Başkan Yönetim Meclis Personel Tarım Köşesi Videolar iletişim Kayıt Olma Banka Hesabımız Sorular Cevaplar
16 Ağustos 2018 Perşembe

YALIHÜYÜK’DE SERACILIK TANITILACAK

Detay:

Yalıhüyük de Göksu Taşeli Kalkınma Projesi kapsamında sera gösteri sahası kuruldu.

Göksu Taşeli Havzası Kalkınma Projesi kapsamında sera yetiştiriciliğini tanıtmak ve geliştirmek amacıyla 250 metrekare alanda sera gösteri sahası kuruldu.

Yalıhüyük İlçe Tarım ve Orman Müdürü Mevlüt Semerci, şunları kaydetti:

"İlçede ilk defa sera yetiştiriciliği yapılacağından kurulan bu gösteri sahası sonucunda ilçede kışın her türlü sebze maydanoz, roka, marul, dereotu, semizotu, nane, ıspanak, yazın ise domates, salatalık ve her çeşit fide yetiştiriciliği yapılması, bölgemizde sera yetiştiriciliğini yaygınlaştırarak alternatif ürün yetiştiriciliğini ilçemizde başlatarak üreticilerin birim, alandan daha yüksek gelir elde etmeleri sağlamayı amaçlıyoruz."dedi.

Yalıhüyük  - Fatih Atalay
15 Ağustos 2018 Çarşamba

Başkan Köse’den Bayram Mesajı

Detay:

Bozkır Ziraat Odası Başkanı Ali Köse idrak edeceğimiz Kurban Bayramı münasebetiyle yayınlamış olduğu mesajda "Bayramlar, insanlar arasındaki karşılıklı sevgi ve saygının perçinlendiği günlerdir. Bayramlar birbirleri ile olan dargınlıkları unuttukları, barıştıkları, kardeşçe kucaklaştıkları günlerdir.

Mübarek Kurban bayramımızın önce çiftçilerimize, Bozkır Halkına, Türk ve İslam alemine hayır ile vesile olmasını diler, herkesin mübarek kurban bayramını kutlarım" dedi.      

Doğal afetler çiftçinin peşini bırakmıyor

Detay:

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: "İklim değişikliğinin etkisiyle yağış rejimi değişti. Artık daha fazla düzensiz yağış yaşıyor, çiftçi olarak daha fazla zarar görüyoruz"

-"Tarımda afet yönetimi ve tarım sigortaları uygulamaları gözden geçirilmelidir"

-"Kısa vadede, afet yaşayan çiftçilerimizin kredi borçlarının ertelenmesinin yanı sıra, zarar gören çiftçilere maddi destek de sağlanmalıdır"

-"Temmuz ayı yağışlarında normale göre yüzde 17'den, geçen yıl yağışlarına göre yüzde 113'den fazla arttı"

-"Bu üretim sezonunda yaşanan afetlerden başta kayısı, buğday, arpa olmak üzere şekerpancarı, mısır, elma, armut, erik, kiraz, şeftali, fındık, çilek, üzüm, incir gibi ürünlerimiz etkilendi"

-"Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre, Ordu İli normal yıllarda Ağustos ayında ortalama 67,7 mm yağış alırken, 9 Ağustos 2018'de bir günde Çaybaşı ilçesinde 108,1 mm, İkizce ilçesinde 58,2, Ünye ilçesinde 55,2, Fatsa ilçesinde ise 51 mm yağış alındı"

-"Ordu'nun afet yaşayan ilçelerinde bir ayda alınan yağış bir günde düştü"

Ankara – 15.08.2018 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, küresel iklim değişikliğinin etkisiyle yağış rejiminin de değiştiğini bildirerek, "artık daha fazla düzensiz yağış yaşanıyor, çiftçi olarak daha fazla zarar görüyoruz" dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, doğal afetlerin Ocak ayından bu yana çiftçinin peşini bırakmadığını belirtti. Yağışların normalinde gerçekleşmesine rağmen düzensiz bir şekilde yağması nedeniyle afetler yaşandığını ifade eden Bayraktar, "Afetler, tarım ürünleri rekoltesi bakımından ülke genelini etkilememekle birlikte afetin yaşandığı ilçe veya köyde çiftçiye büyük zarar vermektedir" diye konuştu.

