyememiş, işletmesini kapatmış veya borç karşılığı bankaya vermek zorunda kalmıştır. Ayaktaki işletmeler de bu şekilde daha fazla devam edemeyeceklerini söylüyor. Bu durum sektöre yeni işletmelerin girmesini de engelliyor. Damızlık konusunda büyük oranda dışa bağımlılık hala devam ediyor. Bütün sektör paydaşları yabancı damızlığa çözüm için gereken çabayı göstermelidir."

 TZOB Faaliyetleri

Genel Başkan Bayraktar, Türkiye Ziraat Odaları Birliği'nin 2021 yılı faaliyetlerini ise şöyle sıraladı:

"2021 yılında şiddetli bir biçimde yaşanan kuraklıkla ilgili basın toplantıları düzenledik.

İl Koordinasyon başkanlarıyla görüşerek çözüm önerilerini konuştuk ve raporlarımızı ilgili Bakanlıklara ilettik.

Kuraklık desteğinin uygulanmasını sağladık.

Ziraat Odası genel sekreterleriyle bir araya gelerek Odalarımızın hizmet kapasitesinin güçlendirilmesi konusunda yapılması gerekenleri konuştuk.

Pandemi nedeniyle uygulanan tam kapanma döneminde çiftçilerimiz ve Ziraat Odalarımızın yaşadıkları mağduriyetlerle ilgili olarak İçişleri Bakanlığımız ile Tarım ve Orman Bakanlığımız nezdindeki taleplerimiz olumlu karşılandı.

Girişimlerimiz sonucunda, üreticilerimizin üretimden kopmamaları için ilgili bakanlıklar tarafından ek bir genelge yayımlanarak, çiftçilerimizin e-devlet sistemi üzerinden 'Çalışma İzni Görev Belgesi' almalarına gerek olmadan tarımsal üretim faaliyetlerini sürdürmeleri sağlandı.

Üreticilerimizin Tarım ve Orman Müdürlüklerinden alınan 'Çiftçi Kayıt Sistemi Belgesi' veya Ziraat Odalarınca verilen yıl tasdikli 'Çiftçi Belgesi'ni ibraz etmeleri yeterli oldu.

Görüntülü basın açıklamalarıyla tavuk eti, arıcılık, kuru üzüm, ayçiçeği, kuru incir, süt, kuru soğan, patates, fındık, kuraklık, artan girdi fiyatları ve kredi borçları konularında kamuoyunu bilgilendirdik.

Çiftçilerimizin sorun yaşadığı, soğan, patates, çay, limon, domates, mercimek, nohut ve pamuk gibi ürünlerde ve doğal afetler konusunda da ilgili ziraat odası başkanlarımızla video konferanslar yaptık.

Sorunları tespit ettik ve çözüm önerileriyle birlikte raporlarımızı ilgili Bakanlıklara ilettik.

Video konferanslarla Et Süt danışma kurulunu toplayarak, toplantıya katılan süt üreticisi örgüt başkanlarıyla üreticilerin yaşadığı sorunları ve çözümü için yapılması gerekenleri görüştük.

Ulusal Süt Konseyine çağrıda bulunduk.

İçişleri Bakanlığı ile 2021 Afet Eğitim Yılı kapsamında, 'Afet Eğitim İş Birliği Protokolü'nü imzaladık.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak yangınlardan zarar gören çiftçilerin yaralarını sarmak ve yanan alanların ağaçlandırılması için yardım kampanyası başlattık.

Çiftçiye verilen tarımsal desteklerden yüzde 4 stopaj kesilmesiyle ilgili yanlış uygulamanın başlatıldığı 2016 yılından beri hukuka aykırı bu kesintinin yapılmaması için Birliğimizin her platformda yaptığı itirazlar ve girişimler nihayet 2021 yılında sonuç verdi.

26 Ekim 2021'de yürürlüğe giren Vergi Usul Kanunu'ndaki değişiklikle bundan böyle çiftçiye verilen desteklerden vergi kesilmeyecek.

Bu kapsamda 2 milyon üreticiye de faiziyle birlikte geriye dönük ödeme yapılacak."

