Başkan Yönetim Meclis Personel Tarım Köşesi Videolar iletişim Kayıt Olma Banka Hesabımız Sorular Cevaplar
20 Aralık 2013 Cuma

21 Aralık Dünya Kooperatifçilik Günü...

Detay:


-21 Aralık Dünya Kooperatifçilik Günü…
-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Dünyadaki kooperatiflerin yaklaşık yüzde 10-11’i Türkiye’de olmasına karşın kooperatifler fonksiyonel olamadı”
-“84 bin 232 kooperatife rağmen özellikle tarımda kooperatifler planlama ve pazarlama problemini çözemedi”
-“Tarımsal üretimde arz-talep dengesizliğini, pazarlama sorunlarını çözecek planlı üretim, kooperatif ve üretici birliklerinin güçlenmesiyle sağlanabilir”

Ankara – 20.12.2013 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, dünyadaki kooperatiflerin yaklaşık yüzde 10-11’i Türkiye’de olmasına karşın kooperatifler fonksiyonel olamadığını bildirerek, “84 bin 232 kooperatife rağmen özellikle tarımda kooperatifler planlama ve pazarlama problemini çözemedi” dedi.
Bayraktar, 21 Aralık Dünya Kooperatifçilik Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, “birlikten kuvvet doğar” sözünün kooperatifçiliği en iyi şekilde ortaya koyduğunu, Birleşmiş Milletler verilerine göre, dünyada 800 binden fazla kooperatif ve 1 milyardan fazla kooperatif ortağı olduğunu belirtti.
Kooperatiflerin 100 milyondan fazla insana iş imkanı sağladığını vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti: 
“Kooperatifçilikte ABD, Fransa, İngiltere, İtalya ve Japonya gibi ülkeler öne çıkmaktadır. İngiltere kooperatifçiliğin beşiğidir. ABD ve Almanya’da toplam nüfusun dörtte biri, Norveç ve Kanada’da üç kişiden biri, Japonya’da her 3 aileden biri kooperatif üyesidir. Finlandiya nüfusunun yüzde 75’i kooperatiflere üyedir. Bu ülkelerde kooperatiflerin iş hacimlerine bakıldığında ilk sıralarda tarımsal kooperatiflerin yer aldığı görülmektedir. Almanya, Fransa ve Hollanda’da kooperatif bankaları ülkenin en büyük 5 bankası arasında yer almaktadır.”
-“Tarımda çok sayıda kooperatife rağmen, Türk çiftçisi planlama ve 
pazarlama sorunu çekiyor”-
Ülkemizde 150 yıllık geçmişi olan kooperatiflerin, temelini “imece” ruhundan aldığını, 8 milyondan fazla insanın gönüllü olarak katıldığı ekonomik girişim modeli olduğunu belirten Bayraktar, şu bilgileri verdi:
“Ülkemizde 30 ayrı türde faaliyet gösteren, 84 bin 232 kooperatif var. Dünya nüfusunun yüzde 1,1’i Türkiye’de. Buna karşın kooperatiflerin yaklaşık yüzde 10-11’i ülkemizde. Yine de kooperatifçilikte işlevsellik sağlanamadı. Tarımda çok sayıda kooperatife rağmen, Türk çiftçisi planlama ve pazarlama sorunu çekiyor. 
Son yıllarda eğitim seviyesinin yükselmesi ve ortakların bilinçlenmesine paralel olarak ülke kooperatifçiliğinde önemli gelişmeler yaşandığını memnuniyetle görüyoruz. 2012-2016 dönemini kapsayan Kooperatifçilik Strateji Belgesi ve Eylem Planı ülkemiz kooperatifçiliği için çok önemli bir adımdır.” 
-“Kooperatifler kriz dönemlerinde güçlü kalır”-
Bu yılki Dünya Kooperatifçilik Günü’nün ana temasının Birleşmiş Milletlerce “Kooperatif Girişimler Kriz Dönemlerinde Güçlü Kalır” olarak belirlendiğini hatırlatan Bayraktar, kriz dönemlerinde sermaye şirketlerine kıyasla kooperatiflerin daha az etkilendiğini, güçlü kaldığını bildirdi. Uluslararası Kooperatifler Birliği ile Avrupa Kooperatif ve Sosyal Girişimler Araştırma Enstitüsü’nün işbirliği ile hazırlanan rapora göre, dünyanın en başarılı 300 kooperatifinin 2010 yılı toplam cirolarının 1,9 trilyon dolar bulduğunu bildiren Bayraktar, kooperatiflerin ekonomik yapılanmanın anahtarı olarak kabul edildiğine dikkati çekti.
Bayraktar, “Tarımsal üretimde arz-talep dengesizliği, pazarlama sorunları ancak planlı üretimle çözülür. Planlı üretim ise kooperatif ve üretici birliklerinin güçlenmesiyle sağlanabilir. Kooperatifler yasal boşluk ve karmaşıklıklardan kurtarılmalı, devletin kooperatiflere müdahaleci rolü azaltılarak kooperatifleşme teşvik edilmeli, kooperatifler mali yönden güçlendirilmeli ve desteklenmelidir” dedi.
11 Aralık 2013 Çarşamba

TZOB'dan zirai don uyarısı

Detay:


-TZOB’dan zirai don uyarısı… 
-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:
-“Bu aylarda meydana gelecek bir don olayı, kışlık üretimi yapılan sebze ve hasadı devam eden narenciye ve sera ürünlerine zarar verebilmektedir”

-“Henüz narenciyede bir don olayı olmamakla birlikte, Hava sıcaklıklarının daha da düşmesi halinde ürün olumsuz etkilenebilecektir”

-“Meteoroloji’den üreticilerimize gereken uyarılar yapılmakla birlikte, ürünü depolama imkanı bulunan üreticilerimizin ürünlerini toplayıp depolamaları, olası maddi kaybı önleyecektir”