Şemsi Bayraktar, 2017-2018 yılı tarımsal üretim ve pazarlama döneminin 2017 yılı Ekim ayı itibariyle başladığını ve önümüzdeki Eylül ayında son bulacağını hatırlattı. İçinde bulunduğumuz tarımsal üretim sezonunda çok sayıda düzensiz yağış yaşandığını belirten Bayraktar, şöyle devam etti:

"Bu üretim sezonunun başladığı Ekim ayından itibaren 10 aylık birikimli yağışlara bakıldığında, genel olarak yağışlar normali civarında gerçekleşirken, geçen yıl yağışlarına göre yüzde 18 oranında artmıştır.

Ocak ayından bu yana, başta dolu olmak üzere, aşırı yağış, sel, don, fırtına afetleri ürünlere zarar vermiştir. Sezon başından itibaren değerlendirme yapıldığında, hububat üretimi için önem taşıyan Ekim-Kasım aylarında beklenen yağış gerçekleşmemiş, Ocak ayından itibaren yaşanan afetler çiftçinin peşini bırakmamıştır. Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde Mart-Nisan aylarında beklenen yağışın gerçekleşmemesi kuraklığa neden olurken, Mayıs ayında yağışlar adeta toplu olarak yağmıştır."

-"Afetler çiftçinin gelir kaybını artırıyor"-

Bayraktar, yağış rejiminde yaşanan değişikliğin küresel iklim değişikliğinin bir etkisi olduğunu ifade etti. Küresel iklim değişikliğinin tarım sektörünü doğrudan etkilediğine dikkati çeken Bayraktar, "Son yıllarda arka arkaya gerçekleşen afetler çiftçilerimizin gelir kayıplarını her geçen yıl daha fazla artırmaktadır. Bu süreç çok iyi gözlenmeli, tarımda afet yönetimi ve tarım sigortaları uygulamaları gözden geçirilmelidir. Kısa vadede, afet yaşayan çiftçilerimizin kredi borçlarının ertelenmesinin yanı sıra, zarar gören çiftçilere maddi destek de sağlanmalıdır" dedi.

-Zarar gören ürünler-

Bayraktar, Ocak-Temmuz ayları arasında doğal afetlerin yaşandığı iller ve zarar gören ürünleri şöyle sıraladı:

"Adana, Adıyaman, Afyonkarahisar, Ağrı, Aksaray, Amasya, Ankara, Antalya, Aydın, Balıkesir, Batman, Bilecik, Bolu, Burdur, Bursa, Çanakkale, Çankırı, Çorum, Denizli, Diyarbakır, Edirne, Elazığ, Erzincan, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, Isparta, İzmir, Kahramanmaraş, Karaman, Kayseri, Kırıkkale, Kırklareli, Kırşehir, Kilis, Konya, Kütahya, Malatya, Manisa, Mardin, Mersin, Muğla, Nevşehir, Niğde, Ordu, Osmaniye, Sakarya, Samsun, Siirt Sivas, Şanlıurfa, Şırnak, Tekirdağ, Tokat, Uşak ve Yozgat illerinin bazı ilçelerinde başta dolu olmak üzere, aşırı yağış, sel, fırtına, don afetleri ürünlere zarar vermiştir.

