Başkan Yönetim Meclis Personel Tarım Köşesi Videolar iletişim Kayıt Olma Banka Hesabımız Sorular Cevaplar
31 Aralık 2014 Çarşamba

TZOB’un talebi üzerine ÇKS başvuru süresi uzatıldı

Detay:


​-TZOB'un talebi üzerine ÇKS başvuru süresi uzatıldı

- Genel Başkanı Bayraktar:  "Girişimlerimizle, ÇKS son başvuru tarihinin,

31 Aralık 2014'ten 30 Haziran 2015'e uzatılmasına ilişkin ÇKS yönetmelik değişikliği yapıldı ve dünkü Resmi Gazete'nin mükerrer sayısında yayımlandı"

-"Sorunu hem şifahen hem de yazılı olarak Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımıza iletmiş, çiftçimizin sıkıntıya girmemesi için başvuruların Haziran ayına kadar uzatılmasını talep etmiştik" 

-"Bu karar çiftçimizi rahatlattı"

 

Ankara – 31.12.2014 - Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 31 Aralık'ta sona erecek Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) başvuru tarihinin, yaptıkları girişimlerle 30 Haziran 2015'e kadar uzatıldığını bildirdi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, ÇKS başvuru süresinin uzatılmasıyla ilgili yönetmelik değişikliğinin dünkü Resmi Gazete'nin mükerrer sayısında yayımlandığını belirterek, şöyle devam etti:

"Yeni ÇKS yönetmeliğindeki değişiklikler, üreticilerimize kolaylıklar getirmiştir. Ancak başvuru süresinin yetersizliğiyle ilgili hem Ziraat Odalarımızdan hem de çiftçilerimizden yoğun talepler geldi.

Konuyla ilgili talebimizi hem şifahen hem de yazılı olarak Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımıza ilettik, çiftçilerimizin sıkıntıya girmemesi için ÇKS başvurularında ek süre verilmesini talep ettik.

Alınan bu karar, olası mağduriyetleri gidermiş ve çiftçilerimizi rahatlatmıştır."

23 Aralık 2014 Salı

KOP, Konya Ovası’nı kurtaracak

Detay:

​-KOP, Konya Ovası'nı kurtaracak

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: "Konya Ovası'nı suyla buluşturacak KOP, bölgede üretim patlamasına yol açacak"
-"KOP, Türkiye'nin üretim açığı verdiği çoğu üründe önemli üretim artışlarına neden olacak"
-"Projeyle, 2023 yılı itibarıyla bölgedeki 1 milyon 100 bin hektar alan sulamaya açılacak"
-"KOP tamamlandığında ekonomiye, 2,57 milyar dolar katkı, 100 bin kişiye doğrudan istihdam imkanı sağlanacak"
-"KOP Bölgemiz, Türkiye şekerpancarı üretiminin yüzde 41,5'ini, elmanın yüzde 33'ünü, ayçiçeğinin yüzde 22,6'sını, buğdayın yüzde 13,6'sını, arpanın yüzde 17,3'ünü, mısırın yüzde 9,1'ini üretiyor"

Ankara – 23.12.2014 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, ülkenin ilk, GAP'tan sonra en büyük sulama projesi olan Konya Ovası Projesi'nin (KOP) Konya Ovası'nı kurtaracağını bildirdi.
Bayraktar, yaptığı açıklamada, Konya, Karaman, Aksaray ve Niğde illerini kapsayan KOP'un temelde 1 milyon 100 bin hektar (Hollanda'nın tarım alanlarına yakın bir arazi) sulanabilir alanın sulanmasını öngördüğünü belirtti. KOP'un 4 ilin sahip olduğu kaynakları değerlendirerek bu yörede yaşayan insanların gelir düzeyini ve yaşam kalitesini yükseltmeyi ve ulusal düzeyde ekonomik gelişime katkıda bulunmayı amaçladığını vurgulayan Bayraktar, "Projenin sulama ayağı ihmal edilmemeli, bir an önce bitirilmelidir" dedi.
KOP kapsamında 1 milyon 100 bin hektar sulanacak tarım arazisi bulunduğunu, bu araziden 923 bin 600 hektarının sulandığını belirten Bayraktar, şunları kaydetti:
"Sulanabilir alan yüzde 83,9'a ulaşmış durumda. Yalnız, yer altı sularından kaynaklı olarak 923 bin 600 hektar sulanan alanda önümüzdeki yıllarda 70 bin 92 hektar daralma olacak. Bu nedenle 2014 yılı itibarıyla sulanabilir alan 853 bin 508 hektar kabul ediliyor. 2023 yılına kadar 81 bin 5 hektar alanın sulama planlaması yapıldı. 30 bin 267 hektar alan sulama inşaatı halinde. 135 bin 220 hektar alan ise yatırım programında. Bunlar tamamlandığında, projeyle, 2023 yılı itibarıyla bölgedeki 1 milyon 100 bin hektar alan sulamaya açılmış olacak."
Şemsi Bayraktar, Konya Bölgesi'nin sahip olduğu su ve toprak kaynaklarının geliştirilmesine yönelik bir proje olma yanında entegre bir bölgesel kalkınma projesi olan KOP'ta, sulu tarımda geliri artırmak ve bunun sürekliliğini sağlamanın ülke ekonomisinin olmazsa olmazı olduğunu vurguladı.
Türkiye'de teknik ve ekonomik olarak sulanabilecek 8,5 milyon hektar tarım arazisinin 5,9 milyon hektarının sulamaya açıldığını bildiren Bayraktar, şu bilgileri verdi:
"Ülke genelinde teknik ve ekonomik olarak sulamaya uygun tarım arazilerinin 69,4'ü sulamaya açılmıştır. Bu alanların yüzde 15,7'si KOP'ta bulunuyor. KOP'taki sulanabilir alanlar, ülke sulanabilir alanlarının yüzde 12,9'unu oluşturuyor. Fakat, hala KOP'taki toplam sulanabilir alanların yüzde 16,1'i sulamaya açılamamıştır. Önümüzdeki yıllarda yer altı sularından kaynaklanacak daralmalarla birlikte bu oran yüzde 22,4'ü geçmektedir. KOP bölgesi, 2 milyon 908 bin 439 hektarı bulan tarıma elverişli tarım arazisi, 1 milyon 100 bin hektar sulanabilir alanıyla ülkemizin en önemli tarım alanlarından biridir." 