 2022 Yılı Beklentileri

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Bayraktar, 2022 yılı için Birliğin talep ve beklentilerini ise şöyle özetledi:

"Ülkemizde girdi fiyatları üreticilerin alım gücünün çok üstündedir. Girdi fiyatları makul seviyelere çekilmeli veya girdi destekleri üreticinin alım gücü göz önüne alınarak artırılmalıdır.

Destek bütçesi, Tarım Kanunu'nda belirtildiği gibi Gayrisafi Milli Hasıla'nın en az yüzde 1'i oranında olmalıdır. Destekler ekimden önce açıklanmalı ve zamanında verilmelidir. Desteklerde adalet sağlanmalı, küçük aile işletmelerine öncelik verilmelidir.

Organik tarım ve iyi tarım uygulamalarında destekler artırılmalı ve üreticilerin desteklerden her yıl faydalanması sağlanmalıdır.

Gençleri tarımda tutabilmek için genç çiftçilere yönelik ek teşvik ve destekler getirilmelidir.

Çeşitli nedenlerle Çiftçi Kayıt Sistemine dahil edilemeyen, ancak tarımsal üretim yapılan araziler de tarımsal desteklerden faydalanmalıdır.

Organik, organomineral ve toprak düzenleyicilerin kullanımı yaygınlaştırmak için desteklemeye devam edilmelidir.

Zeytinyağı ve pamuk prim desteğine getirilen dekara verim sınırlaması kaldırılmalıdır.

Biyolojik ve biyoteknik mücadele desteği arttırılmalıdır.

Ülkemizde zaman zaman arz talepte denge sorunu yaşanmaktadır. Özellikle patates, soğan, limon, portakal ve mandalina gibi ürünlerde üretim planlaması yapılmalı pazarlama sorunları en aza indirilmelidir.

Soğan üreticilerimizin birkaç yıldır yaşadıkları pazarlama sorunları 2021'de de artarak devam etti. Özellikle bazı illerimizde yüzbinlerce ton soğan üreticimizin elinde kaldı. Soğan kilogram maliyeti 1 lira olmasına rağmen 50-60 kuruşa dahi alıcı bulamadı. İhracatın açılması bile sorunun çözülmesine yetmedi. Acil bir şekilde geçen yıl olduğu gibi Toprak Mahsulleri Ofisi alım yaparak kuru soğana müdahale etmelidir.

Narenciye dekar başına desteklenmelidir. İşçilik maliyetlerini karşılayabilmesi için ihracatçıya verilen ton başına 100 TL destek, limonda en az ton başına 500 TL olmalı çiftçilerimizin de ton başına verilen teşvikten faydalanması sağlanmalıdır.

Bu ürünlerin üretim fazlalığında ve/veya krizlerde olduğu gibi talep azalışının yaşandığı durumlarda üreticinin fiyatı düşmekte, alıcı bulamamaktadır. Bu durumda devletin kurumlarıyla piyasaya müdahalesi şarttır.

Şekerpancarı alım fiyatı 2021 yılında yüzde 25 artışla 420 lira/ton olarak açıklanmıştır. Ancak girdi fiyatlarındaki dayanılmaz artışlar dikkate alındığında bu oranın yeterli olmadığı ve bu fiyatlarla pancar üreticisinin üretime devam edemeyeceği görülmüştür. Ayrıca, enflasyonu yükseltmemek amacıyla son birkaç yıldır şeker fiyatlarına zam yapılmaması gibi politikalardan pancar üreticisi de oldukça olumsuz etkilenmiştir.

Son dönemde üreticilerin gündeme getirdiği talepler ise şöyle özetlenebilir; Pancar üretiminde verilen avansların artırılması, küspe haklarındaki oranın yükseltilmesi ve küspe fiyatlarının piyasaya göre belirlenmesi, fire oranlarının düşürülmesiyle ilgili beklentiler artmıştır. Ayrıca pancar çiftçisi, ödemelerin üreticilerin pancar teslim tarihine göre belirlenmesini ve bazı fabrikaların gerektiği şekilde kapasite artırımı yapılarak söküm ve teslimin geç tarihe bırakılmamasını beklemektedir. Bunlara ilaveten hem özel sektörün hem de kooperatiflerin açıkladığı pancar fiyatları dikkate alınarak çiftçimizin üretmeye devam edebileceği bir "referans fiyat" açıklanmasının da önemli olduğu düşünülmektedir.