-“Üreticilerimizin aşırı yağış, don, dolu gibi tarımsal üretime zarar verecek konularda Devlet Meteoroloji İşleri Genel 
Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamaları takip etmeleri ve zorunlu önlemleri zamanında almaları gerekir”

Ankara – 11.12.2013 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü’nün 11, 12, 13 Aralık 2013 günleri için Karadeniz, Marmara, Ege ve Akdeniz kıyı kesiminde hafif, iç kesimlerde kuvvetli don olayı beklendiğini duyurduğunu ve zirai don uyarısı yaptığını bildirerek, “Bu aylarda meydana gelecek bir don olayı, kışlık üretimi yapılan sebze ile hasadı devam eden narenciye ve sera ürünlerine zarar verebilmektedir” dedi.
Bayraktar, henüz narenciyede bir don olayı olmamakla birlikte, hava sıcaklıklarının daha da düşmesi halinde ürünün olumsuz etkileneceğini belirtti.
Şemsi Bayraktar, yaptığı açıklamada, son günlerde ülke genelinde gerçekleşen kar yağışlarının özellikle hububat üretimine olumlu yansımakla birlikte, bu aylarda mevsim normallerinin altında gerçekleşen hava sıcaklıklarının kışlık üretimi yapılan sebze ile hasadı devam eden narenciyeye ve sera ürünlerine zarar verebildiğini bildirdi.

-“Seralarda ısınma ve nakliye maliyetlerinin artmasına neden oluyor”-

Hava sıcaklıklarının normallerin altına düşmesinin seralarda ısınma ve nakliye maliyetlerinin artmasına, işçilik faaliyetlerinin zorlaşmasına, serada yetiştirilen sebzelerde verim düşüklüğüne, tarlada yetiştirilen kışlık sebzelerde de don olaylarına neden olabildiğine dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:
“Ege ve Akdeniz bölgelerinde meydana gelen düşük hava sıcaklıkları dalda ürün bulunması nedeniyle özellikle narenciye için risk oluşturmaktadır. Henüz narenciyede bir don olayı olmamakla birlikte, hava sıcaklıklarının daha da düşmesi halinde ürün olumsuz etkilenebilecektir. 
Meteoroloji’den üreticilerimize gereken uyarılar yapılmakla birlikte, ürünü depolama imkanı bulunan üreticilerimizin ürünlerini toplayıp depolamaları, olası maddi kaybı önleyecektir. Ayrıca, meyve ağaçlarında don riski devlet destekli Tarım Sigortaları kapsamındadır. Üreticilerimizin don riskine karşı kayıplarının azaltılması açısından mutlaka sigorta yaptırmaları gerekmektedir.” 

-“Üreticiler bilgilendirilmeli ve teknik olarak desteklenmeli”-

Tarım ürünlerinin tohumun tarlaya atılışından ürünün hasat edilerek ambara konmasına kadar her zaman risk altında olduğunu bildiren Bayraktar, şöyle devam etti:
“Bu nedenle üreticilerimizin aşırı yağış, don, dolu gibi tarımsal üretime zarar verecek konularda Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamaları takip etmeleri ve zorunlu önlemleri zamanında almaları gerekir. 
Ekonomik gücü yeterli olmayan çiftçilerimiz don zararından korunmak için saman yakma, ürünlerin üzerini örtme gibi yöntemlere başvurmaktadır. Açık alanda yetiştirilen ürünler için don riskinden korunmada etkili olan, rüzgâr pervaneleriyle havanın karıştırılması, üstten sulama ve yağmurlama sulama gibi yöntemlerin üreticilerimiz tarafından kullanımının artırılması için gerekli tedbirler alınmalıdır. Üreticilerimiz bu konularda bilgilendirilmeli ve teknik olarak desteklenmelidir.”

-Dona karşı alınacak tedbirler-

Dona karşı tedbirlerin ekim-dikimden önce ve sonra alınacak önlemler olmak üzere ikiye ayrıldığını belirten Bayraktar, şunları kaydetti:
“Ekim ve dikimden önce yer seçiminde, don riski taşıyan bölgelerde mümkün olduğunca zirai faaliyetler yapılmamalıdır. Eğer tarım yapılması düşünülüyorsa dona dayanıklı türler seçilmelidir. Vadi tabanlarında, dar havzalarda, çukur bölgelerde dona hassas bitkilerin yetiştirilmesinden kaçınılmalıdır. 
Don riski olan bölgelerde daha geç çiçeklenen çeşitler seçilmelidir. Don olayına hassas bitkilerin yetiştirildiği yerlerde, don tehlikesi başlamadan önce yabancı otlar temizlenmeli, ancak toprak işleme de dahil hiçbir kültürel işlem yapılmamalıdır.
Isı yalıtımı ile ürünlerin üstü toksik olmayan protein köpükleri ile kaplanır.
Yeryüzünden atmosfere giden ısı kaybını engellemek için uygun ısıtma ekipmanları kullanılır veya küçük ateşler yakılır. 
Don olayını önlemede bir yöntem olan üstten sulama veya yağmurlamanın belirgin bir yararı vardır ve dikkate değer bir öneme sahiptir. Bu yöntem sadece üzerindeki buz yükünü taşıyabilecek bitkilerde uygulanabilir. 
Don zararlarını en aza indirebilmek için; toprak nemli, yabancı otları temizlenmiş, düzeltilmiş ve pekiştirilmiş olmalıdır. 
Her yıl ince bir kum tabakasının don riskli alanlara serilir. İnce kum aynı zamanda buharlaşmayı (kendi bünyesindeki su miktarı çok az olduğundan) en alt seviyeye indirir. 
İlkbaharda meydana gelen son don olaylarının çok sık görüldüğü yerlerde, meyve ağaçlarının çiçeklenme devresinde don olayından fazla zarar görülmemesi için çiçeklenmenin geciktirilmesi amacıyla ağaç dipleri 1 metre çapında açılarak kar veya buz kalıpları konulur. 
Don veya donma sıcaklıkları ile ilgili bir tahmin önceden kullanıcılara ulaştırılmış ise bölgedeki çiftçiler olgun meyveleri, sebzeleri ve diğer ürünleri acil olarak toplamaları gerekir.”
10 Aralık 2013 Salı

ÖRTÜ ALTINDA 6,2 MİLYON TON SEBZE MEYVE ÜRETİLİYOR...