-KOP'un ülke üretimindeki payı-

Bölgede sulamaların devreye girmesiyle birlikte özellikle yaş sebze, meyve ve endüstri bitkilerinin üretimlerinde artışlar meydana geldiğinin bilgisi veren Bayraktar, "Konya Ovası Projesi bölgesini suyla buluşturacak KOP, Konya Ovası'nı kurtaracak" dedi.
Bayraktar, şunları kaydetti:
"Bölgede kuru tarımdan sulu tarıma geçilen alanlarda önemli değişimler yaşanmış ve tarımsal hasıla artmıştır. Bazı ürünlerin verimliliğinde görülen artışlar, özellikle sulu tarım koşullarında yetiştirilen ayçiçeğinde önemli sayılabilecek düzeylere varmıştır.
KOP Bölgemiz, Türkiye şekerpancarı üretiminin yüzde 41,5'ini, elmanın yüzde 33'ünü, ayçiçeğinin yüzde 22,6'sını, buğdayın yüzde 13,6'sını, arpanın yüzde 17,3'ünü, mısırın yüzde 9,1'ini üretiyor. Ülkemizde tarım ve gıdadaki 11,2 milyar dolarlık ithalatın üçte biri yağlı tohum, ham yağ, margarin ve yağlı tohum küspesinden oluştuğu gerçeği ile KOP Bölgesinde yağlı tohum üretimi büyük önem arz ediyor. Başta ayçiçeği, olmak üzere soya, susam, kanola gibi bitkilerin üretimlerinin planlı bir şekilde teşvik edilmesi gerekiyor. KOP, Türkiye'nin üretim açığı verdiği çoğu üründe önemli üretim artışlarına neden olacak."

-KOP'un tamamlandığında katkısı 2,57 milyar dolar olacak-

Bayraktar, KOP tamamlandığında, ekonomiye, 2,2 milyar doları sulama, 300 milyon doları enerji, 70 milyon doları içme suyu olmak üzere 2,57 milyar dolar katkı, 100 bin kişiye doğrudan istihdam imkanı sağlayacağını bildirdi.
Farklı ürünler yetişmesinin yanında artan ürün miktarının, bunları yerinde işleyen entegre tarım tesislerine ve tarım sanayisine daha fazla ihtiyaç duyulmasına neden olacağını belirten Bayraktar, "Bunun sonucu olarak bölge sanayi daha da gelişecek ve yeni yeni istihdam alanları oluşacaktır" dedi.
18 Aralık 2014 Perşembe

Yerli malı kullanılmalı…

Detay:

​-Yerli malı kullanılmalı…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: "Türkiye tarımda her açıdan kendine yeter ülke

haline gelmeli, üretim açığımız olan alanlarda yerli üretim artırılmalı, yerli malı kullanılmalıdır"

-"Vatandaşlarımız ithal ürün kullanmamaya özen göstermeli, çok çeşitli, lezzetli tarım ürünlerimizi tüketmelidir"

-"Yabancı ürünleri tercih ettiğimizde kendi çiftçimiz yerine ithalat yaptığımız ülkenin çiftçisine kazandırıyoruz. Bu konuda toplumsal bilincimizi artırmamız gerekiyor"

-"805 milyon insanın aç yaşadığı dünyamızda israf günahtır. Üretimde, kullanımda kayıpları en aza indirmeliyiz"

-"Stratejik bir sektör olan tarıma yatırım yapanlar uzun dönemde kazançlı çıkarlar"

-"Aile işletmeleri tarımın omurgası. 'Bu sene kazanamadım, seneye de kazanamam' diye hemen sektörden çıkmıyor. Sonuna kadar sektörde kalıyor. Çünkü başka mesleği yok"

-"Aile işletmeleri desteklenmeli, geliştirilmeli ki tarımda üretim sürdürülebilir olsun"

-"Tarımda rekabetçiliğe, dışa bağımlı olmamaya, yerli malı tarımsal ürün tüketmeye yoğunlaşılması gerekir"


 

Ankara - 14.12.2014 - Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Türkiye'nin tarımda her açıdan kendine yeter ülke haline gelmesi, üretim açığı olan alanlarda yerli üretimin artırılması, yerli malı kullanılması gerektiğini bildirdi.