Ülkemiz açısından stratejik ve temel bir ürün olan buğdayda ithalat sürmektedir. Ancak, pandemi sürecinde ihracatçı ülkelerden buğday bulmak zorlaşmış ve daha pahalı bir hale gelmiştir.

Kullanılmayan tarım alanlarını değerlendirerek, verimliliği artırarak rahatlıkla 30 milyon tona yakın buğday üretimine ulaşabilir, ithalat yapmadan hem ülke ihtiyacımızı hem de ihracat için gerekli hammaddeyi sağlayabiliriz.

2018 yılında uygulamaya konulan münavebe sisteminde de sorun çıkmaktadır. Başka ürün üretme imkânı olmayan bazı tarım alanlarıyla ilgili özel düzenleme yapılmalıdır. Münavebeye giren üründen dolayı çiftçinin uğradığı gelir kaybı destek olarak verilmelidir.

Üretimde verim ve kalitenin artırılması için sertifikalı tohum kullanımına verilen destekler artırılmalı, sebze tohumu ve fidelerinde uygulanmakta olan KDV, diğer tohumluklarda olduğu gibi yüzde 1'e indirilmeli, tohumda AR-GE çalışmalarına hız verilmeli, dışa bağımlılık azaltılmalıdır.

Çiftçi Kayıt Sistemi'ne kaydı olsun olmasın tüm çiftçilerimizin tüm bankalara ve tarım kredi kooperatiflerine olan borçları faizleri silinmek suretiyle uzun vadeyle yapılandırılmalıdır.

Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri çiftçimizin düşük faizli kredi ihtiyacının tamamını karşılamalıdır. Bu amaçla tarımsal kredi kullanımı için verilen destek miktarı artırılmalıdır.

Başta Ziraat Bankası olmak üzere tüm bankalar ve Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından uygulanan yüksek faiz oranları düşürülmelidir.

Kredi maliyetlerinin düşürülmesi amacıyla bankalar ve tarım kredi kooperatifleri masraf, komisyon, ipotek, hayat sigortası, tarım sigortası gibi çiftçinin masrafını artıran taleplerde bulunmamalıdır.

Her ne kadar tarım sigortasında sigorta prim oranları bazı risklerde düşürülse de artan ürün fiyatları poliçe fiyatlarını artırmaktadır. Bu amaçla sigorta prim oranlarında indirim devam etmelidir.

Çiftçi Kayıt Sistemi'ne dahil olmayan çiftçiler de tarım sigortası yaptırabilmelidir.

Köy bazlı olarak uygulanan kuraklık verim sigortasında tüm ürünlerde parsel bazına geçilmeli, tüm ürünler ve riskler kapsama alınmalıdır.

2022 yılında pilot olarak uygulanmaya başlanan Gelir Koruma Sigortası çiftçileri afetlere karşı daha fazla koruyacak şekilde yaygınlaştırılmalıdır.

Tarım sigortası kapsamında halen yer almayan risklerin veya çeşitli nedenlerle sigorta yaptıramayan çiftçilerin afet zararını karşılayacak şekilde destekleme her yıl yapılmalıdır.

2021 yılında toplam çay üretiminin yarıya yakını düşük fiyatla özel sektöre verilmiştir. Yıllardır çay alımı ve pazarlaması konusunda yeterince etkin bir politikanın uygulanamaması çayda sorunları artırmıştır. Bu sorunların çözümü için hazırlanan Çay Kanunu taslağı bir an önce yasalaşmalıdır.

İklim değişikliğinin etkisini azaltmak ve su gibi önemli bir metada sürdürülebilirliği sağlamak amacıyla yeraltı barajlarının yapımına hız verilmeli ve sayıları artırılmalıdır.