Detay:

-TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar: “Yazın tarlada nasıl üretiyorsak, kışın da örtü altında milyonlarca ton sebze, meyve üretmeye devam ediyoruz”
-“1995 yılında 2 milyon 354 bin 689 ton olan örtü altı sebze üretimi, 2000 yılında 3 milyon 677 bin 28 tona, 2012 yılında ise 5 milyon 856 bin 199 tona yükseldi”
-“Sebze üretimi 1995-2012 döneminde yüzde 148,7 arttı”
-“2000 yılında 55 bin 31 ton olan meyve üretimi ise yüzde 471,73 artışla 2012 yılında 314 bin 628 tona çıktı”
-“Sebze üretiminin yüzde 52,87’sini domates, yüzde 17,56’sını hıyar, yüzde 11,29’unu karpuz oluşturdu”
-“2012 yılında 3 milyon 96 bin 349 ton domates, 1 milyon 28 bin 122 ton hıyar, 661 bin 383 ton karpuz 
örtü altında üretildi”
-“Örtü altı sebze üretiminde Antalya 3 milyon 47 bin 636 tonla birinciliği alırken, bu ili 888 bin 426 tonla Mersin, 
630 bin 830 tonla Adana, 537 bin 985 tonla Muğla, 180 bin 177 tonla İzmir, 133 bin 276 tonla Samsun izledi”
-“Örtü altı meyve üretiminde Mersin’in 212 bin 824 tonla birinci olurken, bu ili 64 bin 473 tonla Antalya, 32 bin 86 tonla Aydın takip etti”
-“1995 yılında 363 bin 42 dekar olan toplam örtü altı üretim alanı, süs bitkileri de dahil, 2012 yılında 617 bin 760 dekara yükseldi”
-“Örtü altı üretim alanlarının yüzde 45,12’si plastik seralardan, yüzde 26,42’si alçak tünel, yüzde 15,39’u yüksek tünel örtü alanlarından, yüzde 13,07’si ise cam seralardan oluşuyor”
-“Seralarda en büyük gider kalemlerinden biri elektrik enerjisi tüketimi. Üreticilerimizin, daha düşük fiyatla elektrik temin edecekleri bir abone grubu oluşturularak indirimli tarifeden elektrik almaları sağlanmalı”

Ankara – 09.12.2013 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, “çiftçinin kış geldi” diye üretime ara vermediğini, kışın da üretimi sürdürdüğünü bildirerek, “Yazın tarlada nasıl üretiyorsak, kışın da örtü altında milyonlarca ton sebze, meyve üretmeye devam ediyoruz. Örtü altında 6 milyon 170 bin 827 ton sebze ve meyve üretiliyor” dedi.
Bayraktar, yaptığı açıklamada, 1995 yılında 2 milyon 354 bin 689 ton olan örtü altı sebze üretiminin 2000 yılında 3 milyon 677 bin 28 tona, 2012 yılında ise 5 milyon 856 bin 199 tona yükseldiğini ve 1995-2012 döneminde yüzde 148,7 arttığını belirtti. TZOB Genel Başkanı Bayraktar, 2000 yılında 55 bin 31 ton olan meyve üretiminin ise yüzde 471,73 artışla 2012 yılında 314 bin 628 tona çıktığını bildirdi.
Şemsi Bayraktar, Türkiye’nin tarla üretiminin yanı sıra örtü altı üretiminde de çok büyük bir potansiyele sahip olduğunu belirtti. Örtü altı üretim alanlarının yıldan yıla arttığını, 1995 yılında 363 bin 42 dekar olan toplam örtü altı üretim alanının 2010 yılında 563 bin 805 dekara çıktığı bilgisini veren Bayraktar, 2011 yılında süs bitkileri alanının da dahil olmasıyla örtü altı üretim alanının 611 bin 451 dekara, 2012 yılında geçici verilere göre, 617 bin 760 dekara yükseldiğini bildirdi.

- AB üyesi Malta’nın yüzölçümünün iki katı örtü altı üretim alanı var-

Örtü altı üretim alanlarının yüzde 45,12’sinin plastik seralardan, yüzde 26,42’sinin alçak tünel, yüzde 15,39’unun yüksek tünel örtü alanlarından, yüzde 13,07’sinin ise cam seralardan oluştuğunu belirten Bayraktar, şunları kaydetti:
“Plastik sera alanı 278 bin 730, alçak tünel örtü altı alanı 163 bin 207 dekar, yüksek tünel örtü altı alını 95 bin 95 dekar, cam sera alanı ise 80 bin 728 dekar. Toplam 617 bin 760 dekar alan, Bahreyn ve Singapur’un yüzölçümüne yakın, Avrupa Birliği üyesi Malta’nın ve turizm cenneti Maldivler’in iki katı bir alan demek. Üreticilerimiz büyük yatırımlar yaparak, Avrupa Birliği üyesi bir ülkenin yüzölçümünün iki katı bir alanı örtü altı üretim alanı haline dönüştürdüler. Bu yatırımın meyvesini de 30 çeşit sebze, 4 çeşit meyveyi 6 milyon tondan fazla üreterek alıyorlar.”