Bayraktar, Tutum, Yatırım ve Türk Malları haftası nedeniyle yaptığı açıklamada, Türkiye'nin, dünyada, sebze, meyve başta olmak üzere çok sayıda tarım ürününde ilk sıralarda yer aldığını, ürün çeşitliliğiyle de başa güreştiğini belirtti. Şemsi Bayraktar, fındık, kiraz, incir, kayısı, ayva üretiminde dünya birincisi olan Türkiye'nin, vişne, kestane, kavun, karpuz, hıyar üretiminde ikinci, nohut, Antep fıstığı, biber ve elma üretiminde üçüncü, ceviz, zeytin, domates, taze fasulye, ıspanak, mercimek, haşhaş tohumu üretiminde dördüncü, kuru çay, patlıcan üretiminde beşinci olduğunu vurguladı. Bayraktar, arpa, şekerpancarı, kuru soğan, greyfurt, armut üretiminde altıncı, aspir, limon üretiminde yedinci, kütlü pamuk, çavdar, ayçiçeği üretiminde sekizinci, buğday üretiminde onuncu, patates üretiminde onüçüncü sırada bulunduğunu bildirdi.

-"Türkiye hemen her ürünü üretebilen bir ülke"-

 

Çok çeşitli mikro klimaları barındırması nedeniyle Türkiye'nin hemen her ürünü üretebilen bir ülke olduğunu, buna rağmen, tarımın yapısal sorunlarının çözülememesi, teknik ve ekonomik olarak sulanabilecek 2,6 milyon hektar tarım alanının hala sulamaya açılmaması yüzünden başta yağlı tohumlar olmak üzere bazı ürünlerde üretim açığı verildiğini belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

"Türkiye, gıda ve tarımda net ihracatçı ülkelerden biri. 17 milyar dolara yakın gıda ve tarım ihracatı yapıyor. Gıda ve tarımda 5,7 milyar dolar dış ticaret fazlası veriyor. Bununla kronik bir şekilde dış ticaret açığı veren ülkemizin 5,7 milyar dolarlık dış ticaret açığını kapatıyor. Yine tarımsal anlamda bir cennet olan ülkemizin 11,2 milyar dolarlık gıda ve tarım ithalatı yapmaması gerekir. Bunun önemli bir bölümünü ayçiçeği, soya fasulye gibi yağlı tohumlar oluşturuyor. Pamuk ithalatımız da önemli boyutlarda. Türkiye tarımda her açıdan kendine yeter ülke haline gelmeli, üretim açığımız olan alanlarda yerli üretim artırılmalı, yerli malı kullanılmalıdır. Özellikle meyvelerde, bazı gıda sanayi ürünlerinde ithal ürünler de kullanıldığını görüyoruz. Vatandaşlarımız ithal ürün kullanmamaya özen göstermeli, çok çeşitli, lezzetli tarım ürünlerimizi tüketmelidir. Çiftçimiz, gecesini gündüzüne katarak her türlü ürünü yetiştirmektedir. Ebeveynler de çocuklara yerli malı kullanmayı teşvik etmelidir. Yabancı ürünleri tercih ettiğimizde kendi çiftçimiz yerine ithalat yaptığımız ülkenin çiftçisine kazandırıyoruz. Bu konuda toplumsal bilincimizi artırmamız gerekiyor."

Bayraktar, tarımda üretim açığı bulunan ürünlerde yeterliliğin sağlanması için desteklerin hayati önemde olduğunu bildirerek, "girdiler makul seviyede tutulmalı, destekler artarak sürdürülmelidir" dedi.

 

-"Aile işletmeleri desteklenmeli"-

 

Yerli malı haftasında tarımsal üretimin önemini bir kez daha vurgulamanın şart olduğunu bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:

"Tarım tüm ülkeler için tarihin her döneminde vazgeçilmez ve stratejik bir sektör olmuştur. Gelecekte de bu değişmeyecektir. Stratejik bir sektör olan tarıma yatırım yapanlar uzun dönemde kazançlı çıkarlar. Yalnız, tarıma yatırım yapan şirketler biraz işler ters gitse, sıkıntıya girse hemen sektörden çıkıyorlar. Uzun vadeli düşünmüyorlar. Tarıma yatırım kesinlikle uzun vadeli planlamalarla yapılmalıdır. Burada aile çiftçiliği önemli. Bu yıl Birleşmiş Milletler tarafından aile çiftçiliği yılı ilan edildi. Çünkü, aile işletmeleri tarımın omurgası. 'Bu sene kazanamadım, seneye de kazanamam' diye hemen sektörden çıkmıyor. Sonuna kadar sektörde kalıyor. Çünkü başka mesleği yok. Aile işletmeleri desteklenmeli, geliştirilmeli ki tarımda üretim sürdürülebilir olsun."

 

-"Üretimde, kullanımda kayıpları en aza indirmeliyiz"-

 

Dünya nüfusunun 2050 yılına kadar en az 2-2,5 milyar artarak 9,5 milyara ulaşacağı tahmin edildiğini belirten Bayraktar, şu bilgileri verdi:

"Nüfus artışı hızlı ve bu insanların doyurulması gerekiyor. Sadece nüfus artışı değil, tüketim alışkanlıkları da değişiyor, gıdaya talep nüfustan hızlı artıyor. Yapılan tahminler, 2050 yılına kadar dünyada gıdaya talebin yüzde 60 artacağı yönünde. Buna karşın şu anda bile 805 milyon insan aç. 805 milyonun aç yaşadığı dünyamızda israf günahtır. Üretimde, kullanımda kayıpları en aza indirmeliyiz. Bugün sebze, meyvenin bazı hesaplara göre dörtte biri çöpe gidiyor. Ekmekte israfın boyutları ortadadır. Milyonlarca ton gıda çöpe atılıyor."