Elektrik ve sulama borçlarının desteklerden mahsup edilmesiyle ilgili uygulama kaldırılmalıdır.

Çiftçilerimizin ekonomik açıdan örgütlenmeleri desteklenmelidir. Bu örgütler idari ve mali yönden güçlendirilmeli, fonksiyonel ve profesyonel olmaları sağlanmalıdır.

Sözleşmeli üretim, lisanslı depoculuk ve ürün ihtisas borsaları yaygınlaştırılmalıdır. Depo kurulumu tüm bölgelerde destekleme kapsamına alınmalıdır. Lisanslı depoculukta küçük çiftçilere pozitif ayrıcalıklar tanınmalıdır.

Hayvancılıkta öncelikle sürdürülebilir bir süt fiyatı tesis edilmelidir. Ülke içi bitkisel ve hayvansal üretim teşviklerine devam ederek besilik dana da dahil her türlü ithalatın kısa zamanda ülke gündeminden çıkarılması sağlanmalıdır.

Hayvansal ürünlerde üreticiden tüketiciye kadar ki süreçte bütün aktörlerin kar marjları belirlenmeli, nihai tüketici fiyatından tüm aktörlerin sürdürülebilir gelir elde edebilmesi sağlanmalıdır.

Bir an önce, küçükbaş hayvan sayımızı artırmalı, nüfus artışı ve beslenme alışkanlıklarının değişmesiyle kırmızı ette verilebilecek açığı küçükbaş etiyle kapatmalıyız.

Hayvancılığın geliştirilmesi için meralar korunmalı ve ıslah edilmelidir.

Özellikle küçükbaş hayvancılıkta çoban sorunu halledilmelidir.

Buzağı kayıpları, hayvan hastalıklarıyla mücadele ve bakım ve beslemeyi içeren eylem planları oluşturulmalıdır.

Yem sanayi piyasası kontrol edilmeli, kalite ve fiyat yönünden veriler toparlanmalı, piyasaya gerektiğinde müdahale edecek mekanizmalar hayata geçirilmelidir. Bu kapsamda Tarım ve Kredi Kooperatifleri ve üretici örgütleri üreticilere uygun fiyattan yem teminin de etkin rol almalıdır.

Soya başta olmak üzere yem hammaddelerinde dışa bağımlılıktan kurtulmaya yönelik üretim ve eylem planları belirlenmeli, bu kapsamda iş planı yapılmalı, sözleşmeli üretim kapsamında bu ürünlerin alım garantili satışları düzenlenmeli, destekler bu üretim sistemine monte edilmelidir.

Yem bitkileri üretiminde destekler artırılmalı, desteğin tüm üreticileri kapsaması sağlanmalıdır.

Et ve Süt Kurumu güçlendirilmeli, bağımsız olarak hareket edebilecek bir statüye kavuşturulmalı, piyasayı düzenlemeye yönelik görevlerini yerine getirmesi için gerekli kaynaklar sağlanmalıdır.

Broiler üreticisinin tavuk başına alacağı ücret sürdürülebilir seviyeye getirilmelidir. Sözleşmede belirlenen üretici fiyatı şeffaf bir şekilde, üreticiye sürdürülebilir bir gelir sağlayacak, performansa dayalı belli bir metodolojiye bağlı olarak belirlenmeli, bu konuda paydaşlarca oluşturulacak komisyonca bir çalışma yapılmalıdır.

Özellikle yumurta sektöründe üretim planlaması yapılamaması çoğu zaman sıkıntı oluşturmaktadır. Bu nedenle üretim kapasite artışlarının yumurta tüketimi ve ihracat miktarlarına paralel bir seyir izlemesine, arz fazlası oluşmaması için üretim planlaması yapılmasına, yurt dışı damızlık girişlerinin de bu planlamaya paralel hale getirilmesine ihtiyaç vardır.

Ülkemiz kanatlı sektöründe hastalıkların her zaman risk olduğu düşünülerek mücadeleden taviz verilmemelidir. Damızlık ihtiyacının yurt içinden karşılanmasına yönelik Ar-Ge yatırımları artırılmalıdır.