Örtü altı üretim rakamları

Örtü altında geçici verilere göre, 2012 yılında 30 çeşit, 5 milyon 856 bin 199 ton sebze, 4 çeşit, 314 bin 628 ton meyve üretildi. Toplam üretim 6 milyon 170 bin 827 ton oldu. Sebze üretiminin yüzde 52,87’sini domates, yüzde 17,56’sını hıyar, yüzde 11,29’unu karpuz oluşturdu. 2012 yılında 3 milyon 96 bin 349 ton domates, 1 milyon 28 bin 122 ton hıyar, 661 bin 383 ton karpuz örtü altında üretildi.”
Bayraktar, 2012 yılı geçici verilere göre, örtü altında 387 bin 459 ton sivri biber, 241 bin 969 ton patlıcan, 135 bin 116 ton kavun, 114 bin 159 ton kabak (sakız), 80 bin 891 bin ton dolmalık biber, 38 bin 690 ton kıvırcık marul, 34 bin 153 ton taze fasulye, 16 bin 84 ton göbekli marul, 7 bin 221 ton aysberg marul, 4 bin 582 ton taze soğan, 3 bin 783 ton semizotu, 2 bin 599 ton ıspanak, 2 bin 40 ton roka üretildiğini bildirdi. Şemsi Bayraktar, üretimin maydanozda 411 ton, karayaprak lahanada 385 ton, terede 369 ton, pırasada 187 ton, kırmızı turpta 81 ton, dereotunda 57 ton, taze bezelyede 35 ton, taze sarımsakta 23 ton, nanede 18 ton, taze börülcede 13 ton, enginarda 8 ton, brokolide 5 ton, kırmızı lahanada 4 ton, karnabaharda 3 tonda kaldığını belirtti. 

Meyve üretiminde muz ve çilek ilk ikide

TZOB Genel Başkanı Bayraktar, örtü altında muz, çilek, kayısı ve üzüm üretiminin de yapıldığını, 26 bin 790 dekar alanda 161 511 ton muz, 40 bin 636 dekar alanda 152 bin 162 ton çilek, 310 dekar alanda 607 ton kayısı, 147 dekar alanda 348 ton üzüm üretildiğini, meyvede toplam üretimin 67 bin 883 dekarda 314 bin 628 ton olduğunu vurguladı.

İller itibarıyla örtü altı sebze ve meyve üretimi

İller itibarıyla örtü altı sebze üretiminde Antalya’nın 3 milyon 47 bin 636 tonla birinciliği aldığını belirten Bayraktar, “Sebze üretiminin yarıdan fazlasını Antalya tek başına gerçekleştiriyor. Antalya’yı 888 bin 426 tonla Mersin, 630 bin 830 tonla Adana, 537 bin 985 tonla Muğla, 180 bin 177 tonla İzmir, 133 bin 276 tonla Samsun izliyor” dedi.
Bayraktar, iller arasında meyve üretiminde Mersin’in 212 bin 824 tonla birinciliği aldığını, bu ili 64 bin 473 tonla Antalya, 32 bin 86 tonla Aydın’ın izlediğini bildirdi.
Seralarda en büyük gider kalemlerinden birinin elektrik enerjisi tüketimi olduğunu vurgulayan Bayraktar, üreticilerin, seralarda daha düşük fiyatla elektrik temin edecekleri bir abone grubu oluşturularak indirimli tarifeden elektrik almalarının sağlanması gerektiğini belirtti.
8 Aralık 2013 Pazar

Susam üretimi acilen artırılmalı

Detay:


-Susam üretimi acilen artırılmalı
-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:“Üreticilerimiz ithal susam fiyatlarıyla rekabet edemediği, pazar problemi ve fiyat tedirginliği yaşadığı için üretim düştü”
-“2012 yılında 131 bin 803 tonluk susam tüketiminin yüzde 87,7’si ithalat yoluyla karşılayan Türkiye, ithalatta Çin ve Japonya’nın ardından dünyada üçüncü”
-“Dünyanın üçüncü büyük üreticisi olmasına karşın, 2007-2011 döneminde ithalatını yüzde 89 artıran Çin ile 2012 yılında ekim alanlarının gerilemesi yüzünden 2012 yılında dünyada yaşanan 600 bin tonluk üretim düşüşü, susam fiyatlarını 2013 yılında artırdı”
-“Ham susam uluslararası piyasa fiyatları kilogramı 1,33 dolar dolaylarında seyrederken, bu yılın Ocak-Eylül döneminde yüzde 39,6 artarak 1,34 dolardan 1,87 dolara yükseldi”
-“Susam ülkemizde toplam 25 ilimizde üretiliyor. Üretim en fazla Antalya ilinde yapılırken, bu ili Muğla, Manisa ve Uşak illeri takip ediyor”
-“Yetiştirme süresinin kısalığı yönünden, hemen hemen her kültür bitkisiyle ekim nöbetine girebilen susamda üretim kısa sürede artırılabilir, ülkemiz dışa bağımlılıktan kurtarılabilir”
-“Üretim artışı için, sözleşmeli üretim devreye alınmalı, pazar imkanları genişletilmeli, prim desteği verilmeli, dünya fiyatlarının düştüğü yıllarda iç piyasayı bozacak ürün ithalatı önlenmelidir”

