Başkan Yönetim Meclis Personel Tarım Köşesi Videolar iletişim Kayıt Olma Banka Hesabımız Sorular Cevaplar
31 Mayıs 2018 Perşembe

KOP KIRSAL ve KOP TEYAP Mali Destek Çağrıları Devam Ediyor

Detay:

KOP'tan Tarımsal Üretime Mali Destek

Konya Ovası Projesi (KOP) Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı, KOP Tarımsal Eğitim ve Yayım Projesi (KOP TEYAP) ve KOP Kırsal Kalkınma Programı kapsamında 2018 Yılı Mali Destek Çağrı Programları için başvuru rehberleri yayınladı. Aksaray, Karaman, Kırıkkale, Kırşehir, Konya, Nevşehir, Niğde ve Yozgat illerinden oluşan KOP Bölgesinin tarımsal üretimine destek için başlatılan çağrı programları için başvurular internet üzerinden alınmaya devam ediyor.  

KOP Kırsal Kalkınma Programı Mali Destek Çağrısı

Konya Ovası Projesi (KOP) Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı, KOP Kırsal Kalkınma Programı kapsamında, bölgedeki kırsala yatırım yapmak için 2018 yılında da mali desteğini sürdürüyor. Bölgenin, göç veren kırsalının, tarım, hayvancılık ve tarım dışı sektörlerde söz sahibi olması için bu alanlardaki yatırım projelerini destekleyen KOP İdaresi Aksaray, Karaman, Konya ve Niğde illeri için 2018 yılı mali destek çağrısına çıktı.

KOP İdaresi Başkanı İhsan Bostancı, Kalkınma Bakanlığının öncülüğünde hazırlanan KOP Eylem Planı ile tarımdan ulaştırmaya, hayvancılıktan eğitim ve enerjiye kadar birçok sektörde bölge illerinin önemli kaynak tahsislerine kavuştuğunu belirterek, Eylem Planında yer alan KOP Kırsal Kalkınma Programı ile 2016 yılında bölgeye yaklaşık 4 milyon TL, 2017 yılında 17 milyon TL olmak üzere 45 proje için toplamda 21 Milyon TL kaynak tahsis edildiğini vurgulayarak şunları söyledi:

"KOP Kırsal Kalkınma Programı kapsamında modern altyapılar güçlü üretim kapasitesi ile dünya standardında ve etkin üretim yapan; istihdam düzeyi yüksek, geliri ülke ortalamasının üzerinde, rekabet ve örgütlenme gücü gelişmiş, pazarlama ağları ulusal ve uluslararası alanda yaygın ve fonksiyonel, sosyal ve fiziki altyapısı sağlam, refah düzeyi yüksek ve kentsel alanlarla bütünleşik bir KOP Bölgesi kırsalı oluşturmayı amaçlıyoruz. Mali destek programına KOP İlleri Valilikleri, Kaymakamlıkları, Üniversiteleri, Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlükleri, Orman Müdürlükleri, Araştırma Kuruluşları, İl Özel İdareleri ve Büyükşehir Belediyesi başvurabilecektir. KOP Kırsal Kalkınma Programı için sağlanacak mali destek en az 100 bin TL en fazla ise 3 milyon TL olarak belirlenmiştir. Bu vesileyle her projemizde olduğu gibi bu programda da katkı ve desteklerini esirgemeyen başta Kalkınma Bakanımız Lütfi Elvan olmak üzere projeleriyle katkı sağlayan tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyor, çağrı programlarımızın hayırlı olmasını diliyorum."

KOP TEYAP Mali Destek Çağrısı

Konya Ovası Projesi (KOP) Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı, KOP Tarımsal Eğitim ve Yayım Projesi (KOP TEYAP) kapsamında, bölgedeki tarımsal faaliyetlere yönelik eğitim ve yayım hizmetlerinin etkinliğinin artırılması için 2018 yılında da mali desteklerini sürdürüyor.

KOP İdaresi Başkanı İhsan Bostancı, bölgedeki tarım ve hayvancılık alanında faaliyet gösteren kamu kurum ve kuruluşları, eğitim kurumları, sivil toplum kuruluşları ve tüm çiftçilerin beşeri kapasitelerinin artırılmasını amaçlayan KOP TEYAP ile bugüne kadar 9 milyon liraya yakın kaynak aktarımının yapıldığını söyledi. Aksaray, Karaman, Kırıkkale, Kırşehir, Konya, Nevşehir, Niğde ve Yozgat illerinden oluşan KOP Bölgesinin, tarımsal faaliyetlerde söz sahibi olması için bu alanlardaki eğitim ve yayım alanındaki projeleri desteklemek için 2018 yılı mali destek programına çıktıklarını vurgulayan Başkan Bostancı konuşmasını şöyle sürdürdü;