Bayraktar, tarımda rekabetçiliğe, dışa bağımlı olmamaya, yerli malı tarımsal ürün tüketmeye yoğunlaşılması gerektiğini vurguladı.
12 Aralık 2014 Cuma

Tavuk ve hindi etinde çift haneli büyüme…

Detay:


​-Tavuk ve hindi etinde çift haneli büyüme…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: "Ekim ayında tavuk üretiminde yüzde 14,1, hindi etinde yüzde 16,5'lik büyüme sağlandı"

-"Tavuk yumurtası üretimindeki artış yüzde 2,2 oldu"

-"Ekim ayında sanayiye aktarılan inek sütü miktarı yüzde 7,2 arttı"

-"Yıllık bazda yumurta üretimi 17 milyar adedi, tavuk eti üretimi 1,85 milyon tonu geçti. Sanayiye aktarılan inek sütü miktarı 8,6 milyon tona yaklaştı"

-"10 ayda yumurta, kanatlı eti ve sütte ihracat 1 milyar 174 milyon doları geçti"

 

Ankara – 11.12.2014 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, kanatlı sektörü ve inek sütünde büyümenin sürdüğünü bildirerek, "Ekim ayında tavuk üretiminde yüzde 14,1, hindi etinde yüzde 16,5'lik büyüme sağlandı. Tavuk yumurtası üretimindeki artış yüzde 2,2 oldu. Ekim ayında sanayiye aktarılan inek sütü miktarı yüzde 7,2 arttı" dedi.

Bayraktar, yıllık bazda yumurta üretiminin 17 milyar adedi, tavuk eti üretiminin 1,85 milyon tonu geçtiği, sanayiye aktarılan inek sütü miktarı 8,6 milyon tona yaklaştığı bilgisine verdi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, 2014 yılı Ekim ayında tavuk yumurtası üretiminin geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2,2 artışla 1 milyon 450 bin 697 tondan 1 milyon 483 bin 203 tona yükseldiğini belirtti.

Şemsi Bayraktar, tavuk yumurtası üretiminde Ocak-Ekim döneminde yüzde 4,1 yükseliş olduğunu bildirdi. Bayraktar, "Ocak-Ekim döneminde, 2013 yılında 13 milyar 634 milyon 548 bin olan tavuk yumurtası üretimi, 2014 yılında 14 milyar 189 milyon 394 bine yükseldi" dedi.

2013 yılı Ekim ayında 117 bin 284 ton olan tavuk eti üretiminin, 2014 Ekim ayında yüzde 14,1 artışla 133 bin 839 tona yükseldiğini bildiren Bayraktar, Ocak-Ekim döneminde, 2013 yılında 1 milyon 477 bin 206 ton olan tavuk eti üretimi, 2014 yılında yüzde 6,3 artışla 1 milyon 569 bin 746 tona yükseldiği bilgisini verdi.

Bayraktar, 2013 yılında 16 milyar 496 milyon 751 bin adet olan yumurta üretiminin Ekim ayı itibarıyla yıllık bazda 17 milyar 51 milyon 596 bin ile 17 milyar adedi geçtiğini, 1 milyon 758 bin 363 ton olan tavuk eti üretiminin ise Ekim ayı itibarıyla yıllık bazda 1 milyon 850 bin 903 ton olduğunu bildirdi.

 

-Hindi eti üretimi 10 ayda yüzde 26 arttı-

 

2013 yılında Ekim ayında 3 bin 424 ton olan hindi eti üretiminin 2014 yılı Ekim ayında yüzde 16,5 artışla 3 bin 989 tona çıktığını belirten Bayraktar, "Ocak-Ekim dönemleri itibarıyla 2013 yılında 31 bin 24 ton olan hindi eti üretimi bu yıl yüzde 26'lık artıyla 39 bin 78 tona ulaştı. Geçen yılın tamamında hindi eti üretimi 39 bin 627 tondu. Bu yıl Ekim itibarıyla yıllık hindi eti üretimi 47 bin 682 tonu buldu" dedi.

 

-Sanayiye aktarılan inek sütünde artış sürüyor-

 

Şemsi Bayraktar, 2013 yılı Ocak ayında 637 bin 956 ton olan sanayiye aktarılan süt miktarının, Şubat'ta 622 bin 381, Mart'ta 710 bin 712, Nisan'da 733 bin 380, Mayıs'ta 772 bin 785, Haziran'da 692 bin 84, Temmuz'da 675 bin 158, Ağustos'ta 628 bin 996, Eylül'de 594 bin 456, Ekim'de 605 bin 194, Kasım'da 611 bin 918, Aralık'ta 653 bin 490 ton olduğu bilgisini verdi.

Sanayiye, 2014 Ocak'ta 710 bin 33, Şubat'ta 684 bin 115, Mart'ta 789 bin 355, Nisan'da 793 bin 573, Mayıs'ta 828 bin 417, Haziran'da 767 bin 112, Temmuz'da 743 bin 232, Ağustos'ta 697 bin 736 ton inek sütü aktarıldığını belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

"Ekim ayında sanayiye aktarılan inek sütü miktarı 2013 yılında 605 bin 194 ton iken, 2014 yılında yüzde 7,2 artışla 648 bin 641 tona çıktı. 2013 yılında sanayiye 7 milyon 938 bin 510 ton inek sütü aktarılmıştı. Sanayiye aktarılan inek sütü miktarı Ekim ayı itibarıyla yıllık bazda 8 milyon 576 bin 219 ton ile 8,6 milyon tona yaklaştı. Ocak-Ekim dönemlerine bakıldığında 2013 yılında 6 milyon 673 bin 101 ton olan sanayiye aktarılan inek sütü miktarı, 2014 yılında yüzde 9,6 artışla 7 milyon 310 bin 841 tona ulaştı."