Ankara – 08.12.2013 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, üreticilerin ithal susam fiyatlarıyla rekabet edemediğini, pazar problemi ve fiyat tedirginliği yaşadığını için üretimin düştüğünü bildirerek, “2012 yılında 131 bin 803 tonluk susam tüketiminin yüzde 87,7’si ithalat yoluyla karşılandı. Susam üretimini acilen artırmaya yönelik özel politika uygulanmalıdır” dedi.
Bayraktar, yaptığı açıklamada, anavatanının Afrika olduğu tahmin edilen susamın insanlık tarihinin bilinen en eski bitkilerinden olduğunu belirtti. Susam tohumlarının yüzde 50-60 oranında yağ içerdiğini, tüm yağlı tohumlar gibi proteince zengin bir ürün olan susamda ortalama yüzde 25 dolaylarında protein, yaklaşık yüzde 14 karbonhidrat bulunduğunu vurgulayan Bayraktar, susam tohumlarından yağ miktarı fazla olanlar yağ ve tahin üretiminde, yağ miktarı az olanlar ise simitlik ve bisküvilik olarak kullanıldığı bilgisini verdi.
2013 yılındaki yükseliş dışında genelde uluslararası piyasada ham susam fiyatlarının kilogram başına 1,33 dolar dolaylarında seyrettiğini, bunun da Türkiye’de üreticiler için rekabet, pazar problemi ve fiyat tedirginliği yaşanmasına ve üreticinin üretimden çekilmesine neden olduğunu belirten Bayraktar, şunları kaydetti:
“Türkiye’de üretim alanları azalıyor. Son 10 yılda üretim alanları 430 bin dekardan, 2011 yılında 266 bin 455 dekara kadar indikten sonra 2012 yılında yeniden yükselerek 292 bin 63 dekara çıktı. Son 10 yılda en fazla üretim 26 bin 545 tonla 2006 yılında yapıldı. Bu rakam 2007 yılında 20 bin 10 tona indikten sonra 2010 yılında 23 bin 460 tona yükseldi. 2011 yılında 18 bin, 2012 yılında 16 bin 221 ton olan üretim, 2013 yılında, Bitkisel Üretim İkinci Tahmin rakamlarına göre 15 bin 695 tona inecek. 
Susam ülkemizde toplam 25 ilimizde üretiliyor. Üretim en fazla Antalya ilinde yapılırken, bu ili Muğla, Manisa ve Uşak illeri takip ediyor.”

-24 ülkeden 115 bin 572 ton susam satın alınıyor-

Bayraktar, 2012 yılında 16 bin 221 tonluk susam üretimine karşılık, 115 bin 572 ton ithalat yapıldığını, tüketimin 131 bin 803 tona yükseldiğini, tüketimin yüzde 87,7’sinin ithalatla karşılandığını belirtti.
Üretim açığının karşılanması için 2012 yılında 24 ülkeden ham susam ithalatı yapıldığını bildiren Bayraktar, şu bilgileri verdi:
“Ham susam ithalatının en fazla yapıldığı ülke Nijerya’dır. Bu ülkeyi Etiyopya, Çad, Hindistan, Mozambik, Gine, Sudan izliyor. Dünyada, 2012 yılında 8 milyon hektar alanda toplam 4,2 milyon ton susam üretimi yapıldı. Susam üretiminde ilk sırayı 620 bin tonla Myanmar alırken, bu ülkeyi 610 in tonla Hindistan, 600 bin tonla Çin izledi. Son on yıla bakıldığında, 2011 yılına kadar her yıl artan susam ekim alanlarının, 2012 yılında bir önceki yıla göre yüzde 5,6 oranında, üretimin ise yüzde 12,7 oranında azaldığı görülüyor. 2011 yılında 4,8 milyon ton olan üretim, 2012 yılında 600 bin ton azalmayla 4,2 milyon tona geriledi. 
Dünyada 2007-2011 döneminde dış ticarete konu olan susam miktarı 1 milyon tondan 1,4 milyon tona yükseldi. Susam ithalatında Çin birinci iken, Japonya ikinci, Türkiye üçüncü sırada bulunuyor.
Dünyanın üçüncü büyük üreticisi olmasına karşın, 2007-2011 döneminde ithalatını yüzde 89 artıran Çin ile 2012 yılında ekim alanlarının gerilemesi yüzünden 2012 yılında dünyada yaşanan 600 bin tonluk üretim düşüşü, susam fiyatlarını 2013 yılında artırdı. Ham susam uluslararası piyasa fiyatları kilogramı 1,33 dolar dolaylarında seyrederken, bu yılın Ocak-Eylül döneminde yüzde 39,6 artarak 1,34 dolardan 1,87 dolara yükseldi.”
Bayraktar, Türkiye’de, yükselen uluslararası piyasa fiyatlarının yanı sıra, dolar kurunun da yüksek olmasının Türk Lirası bazında ithal maliyetini yükselttiğini vurguladı.

-“El emeğine dayalı tarım üretim maliyeti artırıyor”-

Susam tarımının el emeğine dayalı olarak yapılmasının üretim maliyetini artırdığını, diğer yağlı tohumlara göre verim miktarının düşük oluşu nedeniyle de dekardan elde edilen gelirin diğer ürünlerle rekabeti engellediğini belirten Bayraktar, şunları kaydetti:
“Bu sebepten dolayı üreticiler daha fazla gelir elde edilen ürünlerin ekimine yönelmektedir. Susam üretimini artırmaya yönelik özel politika uygulanmalıdır. Ülkemiz yağlı tohumlarda açığı bulunmaktadır. Susam içerdiği yağ miktarı nedeniyle yağ açığının kapatılmasında önemli bir üründür. Ancak, henüz diğer alanlarda kullanımı için ithalat yapılıyor iken yağ tüketimi için düşünülememelidir. Yağ tüketimi dışında ihtiyaç duyulan susam üretiminin gerçekleştirilerek, ithalatın azaltılması yönünde çalışmalar yapılmalıdır. 
Yetiştirme süresinin kısalığı yönünden, hemen hemen her kültür bitkisiyle ekim nöbetine girebilen susamda üretim alanları ve dolayısıyla üretim kısa sürede artırılabilir, ülkemiz dışa bağımlılıktan kurtarılabilir. Genel olarak pamuk-buğday-susam şeklinde üçlü münavebe, en çok yapılan münavebe şeklidir. Susamın bu avantajı değerlendirilmelidir.” 
Avantajlarına karşın susam hasadının elle yapılıyor olmasının hasat maliyetlerini artırdığını belirten Bayraktar, “Verim miktarı da düşük olunca diğer ürünlerle rekabet edememektedir. Bu amaçla üretim maliyetlerini azaltıcı tedbirler alınmalıdır. Üretim artışı için, sözleşmeli üretim devreye alınmalı, pazar imkanları genişletilmeli, prim desteği verilmeli, dünya fiyatlarının düştüğü yıllarda iç piyasayı bozacak ürün ithalatı önlenmelidir” dedi.
5 Aralık 2013 Perşembe