Yaşanan afetlerden başta kayısı, buğday, arpa olmak üzere şekerpancarı, mısır, elma, armut, erik, kiraz, şeftali, fındık, çilek, üzüm, incir gibi ürünlerimiz etkilenmiştir. Bu ürünlerin yanı sıra domates, biber, fasulye, soğan, sarımsak gibi sebzelerde de zarar meydana gelmiştir. Özellikle Antalya İlinin bazı ilçelerinde belirli dönemlerde gerçekleşen afetler seralara ve seralarda bulunan ürünlere zarar vermiştir. Antalya Elmalı'da yaşanan afet, 500-600 dekar sera alanında yüzde 100'e varan oranlarda zarara yol açtı. Hayvan telefleri de oldu."

-Temmuz'da yağışlar geçen yıla kıyasla yüzde 113'den fazla arttı-

Temmuz ayında mevsim normallerinin üzerinde yağış gerçekleştiğini belirten Bayraktar, Temmuz ayı yağış normalinin 16,4 mm olduğunu, geride bıraktığımız Temmuz ayında ise 19,2 mm yağış düştüğünü söyledi. Geçen yılın aynı döneminde 9,00 mm yağış gerçekleştiğini hatırlatan Bayraktar, "Temmuz ayı yağışlarında normale göre yüzde 17,1, geçen yıl yağışlarına göre yüzde 113,3 artış görülmüştür" dedi

Meteoroloji verilerine göre, Temmuz ayı yağışlarında Marmara, Ege ve Karadeniz bölgelerinde artış gerçekleşirken, diğer bölgelerde azalma olduğunu ifade eden Bayraktar, şöyle devam etti:

"Normal yıllara göre Edirne'nin güney kesimleri hariç Trakya'nın tamamında, Manisa, Balıkesir, Kütahya, Eskişehir, Kocaeli, Yalova ve Çorum çevrelerinde gerçekleşen yağışta yüzde 100'den fazla artış gözlenmiştir. Nevşehir, Mersin, Güney Ege Kıyı kesimleri, Doğu Anadolu'nun Güneyi ve Mardin civarlarında ise yağışlar normallerine göre yüzde 75'ten fazla azalmıştır. Normale göre en fazla artış yüzde 100 ile Marmara Bölgesi görülürken, bu bölgeyi yüzde 91 ile Ege Bölgesi, yüzde 18 ile Karadeniz Bölgesi izlemektedir. Yağış azalmasında yüzde 31 ile Doğu Anadolu Bölgesi ilk sırada yer alırken, bu bölgeyi yüzde 21 ile Akdeniz Bölgesi, yüzde 19 ile İç Anadolu Bölgesi, yüzde 17 ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi izlemektedir."

-Bir aylık yağış bir günde düştü-

Temmuz ayında devam eden yağışların Ağustos ayında Karadeniz Bölgesi'nde artış gösterdiğini söyleyen Bayraktar, "Son olarak 9 Ağustos 2018'de Ordu'nun Ünye, Fatsa, Çaybaşı ve İkizce ilçelerinde aşırı yağış sele dönüşerek afete neden olmuştur. Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre Ordu İli normal yıllarda Ağustos ayında ortalama 67,7 mm yağış alırken, 9 Ağustos 2018'de bir günde Çaybaşı ilçesinde 108,1 mm, İkizce ilçesinde 58,2, Ünye ilçesinde 55,2, Fatsa ilçesinde ise 51 mm yağış alındı. Ordu'nun afet yaşayan ilçelerinde bir ayda alınan yağış bir günde düştü" dedi.

Gerçekleşen afetin ilçenin en önemli geçim kaynağı olan fındıkta zarara neden olduğunu belirten Bayraktar, "Dere kenarlarında bulunan harmanlarda kurumaya bırakılan fındıklarda, bahçelerde çuvallanmış fındıklarda, fındık ağaçlarında, fındık işçilerinin kaldıkları çadırlarda önemli zararlar meydana gelmiştir" ifadelerini kullandı.