 

-Dış ticaret-


Bayraktar, 2013 yılının tamamında 406 milyon 352 bin 441 dolar yumurta, 607 milyon 930 bin 13 dolar kümes hayvanı eti, sakatatı ve benzeri ürün, 285 milyon 776 bin 482 dolar süt ve süt ürünleri, 2014 Ocak-Ekim döneminde ise 330 milyon 455 bin 505 dolar yumurta, 542 milyon 906 bin 470 dolar kümes hayvanı eti, sakatatları ve benzeri ürün, 300 milyon 958 bin 954 dolar süt ve süt ürünleri ihracatı yapıldığını, 10 ayda yumurta, kanatlı eti ve sütte ihracatın 1 milyar 174 milyon 320 bin 929 dolara ulaştığını kaydetti.

8 Aralık 2014 Pazartesi

Belediyeler tarım sektörüne gönül vermeli…

Detay:

​-Belediyeler tarım sektörüne gönül vermeli…

- TZOB Genel Başkanı Bayraktar: "30 Mart seçimleriyle yürürlüğe giren büyükşehir yasası, büyükşehir belediyelerine tarım sektörüne yönelik hizmet götürme görevi verdi"

-"Büyükşehir belediyelerimiz de buna sadece görev olarak bakmamalı, tarım sektörüne gönül vermelidir"

-"Tarımda büyükşehir belediyelerimiz hızla yapılanmalı, tarım birimlerini tamamlamalı, sektöre hizmete başlamalıdır"

-"Yasa çıktığında büyükşehir belediyelerimizden tarıma kaynak ayırmalarını talep etmiştik. Bunun meyvelerini görmek istiyoruz. Tarıma hizmetin ibadet olduğu

unutulmamalı"

-"Türkiye nüfusunun yüzde 77'sini toplam tarım alanının yüzde 56,8'sini barındıran büyükşehir belediyeleri artık tarımın merkezindeler"

 

Ankara – 08.12.2014 - Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 2012 yılında çıkarılan ve 30 Mart 2014'de yapılan Mahalli İdareler Genel Seçimiyle yürürlüğe giren büyükşehir yasasıyla, büyükşehir belediyelerine tarım sektörüne yönelik hizmet götürme görevi verildiğini bildirdi.

Bayraktar, "büyükşehir belediyelerimiz de buna sadece görev olarak bakmamalı, tarım sektörüne gönül vermelidir. Tarımda büyükşehir belediyelerimiz hızla yapılanmalı, tarım birimlerini tamamlamalı, sektöre hizmete başlamalıdır" dedi.

Şemsi Bayraktar, yaptığı açıklamada, büyükşehir belediyelerinin kırsal hizmetler müdürlüğü, kırsal hizmetler daire başkanlığı, tarım ve kırsal hizmetler daire başkanlığı, tarımsal hizmetler daire başkanlığı, kırsal alan hizmetleri daire başkanlığı, çevre koruma ve kontrol daire başkanlıkları içinde bitkisel üretim şube müdürlüğü, tarımsal hizmetler şube müdürlüğü gibi çeşitli adlar altında birimler kurduklarını belirtti.

 

-Belediye hizmetleri-

 

Kanunun "Büyükşehir ve ilçe belediyeleri tarım ve hayvancılığı desteklemek amacıyla her türlü faaliyet ve hizmette bulunabilirler" hükmünü hatırlatan, bu birimlerin alanlarına giren sahalarda çeşitli konularda hizmet vermeye başladığını belirten Bayraktar, şu bilgileri verdi:

"Envanter çalışmaları, eğitim faaliyetleri, çiftçilerde önemli konularda bilgi verilmesi, duyuruda bulunulması, çiftçilerin ürünlerini pazarlaması için pazar yerleri tahsisi, sözleşmeli tarım uygulamaları belediyelerin vermiş olduğu hizmetlerden bazıları. Bu hizmetlerin artarak ve çeşitlenerek gelişimi bizim için önemli. Çünkü yasayla 16 bin 82 köy ve 1591 belde büyükşehir sınırları içinde mahallelere dönüştürüldü. Tabii bu köy ve beldelerdeki tarımsal faaliyet de büyükşehirler sınırlarına girmiş oldu."

Yasa çıktığında büyükşehir belediyelerinden tarıma kaynak ayırmalarını talep ettiklerini, bunun meyvelerini görmek istediklerini bildiren Bayraktar, "gelinen safhada gelişmeler olduğunu görüyoruz fakat birim kurulmasının ve hizmetlerin götürülmesinin yeterli olmadığını biliyor bunların daha da artarak sürmesini bekliyoruz.

 

-30 büyükşehir ülke nüfusunun yüzde 77'sini barındırıyor-

 

59 milyon nüfusla ülke nüfusunun yüzde 77'sini barındıran Adana, Ankara, Antalya, Aydın, Balıkesir, Bursa, Denizli, Diyarbakır, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, Mersin, İstanbul, İzmir, Kayseri, Kocaeli, Konya, Malatya, Manisa, Kahramanmaraş, Mardin, Muğla, Ordu, Sakarya, Samsun, Tekirdağ, Trabzon, Şanlıurfa ve Van'dan oluşan 30 büyükşehir belediyesi içinde, Adana, Ankara, Antalya, Aydın, Balıkesir, Bursa, Denizli, Diyarbakır, Hatay, Mersin, İzmir, Konya,  Malatya, Manisa, Kahramanmaraş, Mardin, Muğla, Ordu, Sakarya, Samsun, Tekirdağ, Şanlıurfa gibi ülke tarımının en önemli merkezlerini de içinde barındırdığını vurgulayan Bayraktar, şöyle devam etti:

"30 büyükşehir belediyesinin 135 milyon 270 bin 869 dekar tarım alanı bulunuyor. Bu alan, İngiltere'nin yarısından fazla, Güney Kore'nin bir buçuk katından, İsrail'in 6 katından büyük bir alana denk geliyor.