GAP DEVREYE GİRDİKÇE TARIMSAL ÜRETİM PATLIYOR...

Detay:



TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar:
“GAP, bölgede daha şimdiden üretimde patlamaya neden
oldu. 1991-2012 döneminde bölgede buğday üretimi
yüzde 113,1, domates üretimi yüzde 135,4 arttı”
“Mısır üretimi 178,8, pamuk üretimi 4,4, yonca üretimi 32,9,
fiğ üretimi 128,6, biber üretimi 3, kültür sığırı sayısı 16,7,
kültür melezi sığır sayısı 5,1 katına çıktı”
“Bölgede, 1991-2012 döneminde buğday üretimi 1,8 milyon
tondan 3,9 milyon tona, mısır üretimi 7 bin tondan 1,3 milyon
tona, kütlü pamuk üretimi 318 bin tondan 1,4 milyon tona
yükseldi”
“Bölgede yonca üretimi 5 bin tondan 171 bin tona, fiğ üretimi
741 tondan 95 bin tona, domates üretimi 274 bin tondan
645 bin tona, biber üretimi 50 bin tondan 150 bin tona yükseldi”
“Bölgede yerli sığır sayısı 645 bin baştan 348 bin başa inerken,
kültür sığırı sayısı 16 bin baştan, 298 bin başa, kültür melezi
sığır sayısı 64 bin baştan 322 bin başa çıktı”
“Koyun sayısı 5,7 milyon baştan 4,4 milyon başa, keçi
sayısı 2 milyon baştan 1,8 milyon başa gerilerken, et ve süt
verimi arttı. Sağılan koyun başına yıllık ortalama süt alımı 61
kilogramdan 81 kilograma, keçide ise 61 kilogramdan 106
kilograma yükseldi”  

“Güneydoğu Anadolu Bölgesi, 2004 yılında ülke tarımında  yüzde 9 olan payı, 2010 yılında yüzde 10,3’e çıktı” “Su bereket demek. Bunun en iyi örneğini de GAP veriyor”
“GAP’ın bölgede huzur ve güvenin sağlanmasıyla çok daha kısa
sürede tamamlanacak. Tamamlandığında da ülkeye ve bölgeye
huzur, güven ve refah getirecek”

Ankara – 05.12.2013 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Güneydoğu Anadolu Projesi’nin (GAP) devreye girdikçe bölge tarımsal üretiminde büyük artışlara yol açtığını bildirerek, “1991-2012 döneminde bölgede buğday üretimi yüzde 113,1, domates üretimi yüzde 135,4 arttı. Mısır üretimi 178,8, pamuk üretimi 4,4, yonca üretimi 32,9, fiğ üretimi 128,6, biber üretimi 3, kültür sığırı sayısı 16,7, kültür melezi sığır sayısı 5,1 katına çıktı” dedi.
Bayraktar, bölgede, 1991-2012 döneminde buğday üretiminin 1,8 milyon tondan 3,9 milyon tona, mısır üretiminin 7 bin tondan 1,3 milyon tona, kütlü pamuk üretiminin 318 bin tondan 1,4 milyon tona yükseldiğini vurguladı.
Bayraktar, yaptığı açıklamada, Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Kilis, Mardin, Siirt, Şırnak ve Şanlıurfa’dan oluşan 9 ili kapsayan GAP’ın, bölge kaynakları değerlendirerek bu yörede yaşayan insanların gelir düzeyini ve yaşam kalitesini yükseltmeyi ve ulusal düzeyde ekonomik gelişime katkıda bulunmayı amaçladığını belirtti.

Türkiye’deki sulanabilir alanın 5’de birinden fazlası GAP’ta

Güneydoğu Anadolu Projesi tamamlandığında bölgede 1,82 milyon hektar alanın sulamaya açılacağını, hidroelektrik santrallarından yılda 27 milyar kilovatsaat (kwh) elektrik enerjisi üretileceğini vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:
“Sulamaya açılacak 1,82 milyon hektar alan, Türkiye’nin toplam ekonomik olarak sulanabilir alanının 5’te birinden fazla. Türkiye’nin en önemli tarımsal alanı Çukurova’nın 4 katından büyük bir alan. Hidroelektrik santrallarından üretilen elektrik enerjisi miktarı GAP’ta 27 milyar KWH olacakken, Türkiye’de 2012 yılında 44,8 milyar KWH üretildi.
GAP, tarım, sanayi, enerji, ulaştırma, eğitim, sağlık, kırsal ve kentsel altyapı yatırımlarıyla bölgenin ekonomik ve sosyal göstergelerini ülke ortalamasına getirecek. Bölgede toplam 3,8 milyon kişiye istihdam olanağı sağlanacak. Bölge halkının yaşam kalitesi ve refah düzeyi yükseltecek.
Dicle ve Fırat havzasında; 2012 sonu itibarıyla Devlet Su İşleri (DSİ) ve TİGEM tarafından toplam 377 bin 672 hektar alan sulamaya açıldı. 99 bin 215 hektar alanda ise sulama şebeke inşaatı devam ediyor.1 milyon 323 bin 113 hektar alanın sulama yatırımları planlama aşamasında. DSİ tarafından yürütülen sulama projelerinin yüzde 20,7’si işletmede.”
Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin 7,5 milyon hektar olan toplam arazi varlığının yüzde 43,6’sı bitkisel üretim, yüzde 29,4’ü çayır-mera, yüzde 19,2’si orman-fundalık arazisi olduğunu bildiren Bayraktar, “Bölgede 3,29 milyon hektar bitkisel üretim, 2,2 milyon hektar çayır-mera, 1,45 milyon hektar orman-fundalık alanı var” dedi.