Yağışların yanı sıra meydana gelen yangınların da çiftçiyi zarara uğrattığına dikkati çeken Bayraktar, 13 Ağustos günü Çanakkale'nin Ezine İlçesine bağlı Geyikli Bölgesinde tarım arazileri ve ormanlık alanda yangın çıktığını, 130 dekar zeytinlik alanı, 274 dekar çam ve makilik orman alanı, 150 adet organik arı kovanı ve 80 adet boş kovanın yandığını belirtti.

13 Ağustos 2018 Pazartesi

Bayraktar’dan spekülasyonlara tepki

Detay:

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-"Bu toprakların değerini, kıymetini bilmeli, ülkemize sahip çıkmalıyız. Gidebileceğimiz başka ülke yok"

-"Her kesim Türk çiftçisi gibi davranmalı, işine gücüne odaklanmalı, spekülasyonlardan uzak durmalıdır"

-"Milli ekonomimizi hedef alan tüm saldırılara karşı devletimizin yanındayız"

-"Milli paramız Türk Lirasıdır. Her Türk vatandaşı parasının arkasında durmalıdır"

-"Biz dünkü değil, kökü binlerce yıl geriye dayanan koca bir medeniyetiz. ABD bunun bilinciyle hareket etmeli, bizim düşmanlığımızı değil dostluğumuzu kazanmalıdır"

-"ABD'nin uluslararası hukuka sığmayan tavırlarını şahsım ve 5 milyon üyemiz adına şiddetle kınıyorum"

Ankara – 13.08.2018 - Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Türkiye ekonomisini hedef alan spekülatif ataklara tepki gösterdi.

5 milyona yakın sığınmacı, mülteci ve yabancı uyruklunun Türkiye topraklarında yaşadığını belirten Bayraktar, "Bizim başımıza bir şey gelse sığınacağımız toprak, gidebileceğimiz başka bir ülke yok. Bu toprakların değerini, kıymetini bilmeli, ülkemize sahip çıkmalıyız" diye konuştu.

Bayraktar, kurdaki artışın siyasi hesaplar sonucunda gerçekleştiğini ifade etti. ABD tarafından ülkemize yönelik tehdit mesajları ve yaptırımların kabul edilemez olduğunu ifade eden Bayraktar, "ABD yanlış tavırlarından geri adım atmalı, Türkiye gibi bir ülkeyi kaybetmemelidir" diye konuştu.

Yaşanan olumsuz tablonun geride kalacağını söyleyen Bayraktar, Türk çiftçisinin devletinin ve milletinin yanında olduğunu belirtti. Güçlü bir ekonominin temel dayanağının üretim olduğuna dikkati çeken Bayraktar şunları söyledi:

"Her kesim Türk çiftçisi gibi davranmalı, işine gücüne odaklanmalı, spekülasyonlardan uzak durmalıdır. Kişisel hesaplar bir kenara bırakılmalı, atacağımız her adımda ülke menfaatini göz önünde bulundurmalıyız. Ekonomik taaruza üreterek karşı duracağız."

-"Milli ekonomimizi hedef alan tüm saldırılara karşı devletimizin yanındayız"

Türkiye ekonomisini hedef alan spekülatif atakların, Türkiye'nin milli birlik ve beraberliğini zedelemeye yönelik olduğunu ifade eden Bayraktar şunları söyledi:

"Biz dünkü değil, kökü binlerce yıl geriye dayanan koca bir medeniyetiz. ABD bunun bilinciyle hareket etmeli, bizim düşmanlığımızı değil dostluğumuzu kazanmalıdır.  Sadece kendi coğrafyasında değil dünyanın her köşesinde söz sahibi olabilecek güçlü ve saygın bir ülkeyiz. ABD'nin uluslararası hukuka sığmayan tavırlarını şahsım ve 5 milyon üyemiz adına şiddetle kınıyorum. Milli ekonomimizi hedef alan tüm saldırılara karşı devletimizin yanındayız."