Büyükşehir belediyeleri, 238 milyon 106 bin 715 dekar olan Türkiye toplam tarım alanlarının 135 milyon 270 bin 869 dekarını, 156 milyon 180 bin 591 dekar olan tahıllar ve diğer bitkisel ürünler ekilen alanların 84 milyon 813 bin 229 dekarını, 41 milyon 475 bin 865 dekar olan nadas alanlarının 20 milyon 594 bin 862 dekarını, 8 milyon 84 bin 876 dekar olan sebze bahçeleri alanının 5 milyon 646 bin 647 dekarını, 32 milyon 320 bin 346 dekar olan meyveler, içecek ve baharat bitki alanlarının 24 milyon 177 bin 709 dekarını, 45 bin 37 dekar olan süs bitkileri alanının 38 bin 422 dekarını sınırları içinde barındırıyor.

30 büyükşehir belediyesi, toplam tarım arazilerinin yüzde 56,8'ine, tahıllar ve diğer bitkisel ürünler ekilen alanların yüzde 54,3'üne, nadas alanlarının yüzde 49,7'sine, sebze bahçelerinin yüzde 69,8'ine, meyveler, içecek ve baharat bitki alanlarının yüzde 74,8'ine, süs bitkileri alanlarının yüzde 85,3'ine sahip durumdalar. Bu illerimizin büyük çoğunluğunda iç ve dış pazara yönelik modern tarım yapılıyor. Hayvancılıkta da çok ileriler. Bundan dolayı ülke tarımı için vazgeçilmez önemdeler."  
4 Aralık 2014 Perşembe

Narenciyede fiyat dipte, üretici perişan…

Detay:


​-Narenciyede fiyat dipte, üretici perişan…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: "Özellikle mandalina ve limon ihracatında tıkanma mandalinada üretim artışı nedeniyle üretici fiyatları dibe vurdu"

"Üretici fiyatları Kasım ayında mandalinada yüzde 40 azalmayla kilogramda 30 kuruşa, limonda yüzde 15,49 azalmayla 90 kuruşa kadar indi"

"Hasadına Kasım ayında başlanan portakalda üretici fiyatı kilogramda 42 kuruş oldu"

"Narenciyede en önemli pazarlar olan Rusya'da ekonomik, Irak ve Ukrayna'da yaşanan siyasi karışıklık, bu ülkelere yönelik narenciye ihracatına da yansıdı"

"Irak'a yapılan narenciye ihracatı, 2011 yılında 280 bin 858 ton iken, 2013'de 159 bin 333 tona geriledi" 

"2013 yılında 942 bin ton olan mandalina üretiminin 2014'de yüzde 12,1 artışla 1 milyon 56 bin tona yükselmesi bekleniyor"

"İhracat iadeleri, ülkemizin narenciye ihracatında diğer ülkelerle rekabet edebilmesi, iç piyasada fiyat istikrarının sağlanması, üreticinin hak ettiği geliri elde edebilmesi bakımından son derece önemlidir"

"İhracat iadelerinin amacına ulaşabilmesi, ihracatçının önünü görebilmesi ve ihracatın gelişmesi için yeterli miktarda verilmesi de büyük önem taşıyor"

 

Ankara – 04.12.2014– Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, özellikle mandalina ve limon ihracatında tıkanma ve mandalinada üretim artışı nedeniyle üretici fiyatlarının dibe vurduğunu bildirdi.

Bayraktar, üretici fiyatlarının Kasım ayında mandalinada yüzde 40 azalmayla kilogramda 50 kuruştan 30 kuruşa, limonda yüzde 15,49 azalmayla 1 lira 7 kuruştan 90 kuruşa indiğini, hasadına Kasım ayında başlanan portakalda ise üretici fiyatının kilogramda 42 kuruş olduğunu belirtti.

Şemsi Bayraktar, yaptığı açıklamada, narenciyede en önemli pazarlar olan Rusya'da ekonomik, Irak ve Ukrayna'da yaşanan siyasi karışıklıkların bu ülkelere yönelik narenciye ihracatına da yansıdığını belirtti. Bu ülkelerden Irak'a yapılan narenciye ihracatının, 2011 yılında 280 bin 858 ton iken, 2013'de 159 bin 333 tona gerilediğine dikkati çeken Bayraktar, 2014 Ocak-Kasım döneminde Irak'a mandalina ihracatının geçen yılın aynı dönemine göre, yüzde 69 azalmayla 5 bin 745 tondan 1778 tona indiğini bildirdi. TZOB Genel Başkanı Bayraktar, 2014 Ekim ayında Rusya, Suudi Arabistan, Irak, Ukrayna ve Polonya'ya yapılan limon ihracatının geçen yılın aynı ayına göre yüzde 16,5 azalarak 39 bin 971 tondan 33 bin 367 tona gerilediğini belirtti.