Pamuğun yüzde 59,7’se, buğdayın yüzde 19,2’si,
mısırın yüzde 27,5’u GAP’tan

Türkiye’de ortalama işletme büyüklüğü 61 dekar iken, bölgede 104,8 dekar olduğunu belirten Bayraktar, bölgenin Türkiye pamuk üretiminin yüzde 59,7’sini, kırmızı mercimeğin yüzde 98,1’ini, Antep fıstığının yüzde 90,7’sini, arpanın yüzde 17,5’ini, buğdayın yüzde 19,2’sini, mısırın yüzde 27,5’ini karşıladığı bilgisini verdi.
Bölgede arpa üretiminin yüzde 5,2 düşüşle 1 milyon 313 bin tondan 1 milyon 245 bin tona inmesine karşın, yonca üretiminin 34 kat artışla 5 bin tondan 171 bin tona, fiğ üretiminin 741 tondan 95 bin tona, domates üretiminin 274 bin tondan 645 bin tona, biber üretiminin 50 bin tondan 150 bin tona yükseldiğini belirten Bayraktar, şunları kaydetti:
 “Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde hayvancılıkta da bir değişim yaşanıyor. Özellikle kültür ırkı hayvan sayılarında önemli artışlar var. Tabii bu verimi de etkiliyor. Bölgede yerli sığır sayısı, 1991-2012 döneminde 645 bin baştan 348 bin başa inerken, kültür sığırı sayısı 16 bin baştan, 298 bin başa, kültür melezi sığır sayısı 64 bin baştan 322 bin başa çıktı. Koyun sayısı 5,7 milyon baştan 4,4 milyon başa, keçi sayısı 2 milyon baştan 1,8 milyon başa geriledi. Yalnız et ve süt verimi arttı. Sağılan koyun başına yıllık ortalama süt alımı 61 kilogramdan 81 kilograma, keçide ise 61 kilogramdan 106 kilograma yükseldi.
Sulama yatırımlarının devreye girmesiyle birlikte özellikle yaş sebze, meyve ve endüstri bitkilerinin üretimlerinde büyük artışlar meydana geldi. Yonca, fiğ gibi sulanabilen alanlarda yetiştirilen yem bitkilerinin üretimindeki büyük artış da hayvancılığı geliştiriyor.”

Bölgenin ülke tarımındaki payı artıyor

TZOB Genel Başkanı Bayraktar, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin, 2004 yılında ülke tarımında yüzde 9 olan payının, 2010 yılında yüzde 10,3’e çıktığını belirtti. Şemsi Bayraktar, GAP illerinden Şanlıurfa ve Diyarbakır’ın payının 2004-2010 döneminde yüzde 5,2’den yüzde 5,4’e, Mardin, Batman, Şırnak ve Siirt’in yüzde 2 olan payının yüzde 2,6’ya, Gaziantep, Adıyaman ve Kilis’in yüzde 1,8 olan payının yüzde 2,3’e yükseldiğine dikkati çekti.
Bayraktar, GAP’ın, suyun önemi bir kez daha ortaya koyduğunu bildirerek, “Çorak topraklarda tarım yapmak mümkün değil. Su bereket demek. Bunun en iyi örneğini de GAP veriyor. Toprak suyla kavuştuğunda ortaya bereket çıkıyor. Türkiye, GAP dahil, ekonomik olarak sulanabilir 8,5 milyon hektarlık alanının tamamını sulayacak alt yapı yatırımlarını bir an önce tamamlamalı, toprağı suyla buluşturmalı, çiftçimizi ve ülkemizi refaha ulaştırmalıdır” dedi.
Şemsi Bayraktar, GAP’ın bölgede huzur ve güvenin sağlanmasıyla çok daha kısa sürede tamamlanacağını, tamamlandığında da ülkeye ve bölgeye huzur, güven ve refah getireceğini sözlerine ekledi.
4 Aralık 2013 Çarşamba

TZOB, elmada ihracat iadesi desteği istedi

Detay:


-TZOB, elmada ihracat iadesi desteği istedi
-Türkiye Ziraat Odaları Birliği, 2012 yılında verilmeyen elmada ihracat iadesi desteğinin bu sezon verilmesi için Ekonomi Bakanlığı’na başvurdu 
-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Elmada Kasım ayı sonu itibarıyla geçen yıl ortalama 
88 kuruş olan üretici fiyatı, bu yıl 64 kuruşa düştü”
-“Elma fiyatları Antalya, Karaman gibi bazı illerimizde 50 kuruşa kadar geriledi”
-“2012 yılında ihracat iadesi verilmediği için elma ihracatı yüzde 22’lik düşüşle 87 bin tondan 68 bin tona indi”
-“Depolarda alıcı bekleyen elma yüzünden üreticilerimiz zor durumda” 
-“Gerek ihracatın azalması, gerekse üretimin artması ve az da olsa yapılan ithalat, elma üreticilerimizin pazarlama sıkıntısı yaşamalarına ve üretici fiyatlarının düşmesine yol açmaktadır”
-“Üretimde sürekliliğin sağlanması ve artırılması için elmada ihracat iadesi desteği şart”