Bayraktar, "Gün birlik olma günüdür. Milli paramız Türk Lirasıdır. Her Türk vatandaşı parasının arkasında durmalıdır" ifadelerini kullandı.
6 Ağustos 2018 Pazartesi

Gıdada israfı önleyemezsek gelecek karanlık

Detay:

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-"Her yıl üretilen 4 milyar tonluk gıdanın sadece 2,7 milyar tonu tüketilirken, 1,3 milyar tonu israf ediliyor"

-"Dünyada üretilen sebze meyvenin yüzde 46'sı sofraya ulaşmıyor"

-"Açlık sorununu çözmenin yolu israfı önlemekten geçiyor"

-"Gıda israfı konusunda halkı bilinçlendirecek kamu spotları hazırlanması ve israf konusunun medyada geniş yer alması toplumsal bilinç sağlanması için önemli bir ihtiyaçtır"

 

Ankara – 05.08.2018 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, her yıl üretilen 4 milyar tonluk gıdanın sadece 2,7 milyar tonunun tüketildiğini, 1,3 milyar tonluk gıdanın israf edildiğini bildirerek, "açlık sorununu çözmenin yolu israfı önlemekten geçiyor. 2050 yılına kadar gıda tüketiminin en az 1,6 milyar ton artacak. Bunun yarısı israfın azaltılmasıyla karşılanabilir" dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, halen 7,7 milyara yaklaşan dünya nüfusunun 2050 yılına kadar 9,8 milyara yükselmesinin beklendiğini belirtti.

Halen küresel düzeyde tarımın kişi başına 4 bin 600 kalorilik üretim yaptığını vurgulayan Bayraktar, bunun dünya nüfusunu doyurmaya rahatlıkla yeteceğini ama Birleşmiş Milletler verilerine göre 815 milyon insanın açlık çektiğini, bunlardan 124 milyonunun ise açlıktan ölmek üzere olduğuna dikkati çekti.

 Dünyada üretilen gıdanın yaklaşık üçte birinin çöpe gittiğini belirten Bayraktar, "Bu rakam, 2,5 milyardan fazla insanı doyurmaya yetecek kadar çok. Dünyada üretilen sebze meyvenin yüzde 46'sı sofraya ulaşmıyor" diye konuştu.

-İsraf büyük boyutlarda-

Ulusal Kaynakları Savunma Konseyi (NRDC) raporuna göre, ABD'de her yıl üretilen gıdanın yüzde 40'ı, meyve ve sebzenin yüzde 52'si, deniz ürünlerinin yüzde 50'si, tahıl ürünlerinin yüzde 38'i, et ürünlerinin yüzde 22'si atıldığını bildiren Bayraktar, şöyle devam etti:

"Diğer gelişmiş ülkelerin de ABD'den farkı yok. Ülkemizde de çok büyük israf var. Üretilen meyve sebzenin en az yüzde 25-30'u daha sofraya ulaşmadan çöpe gidiyor.

Araştırmalara göre gıda israfının yüzde 42'si evlerde meydana geliyor. İsrafın yüzde 39'u üreticiler, yüzde 5'i perakendeciler, yüzde 14'ü de yemek sektöründe gerçekleşiyor.

Açlık sorununu çözmenin yolu israfı önlemekten geçiyor. Her yıl üretilen 4 milyar tonluk gıdanın sadece 2,7 milyar tonu tüketilirken, 1,3 milyar tonu israf ediliyor.

2050 yılına kadar gıda tüketimi en az 1,6 milyar ton artacak. Bunun en az yarısı israfın azaltılmasıyla karşılanabilir.

İsrafı azaltamazsak üretmemiz gereken ek gıda, 2,4 milyar tonu bulacak."

 

-"İsrafın önlenmesi için yapılması gerekenler"

İsraf ile ilgili mücadelenin tarladan başlaması, kayıpların önlenmesi bakımından; yapılacak eğitim faaliyetleriyle üreticilerin yetiştirme tekniklerinin yanı sıra hasat teknikleri konusunda da bilgilendirilmesinin sağlanması gerektiğini bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:

"Üreticilerimiz üretim sırasında yanlış uygulamalar yapmamalı, hastalık ve zararlılarla mücadele konusunda dikkatli davranmalıdır.