Bayraktar, şunları kaydetti:

"Yaş sebze ve meyve ihracatımızın da lokomotifi konumunda olan narenciye üretimi giderek artış gösteriyor. 2005 yılında 2 milyon 913 bin ton olan narenciye üretimimiz, 2013 yılında 3 milyon 681 bin 159 tona ulaştı. 2014 yılında ise üretimin 3 milyon 786 bin 690 tona çıkması bekleniyor. Portakal, limon ve greyfurt üretiminde geçen yıla göre çok ciddi bir değişim yaşanmazken mandalina üretiminin geçen yıla göre yüzde 12 artış göstereceği tahmini yapılıyor.

Narenciye ihracatında öne çıkan ve Türkiye için önemli pazar konumundaki ülkelerde yaşanan ekonomik ve siyasi karışıklıklar, ihracatımızı olumsuz etkiliyor.  Bunun yanı sıra, mandalina rekoltesinde görülen artışın yanı sıra, havaların sıcak gitmesi ve mandalina çeşitlerinin hasadının çakışmasıyla birlikte iç piyasada bir yığılma meydana geldi. Piyasada yaşanan bu yığılmayla birlikte 1 kilogram mandalinanın Kasım ayında üretici fiyatı yüzde 40 azalmayla 50 kuruştan 30 kuruşa geriledi. Sezon başında kilogramı 1 lira 30 kuruştan alıcı bulan limon ise, Ekim ayında 1 lira 7 kuruşa, Kasım ayında yüzde 15,49 azalmayla 90 kuruşa indi. Portakal da sezona iyi başlamadı. Hasadına Kasım ayında başlanan portakalda ise üretici fiyatı kilogramda 42 kuruş oldu."

 

-"İhracat iadesi önemli"-

 

İhracatı etkileyen en önemli konulardan birisinin ihracat iadesinin olduğunu belirten Bayraktar, şu bilgileri verdi:

"Narenciye ihracatında verilen teşvik primleri yani ihracat iadeleri, ülkemizin narenciye ihracatında diğer ülkelerle rekabet edebilmesi, iç piyasada fiyat istikrarının sağlanması, üreticinin hak ettiği geliri elde edebilmesi bakımından son derece önemlidir. İhracat iadelerinin amacına ulaşabilmesi, ihracatçının önünü görebilmesi ve ihracatın gelişmesi için zamanında verilmesinin yanında, yeterli miktarda verilmesi de büyük önem taşıyor. Aksi takdirde zaten komşu ülkelerde yaşanan ekonomik ve siyasi karışıklıklar nedeniyle zor durumda kalan sektör daha da sıkıntıya girer."

 

-"Yapılması gerekenler"-

 

Bayraktar, yapılması gerekenleri ise şu başlıklarla özetledi:

- İhracat iadeleri yeterli miktarda ve zamanında ödenmeli,

- Dış pazarda rekabet gücünün artırılabilmesi için maliyetler düşürülmeli,

gübre, mazot, ilaç, elektrik gibi üretim girdileri desteklenmeli,

- Depolama, ambalajlama, nakliye giderleri desteklenmeli,

- Girdiler üzerindeki KDV ve ÖTV oranları indirilmeli,

- Tanıtım faaliyetleri ve iç tüketim artırılmalı,

- Yeni pazarlar bulunmalı.

3 Aralık 2014 Çarşamba

Havuç üretiminin yüzde 90’ı üç ilden…

Detay:


​-Havuç üretiminin yüzde 90'ı üç ilden…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: " Havuç üretiminde önemli bir potansiyelimiz var.

Pazarlama sorununu çözersek üretimde çok daha büyük rakamlara ulaşırız"

-"2000 yılında 235 bin ton olan üretim, ekim alanlarındaki artışla birlikte 2012 yılında 714 bin 280 tona yükseldi, 2013 yılında 569 bin 855 tona geriledi"

-"Üretimin 2012 yılına göre düşmesindeki en önemli sebep, yaşanan pazarlama sorunu nedeniyle ekim alanlarında daralma yaşanmasıdır"

-"2012 yılında 141 bin 695 dekar olan havuç ekim alanları, 2013 yılında yüzde 23,3 azalmayla 108 bin 643 dekara indi"

-"En fazla havuç üretimi Konya'da yapılıyor. Havuç üretiminin yüzde 57,7'sini Konya, yüzde 22,1'ini Ankara, yüzde 10,1'ini Hatay gerçekleştiriyor"

-"Üç ilin havuç üretimindeki payı yüzde 89,9'u buluyor"

-"Havuç üretiminde dünyada 7'inci sırada yer alan ülkemiz, üretiminin yaklaşık yüzde 10'unu ihraç ediyor"

 

Ankara – 03.12.2014 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Türkiye'nin, havuç üretiminde önemli bir potansiyeli bulunduğunu bildirerek, "pazarlama sorununu çözersek üretimde çok daha büyük rakamlara ulaşırız" dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, 2000 yılında 235 bin ton olan üretimin 2012 yılında 714 bin 280 tona yükseldiğini, 2013 yılında 569 bin 855 tona gerilediğini bildirdi. Bu yıl üretimin 571 bin 913 tona çıkmasının beklendiğini vurgulayan Bayraktar, üretimin 2012 yılına göre düşmesindeki en önemli sebebin, pazarlama sorunu nedeniyle ekim alanlarında daralma yaşanması olduğuna dikkati çekti. Bayraktar, 2012 yılında 141 bin 695 dekar olan havuç ekim alanlarının 2013 yılında yüzde 23,3 azalmayla 108 bin 643 dekara indiği bilgisini verdi.