Ankara – 04.12.2013 - Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, üretimde sürekliliğin sağlanması ve artırılması için elmada ihracat iadesi desteğinin verilmesi gerektiğini bildirerek, “Elmada hasat Ekim ayında tamamlandı. Kasım ayı sonu itibarıyla geçen yıl ortalama 88 kuruş olan üretici fiyatı, bu yıl 64 kuruşa düştü. Elma fiyatları Antalya, Karaman gibi bazı illerimizde 50 kuruşa kadar geriledi” dedi.
Bayraktar, yaptığı açıklamada, 2012 yılında ihracat iadesi verilmediği için elma ihracatının yüzde 22’lik düşüşle 87 bin tondan 68 bin tona indiğini, ihracatta yaşanan düşüşün elmada üretici fiyatlarını da indirdiğini belirtti. 
Şemsi Bayraktar, Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak, 2012 yılında verilmeyen elmada ihracat iadesi desteğinin bu sezon verilmesi için Ekonomi Bakanlığı’na başvurduklarını bildirdi.
Dünyada 4,7 milyon hektar alanda 75,4 milyon ton elma üretildiği bilgisini veren Bayraktar, şunları kaydetti:
“2007 yılında 65 milyon ton olan üretim, 2011 yılında 75,4 milyon tona çıktı. Çin, 35 milyon 985 bin tonluk elma üretimiyle birinci, ABD 4 milyon 275 bin tonla ikinci, Hindistan 2 milyon 891 bin tonla üçüncü sırada. Bu ülkeleri 2 milyon 680 bin tonla Türkiye, 2 milyon 493 bin tonla Polonya, 2 milyon 411 bin tonla İtalya, 1 milyon 857 bin tonla Fransa ve 1 milyon 651 bin tonla İran izliyor. Türkiye’nin 2007 yılında 2 milyon 457 bin ton, 2011 yılında 2 milyon 680 bin ton olan elma üretimi, 2012 yılında 2 milyon 888 bin tona çıktı.

-Pazarlama, ihracat ve depolama yetersizliği engel-

Dünya elma üretiminde dördüncü sırada yer almamıza rağmen iç ve dış pazarlarda etkin bir pazarlama yapımızın olmayışı, ihracatın yeterince artmaması, depolama kalitesinin ve kapasitesinin yetersiz olması elma fiyatlarının istenilen düzeye ulaşmasını engellemektedir. Uzun süre depolama imkânı bulamayan üreticilerimiz, çoğu zaman hasattan hemen sonraki dönemde fiyatların en düşük olduğu aylarda ürününü satmak zorunda kalmaktadır.”

-İhracat 68 bin ton, ithalat 3 bin 717 ton-

Türkiye’nin, 68 bin tonluk ihracatına karşın, 3 bin 717 ton da ithalat yaptığını belirten Bayraktar, “Gerek ihracatın azalması, gerekse üretimin artması ve az da olsa yapılan ithalat elma üreticilerimizin pazarlama sıkıntısı yaşamalarına ve üretici fiyatlarının düşmesine yol açmaktadır” dedi. 
Üretiminin gereği gibi değerlendirilebilmesi için pazara yönelik çeşit araştırması, dış pazar istekleri araştırılarak alıcı ülke talepleri doğrultusunda üretim yapılması, bir standart oluşturularak verim ve kalite artırılması gereğine vurgu yapan Bayraktar, şunları kaydetti:
“Depolama kapasitesinin yetersiz olduğu yörelerde soğuk hava depolarının kurulması teşvik edilmelidir. Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı kapsamında depolamaya yönelik verilen teşvikler artarak sürmelidir.
Elmanın üretim ve pazarlama aşamalarında yaşanan sorunlara çözüm getirilmesi amacıyla kurulan üretici birlikleri, henüz etkin olarak çalışamıyor. Üretici birliklerinin aktif olabilmesi için teknik bakımdan ve kurulum aşamasında maddi yönden desteklenmesi, finansman bakımından güçlendirilmesi gerekiyor. 

-“Fidan desteği üretimi artırdı”-

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından verilen fidan desteği kapama bahçe kurulmasını yaygınlaştırdı, elma üretimimizin artmasına katkı sağladı. Desteklerin amacına ulaşması, artan üretimin üretici gelirlerine yansımasına imkan verecek. 
Şu an içinde bulunduğumuz dönemde elma üretiminin yüzde 55’inin yapıldığı Isparta, Karaman, Niğde ve Antalya illerimizde depolarda alıcı bekleyen elma yüzünden üreticilerimiz zor durumda kaldılar. Elmada hasat Ekim ayında tamamlandı. Kasım ayı sonu itibarıyla geçen yıl ortalama 88 kuruş olan üretici fiyatı, bu yıl 64 kuruşa düştü. Elma fiyatları, Antalya, Karaman gibi bazı illerimizde 50 kuruşa kadar geriledi. 

-“Komşu ülkelerdeki durum da ihracatı kısıtlıyor”-

Bayraktar, elma ihracatının teşvik edilmesi amacıyla kullandırılan ve elma ihracatı için oldukça önemli olan ihracat iadesi desteğinin en son 2011 yılında verildiğini bildirerek, “İhracat iadesi verilmeyen 2012 yılında ihracatta yaşanan yüzde 22’lik düşüş, bu desteğin ne denli önemli olduğunun bir göstergesidir. Komşu ülkelerdeki siyasi karışıklıklar ve ekonomik sıkıntılar da ihracatı kısıtlıyor. Üretimde sürekliliğin sağlanması ve artırılması için elmada ihracat iadesi desteği şart” dedi.