Ürün olgunlaşmadan önce veya aşırı olgunlaşmış şekilde toplamamalı, bahçede uygun meyve ve sebze toplama kapları bulundurmalı, ürün güneşten korunmalı ve paketleme tesislerine teslimde veya pazara taşımada gecikilmemelidir.

 Hasat edilen ürünler uygun şekilde paketlenmeli, taşınmalı ve depolanmalıdır. Bu amaçla soğuk hava depolarının sayısı ve kapasitesi yükseltilmeli ve bu tesislere verilen destekler artırılarak devam etmelidir."

 

-İsrafı önleme konusunda tüketicinin yapması gerekenler-

İsrafı önleme konusunda tüketicinin de yapması gerekenler olduğunu belirten Bayraktar, şöyle devam etti:

"Tüketici ürünü, kayba ve israfa uğratmayacak miktarda ihtiyacı kadar satın almalıdır.

Başta sebze, meyve olmak üzere ürünleri uygun saklama ve kullanma şartlarına uymalı, zamanını geçirmeden değerlendirmelidir.

Alışverişe gitmeden önce evdeki yiyecekleri gözden geçirerek bir alışveriş listesi yapmalı, ihtiyacından fazlasını almamalıdır.

Ülkemizde her gün 5 milyon ekmek israf edilmektedir. İhtiyacın üzerinde ekmek alınmamalı, bayatlayan ekmekler uygun bir şekilde değerlendirilmelidir.

Evde veya lokantalarda yemek küçük porsiyonlar halinde servis edilmeli, yenebilecek kadar alınmalı, tabakta yemek bırakılmamalıdır.

Sipariş edilen yemeğin fazla gelmesi durumunda kalanların paketlenmesini talep edilmelidir."

Bayraktar, israf konusunun dünyanın sorunu olduğunu, 7'den 70'e herkesin bu konuda bilinçlendirilmesi ve sorumluluk içinde hareket etmesinin sağlanması gerektiğini belirtti.

Şemsi Bayraktar, gıda israfı konusunda halkı bilinçlendirecek kamu spotları hazırlanması ve israf konusunun medyada geniş ölçekte yer almasının toplumsal bilinç sağlanması için önemli bir ihtiyaç olduğunu vurguladı.

Ulusal Süt Konseyi bu yapıyla devam edemez, inandırıcılığını kaybetmiştir.

Detay:

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: "Merkez Bankası Başkanı Çetinkaya ile görüştüm. 'Ben USK üyesi değilim, süte müdahalemiz olmamıştır' dedi. Önemli olanın sürdürülebilir üretim olduğunu belirtti"

-"1 lira 70 kuruşluk fiyata Merkez Bankası'nın müdahale ettiğini ifade ederek 1 lira 60 kuruşa çekmeye çalışan USK, inandırıcılığını kaybetmiştir. Bunun sektöre vereceği zararı herkesin iyi hesaplaması lazım"

-"Ulusal Süt Konseyi'nde belirlenen, üzerinde anlaşılan fiyat açıklanmalı ve herkes o fiyata uymalıdır"

-"Konsey'in aynı konuda ardı ardına üç defa açıklama yapması bile sürecin iyi yönetilmediğini göstermektedir"

- "TZOB olarak Konseyden neden çıktığımız bu süreçte daha iyi anlaşılmıştır"

 

Ankara – 06.08.2018 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Ulusal Süt Konseyi'nin 27 Temmuz 2018 tarihindeki toplantı sonrası ardı ardına yaptığı açıklamaların çiğ süt fiyatı konusunda üreticinin kafasını karıştırdığını bildirerek, "Ulusal Süt Konseyi (USK), Konsey'de varılan anlaşmaya uygun hareket etmeli ve üzerinde anlaşılan fiyatı açıklamalı, herkes o fiyata uymalıdır" dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, Türkiye'de hayvancılığın, ağırlıklı olarak sınırlı gelir elde eden küçük işletmelerde yapıldığını, bu işletmelerin yaşamasının sektör açısından çok önemli olduğunu belirtti.