Dünyada çok büyük miktarlarda kanatlı eti ve kanatlı ürünleri, yumurta ve yumurta ürünleri, süt ürünleri talebi vardır. Bu talep değerlendirilmeli, başta Ortadoğu olmak üzere yakın pazarlara yoğunlaşmalı, mevcut pazarlarda rekabet edici ve pazar payını artırıcı tedbirler alınmalıdır. Verilen ihracat destekleri artırılmalıdır.

Başta peynir olmak üzere ürünlere katma değer kazandırılma ve markalaştırma çalışmalarına hız verilmelidir.

Hayvan hastalıkları ile etkili mücadele edilmelidir.

Tarımsal yayım ve danışmanlık hizmetinin kesintisiz sürdürülebilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla, tarım danışmanlarımızın ve onlardan önemli bir hizmet alan çiftçilerimizin mağduriyetlerinin önlenmesi için tarımsal yayım ve danışmanlık desteği artırılmalıdır. Bununla ilgili mevzuat ivedilikle çıkarılmalıdır.

Kadın ve genç çiftçilere pozitif ayrımcılık yapılmalı, zor şartlarda üretim yapan çiftçilere her yıl için 90 gün fiili hizmet zammı (yıpranma payı) verilmelidir.

Genç çiftçilerin tarım BAĞ-KUR primleri devlet tarafından karşılanmalıdır.

Pozitif ayrımcılığı hak eden kadın çiftçilerimizin sosyal güvenlik sistemine katılımının desteklenmesi için, gençlerimizi ve kadın çiftçilerimizi tarımda tutmak için teşvik edici önlemler alınmalıdır.

Tarımda çalışan kadınlar, sigortalı olmadan önce gerçekleşen doğum nedeniyle, hizmet borçlanması yapılabilmelidir.

Muafiyette geçen süreler çiftçilerimizin çalışma gün sayılarına eklenmelidir.

Diğer sigortalılar 7 bin 200 prim gün sayısı ile emekli olurken, Tarım bağ-kurlular ve esnaf bağ-kurlular 9 bin gün prim ödemektedir. Çiftçilerimizi rahatlatmak için, yıpranma payı verilmeli, diğer meslek gruplarına göre çiftçimizin tarımı terk etmemesi için bu avantaj sağlanmalıdır."

Tarım ve kırsal kalkınmada görev alabilecek Ziraat Mühendislerimizin pek çoğu iş bulamamakta veya alanlarının dışında istihdam edilmektedir. Ziraat mühendislerimizin eğitimleri boyunca kazandıkları bilgi ve becerilerini uygulayabilecekleri ortamlarda çalışmaları hem mesleki onurlarının güçlenmesini sağlayacak hem de ülkemizin tarım sektörünün ilerlemesine katkı sağlayacaktır.

Bakanlığımızın daha fazla sayıda tarım danışmanı istihdamı için daha kapsamlı düzenlemeler yapmasını ve bu bağlamda ziraat mühendislerinin daha fazla desteklenmesini bekliyoruz.

 Sonuç olarak;

"Ülkemiz tarımının önemli sorunları olmakla birlikte çok da büyük bir potansiyeli bulunmaktadır. Çiftçilerimiz, bütün zor şartlara rağmen üretimden kopmuyor. Bu büyük bir şanstır. Çiftçilerimiz, çalışıyor, üretiyor ama yeterince para kazanamıyor. Çözülmesi gereken sorunlarımız var. Bu sorunlar çözülür ve yeterli destek verilirse çiftçilerimiz üretimden kopmaz ve 2022 yılında üretimde sıkıntı yaşamayız.

Tüm halkımıza, çiftçilerimize doğal afetlerden uzak, bereketli, sorunsuz bir yıl temenni ediyorum.

 Her alanda olduğu gibi tarımda da bilgiye ulaşmanın yolu eğitimden geçiyor. Tarımsal öğretimin 176'ncı yıl dönümünü kutluyor, çiftçilerimizi bilgiyle buluşturan Ziraat Mühendislerimize şükranlarımı sunuyorum."

Ekipmanlarımız

Bozkır'da Hava Durumu