Şemsi Bayraktar, şunları kaydetti:

"En fazla havuç üretimi Konya'da yapılıyor. Havuç üretiminin yüzde 57,7'sini Konya, yüzde 22,1'ini Ankara, yüzde 10,1'ini Hatay gerçekleştiriyor. Üç ilin havuç üretimindeki payı yüzde 89,9'u buluyor.

Havuç üretiminde dünyada 7'inci sırada yer alan ülkemiz, üretiminin yaklaşık yüzde 10'ununu ihraç ediyor. Dünyada havuç üretiminde Çin 16 milyon 907 bin tonla ilk sırayı alırken, bu ülkeyi 1 milyon 565 bin tonla Rusya, 1 milyon 346 bin tonla ABD, 1 milyon 300 bin tonla Özbekistan, 916 bin tonla Ukrayna, 835 bin tonla Polonya izlemektedir. Türkiye, 714 bin tonla 7'inci sırada yer alırken, ülkemizi 707 bin tonla Fas, 664 bin tonla İngiltere, 619 bin tonla Japonya, 593 bin tonla Almanya, 560 bin tonla Hindistan, 545 bin tonla Fransa, 511 bin tonla Hollanda takip etmektedir."

 

-"Beslenme ve sağlıkta önemli"-

 

Günümüz yaşam koşullarında pek çok hastalığın ortaya çıkmasıyla birlikte sağlıklı beslenmeye yönelik ürünlerin tüketiminin de hız kazandığının altını çizen Bayraktar, şu bilgileri verdi:

"Bu açıdan baktığımızda yaş sebzeler yüksek oranda su, yaşam için önem arz eden mineraller, düşük oranda protein, karbonhidrat ve yağ içermeleri nedeniyle sağlıklı beslenmenin önemli bir parçası haline gelmektedir. Ayrıca bünyelerinde antioksidanlar, bitkisel kimyasallar, diyet lifi gibi yararlı bileşenleri içermeleri nedeniyle de kronik hastalıklara karşı koruyucu özellik taşımakta, vücudumuzun zararlı maddelerden temizlenmesini sağlamaktadır.

Her insanın sağlığı üzerinde tartışılmaz önemi bulunan sebzeler içinde havuç da bulunmaktadır. Havuç, sağladığı kalori, protein, yağ ve karbonhidratın yanı sıra kalsiyum, fosfor, demir, A ve C vitaminleri açısından zengindir. B1 ve B2 vitaminlerini de içinde barındırır. Özellikle gözün görme fonksiyonu ve yapısı açısından temel maddelerden olan A vitamini bakımından oldukça zengin bir sebzemizdir. Lifli yapısı nedeniyle de sindirim sistemi için de oldukça faydalı bir ürünümüzdür."

 

-"Pazarlama ve yapısal sorunlar"-

 

Başta pazarlama sorunları olmak üzere, tarımsal girdilerde dışa bağımlılık ve girdi fiyatlarındaki artış nedeniyle üretim maliyetlerinin yüksekliği, üreticinin maliyetin altında ürün satmak zorunda kalması gibi ülkemiz tarımında karşılaşılan genel sorunların havuç tarımının da içinde bulunduğu sebzeciliğin de sorunları olduğunu bildiren Bayraktar, şunları vurguladı:

"Üreticilerimizin kendi ürettiği üründe söz sahibi olabilmesi, sahip oldukları hakları etkin bir şekilde kullanabilmesi ancak örgütlenmeyle mümkündür. Ekonomik örgütlenme tam olmadığı için herhangi bir pazarlık gücü de bulunmuyor. Bu yapıda üretici düşük fiyata ürün satarken tüketici de daha pahalıya ürün tüketmek durumunda kalmaktadır.

Sorunun çözümüne yönelik olarak üreticilerin örgütlenmesi ve örgütlenme bilincinin oluşması eğitim ve yayım faaliyetlerine daha fazla ağırlık vermekle mümkündür. Bunun yanı sıra, tarımsal üretici birliklerine gerekli kaynak aktarılarak finansman bakımından güçlendirilmeli, profesyonelce yönetilmeleri sağlanmalı, eğitim ve araştırma eksiklikleri giderilmelidir.

Ülkemizde soğuk hava depoları yeterli değildir. Bunun sonucunda hasadın yoğun olduğu dönemde pazara talebin üzerinde ürün sunulmakta, bu da üretici fiyatlarında düşüşe neden olmaktadır. Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı Kapsamında tarımsal ürünlerin işlenmesi, depolanması ve paketlenmesine yönelik yeni yatırım tesislerinin yapımı, mevcut faal olan veya olmayan tesislerin kapasite artırımı ve teknoloji yenilenmesine yönelik yatırımlar yüzde 50 hibe yoluyla desteklenmektedir. Verilen bu destekler olumlu karşılanmakla birlikte depolama konusunda arzu edilen seviyeye gelinememiştir. Arzın daha uzun döneme yayılması bakımından depolama imkanlarının artırılması gerekmektedir.

Üreticilerimizin rekabet gücünün artırılması bakımından maliyetler düşürülmeli, gübre, mazot gibi üretim girdilerinin desteklenmesinin yanı sıra,  ilaçlama, depolama, ambalajlama, nakliye gibi unsurlar da mutlak surette desteklenmeli, girdilerdeki KDV oranları indirilmelidir."

Bayraktar, Türkiye'nin sahip olduğu potansiyelin en iyi şekilde değerlendirilmesinin, havuç üretiminin ülke ekonomisine ve üreticilere olan katkısının artırılmasının en büyük temennileri olduğunu bildirdi.