 

-"Çiğ süt fiyatı sürdürülebilir üretimi desteklemelidir"-

 

Bu çerçeveden bakıldığında, çiğ süt fiyatlarının sürdürülebilir üretimi desteklemesi gerektiğine dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:

"Ülkemizde, Ulusal Süt Konseyi, çiğ süt tavsiye fiyatını belirlemektedir.

Ulusal Süt Konseyi 27 Temmuz 2018 tarihinde yaptığı toplantı sonrası, 'Soğutulmuş çiğ süt üretici tavsiye fiyatı yüzde 3,6 yağlı ve yüzde 3,2 proteinli çiğ süt için 1,70 TL/Litre olarak belirlenmiştir' şeklinde açıklama yapmış, daha sonra yaptığı ikinci açıklamada, '15.08.2018 – 31.12.2018 dönemine ait yüzde 3.6 yağ ve yüzde 3.2 proteinli soğutulmuş çiğ sütün bir önceki dönemde 1.53 TL/Litre olan tavsiye fiyatı, Merkez Bankası'nın uyarısıyla 15 Ağustos 2018'den geçerli olacak şekilde 1.70 TL/Litreye yükseltilmiştir' şeklinde değiştirmiştir.

Bunun üzerine konu tarafımızca takibe alınmış, Ulusal Süt Konseyi Başkanı Sabit Karaca ile görüşülmüş 'kendilerine uyarı yapan Merkez Bankası yetkilisinin kim olduğu, neden fiyatların değiştirilerek sitelerinde ilan edildiği sorulmuş', Sabit Karaca, yanıt olarak 'bu kafa karışıklığının bir kaç güne giderileceği, gerekli açıklamanın yapılacağını' ifade etmiştir. Aynı akşam yani 1 Ağustos 2018 tarihinde Konsey tarafından üçüncü açıklamada bulunulmuş, 'Ulusal Süt Konseyi 27 Temmuz 2018 tarihinde sektör paydaşları ile bir araya gelerek çiğ süt tavsiye fiyatı toplantısı yapılmıştır. Buna göre; soğutulmuş çiğ süt tavsiye fiyatı yüzde 3,6 yağlı ve yüzde 3,2 proteinli çiğ süt için 1,70 TL/Litre olarak belirlenmiştir' ifadeleri kullanılmıştır.

Konsey, yaptığı ilk açıklamada, 'üretici tavsiye fiyatı' ibarelerini kullanması, kamuoyunda tavsiye fiyatın 'net', 'üreticinin eline geçecek fiyat' olarak anlaşılmasına neden olmuştur. Toplantıda yapılan görüşmelerde de bu durum teyit edilmiştir. Üretici, gayet doğal olarak net litre başına 1 lira 70 kuruş alacağı kanısına varmıştır. Daha sonra bunun brüt fiyat olduğunu ima eden açıklamalar kafa karışıklığına neden olmuştur. 'Merkez Bankası'nın uyarısıyla' ibaresi de Merkez Bankası'nın olaya dahil olduğu 1,70 TL/Litre olan net fiyatı, brüte çevirdiği kanısı doğmasına yol açmıştır."

 

-"Merkez Bankası'nın fiyata müdahalesi söz konusu olmamıştır"-

 

Bütün bu gelişmeler üzerine Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya ile görüştüğünü, Merkez Bankası olarak Ulusal Süt Konseyi kararına bir müdahalelerinin söz konusu olmadığını öğrendiğini bildiren Bayraktar, şöyle devam etti:

"Merkez Bankası Başkanı Çetinkaya ile görüştüm. 'Ben USK üyesi değilim, süte müdahalemiz olmamıştır' dedi. Önemli olanın sürdürülebilir üretim olduğunu belirtti. Bu ifadeyle USK, inandırıcılığını kaybetmiştir.

Ulusal Süt Konsey'in aynı konuda ardı ardına üç defa açıklama yapması bile sürecin iyi yönetilmediğini göstermektedir. Konsey üretici başta olmak üzere her kesimin hak ve menfaatlerini korumak, süt sektörünün geleceğini planlamak, sorunlarını beraberce aşmak için kurulmuştur. Bu yapısını korumalı ve buna uygun hareket etmelidir. Üreticinin alın teri korunmalıdır.

Bu süreçte Konseydeki üretici birliklerinin sözünün geçmediği, üreticilerin söz hakkının olmadığı anlaşılmıştır. Üretici birliklerinin aleyhine süt fiyatı düşürülmeye çalışılmıştır. Üretici maliyetinin arttığı dikkate alınmamıştır.

Bakanlık ve üretici birliklerinin üretici maliyetinin arttığı görüşünün aksine, Merkez Bankası bahane edilerek süt fiyatları düşürülmeye çalışılmıştır. Süt Konseyi güven kaybetmiştir. TZOB olarak işte bu nedenle Ulusal Süt Konseyi'nden çekildik. Konseyden neden çıktığımız bu süreçte daha iyi anlaşılmıştır. Ulusal Süt Konseyi bu yapıyla hayatına devam edemez, Konsey'in yapısı değiştirilmeli daha etkili bir hale getirilmelidir. Söz hakkı olmayan üretici birliklerinin de Ulusal Süt Konseyi'nde kalma nedenini anlayabilmiş değiliz.

1 lira 70 kuruşluk fiyata Merkez Bankası'nın müdahale ettiğini ifade ederek 1 lira 60 kuruşa çekmeye çalışan USK, inandırıcılığını kaybetmiştir. 1 lira 70 kuruşluk fiyat da üreticiyi kurtarmazken, bu fiyatı brüt 1 lira 70 kuruş açıklayıp, üretici fiyatını 1 lira 60 kuruşa çekmenin sektöre vereceği zararı herkesin iyi hesap etmesi lazım. Ulusal Süt Konseyi'nde belirlenen, üzerinde anlaşılan fiyat açıklanmalı ve herkes o fiyata uymalıdır.

TZOB olarak toplantı öncesinde uzmanların dile getirdiği 1,5 süt/yem paritesine göre olması gereken fiyatı açıklamış ve üreticinin eline 2 lira 6 kuruş geçmesi gerektiğini bildirmiştik. Bu açıklamamızın arkasındayız. Şu andaki fiyatlara göre 1,5 süt/yem paritesiyle olması gereken üretici çiğ süt fiyatı 2 lira 7 kuruştur. Son dönemde döviz kurundaki değişimler hammaddede dışa bağımlı olan yem sektöründe maliyetleri artırmıştır. Ziraat Odalarımızın kayıtlarına göre, 2017/2018 Temmuz döneminde, yüzde 18 proteinli süt yeminin fiyatı yüzde 27,3, yılın yedi aylık bölümünde ise yüzde 21,7 oranında artmıştır. Süt hayvancılığı açısından elektrik de önemli bir maliyet kalemidir. En son 1 Ağustos 2018 tarihinden geçerli olmak üzere hayvancılık işletmelerinde elektrik fiyatlarına yüzde 13,9 zam yapılmıştır."

 

-"Maliyet artışlarına tedbir alınmalı"-

 

Bayraktar, hayvancılık işletmelerinin, yükselen yem fiyatları ve elektrik gibi diğer maliyetlerdeki artışlar nedeniyle uyarı verdiğini, maliyet artışlarına tedbir alınması gerektiğini, fiyatların bu seviyede seyretmesi halinde sektörde damızlık hayvanların kesilmesinin kaçınılmaz olacağını belirtti.

Bozkır'da Hava Durumu