"KOP TEYAP ile amacımız Valilikler, Kaymakamlıklar, Üniversiteler, GTHB Müdürlükleri, DSİ Müdürlükleri, Orman Müdürlükleri, Araştırma Kuruluşları, Belediyeler ve diğer kamu kurum ve kuruluşları aracılığıyla; örgütlü çiftçiler önceliğinde tüm çiftçilerin beşeri kapasitelerinin artırılmasına katkıda bulunmaktır. Üst limiti 400 bin liraya kadar olan projelerin destekleneceği 2018 Yılı Mali Destek Programında, 'Bitkisel üretimde toprak ve su kaynaklarının etkin ve sürdürülebilir kullanımının sağlanmasına yönelik eğitim ve yayım faaliyetleri' birinci öncelikli destekleme konusu olarak belirlenmiştir. 'Kırsal Dezavantajlı alanlardaki tarımsal verimliliğinin artırılmasına yönelik yapılacak eğitim ve yayım faaliyetleri' ve 'Hayvansal üretimde verimliliğin ve kalitenin arttırılmasına yönelik eğitim ve yayım faaliyetleri' ise ikinci öncelikli konu başlıkları olarak belirlendi. Başvurular internet üzerinden alınmaya devam ediyor."

KOP Kırsal Kalkınma Programı ve KOP TEYAP 2018 yılı Mali Destek Çağrısı başvuruları proje.kop.gov.tr internet adresinden 8 Haziran 2018 tarihine kadar yapılabilecek.

 
22 Mayıs 2018 Salı

Çitçilere 2018 yılı Desteklemeleri

Detay:

Çitçilere 2018 yılı içerisinde desteklenmesi planlanan desteklemeler aşağıdaki gibidir. Şartları taşıyan çiftçilerimiz desteklemelerin açıklamasında yer alan başvuru yerlerine ilgili başvuru tarihleri arasında başvuru yapabilirler. 

4 Ay ve Üzeri Buzağı Desteği 350 TL / Baş 
1. Dönem Başvuru 02.07.2017 - 31.08.2018 
2. Dönem Başvuru 02.05.2019 - 01.07.2019 
İlçe Tarım Müdürlükleri ve Damız Sığır Yetiştiricileri Birliğine Üye olanlar başvurabilir. 

Soy Kütüğüne Kayıtlı Buzağı Desteği 500 TL / Baş
1. Dönem Başvuru 02.07.2017 - 31.08.2018 
2. Dönem Başvuru 02.05.2019 - 01.07.2019 
İlçe Tarım Müdürlükleri ve Damız Sığır Yetiştiricileri Birliğine Üye olanlar başvurabilir. 

Döl Kontrollü Boğanın Yavrusu ilave  Desteği 50 TL / Baş
1. Dönem Başvuru 02.07.2017 - 31.08.2018 
2. Dönem Başvuru 02.05.2019 - 01.07.2019 
İlçe Tarım Müdürlükleri ve Damız Sığır Yetiştiricileri Birliğine Üye olanlar başvurabilir. 

Anaç Manda Desteği  250 TL / Baş 
Başvuru 01.11.2018 - 31.12.2018 
İlçe Tarım Müdürlükleri ve Damız Sığır Yetiştiricileri Birliğine Üye olanlar başvurabilir.  

Anaç Manda Desteği (Soy Kütüğüne Kayıtlı ise) 400 TL / Baş 
Başvuru 01.11.2018 - 31.12.2018 
İlçe Tarım Müdürlükleri ve Damız Sığır Yetiştiricileri Birliğine Üye olanlar başvurabilir.  

Malak Desteği  Desteği 150 TL / Baş
1. Dönem Başvuru 01.11.2018 - 31.12.2018 
2. Dönem Başvuru 01.06.2019 - 01.07.2019 
İlçe Tarım Müdürlükleri ve Damız Sığır Yetiştiricileri Birliğine Üye olanlar başvurabilir. 

Malak Desteği  Desteği 400 TL / Baş
1. Dönem Başvuru 01.11.2018 - 31.12.2018 
2. Dönem Başvuru 01.06.2019 - 01.07.2019 
İlçe Tarım Müdürlükleri ve Damız Sığır Yetiştiricileri Birliğine Üye olanlar başvurabilir. 

Besi Desteği (Erkek Sığır) 250 TL / Baş 
Başvuru  11.01.2019 tarihine kadar başvurulabilir. 
Kırmızı Et Üreticileri Birliği

Arılı Kovan Desteği 10 TL / Kovan
Başvuru 20.07.2018 Tarihine Kadar 
Arı Yetiştiricileri Birliğine

Ana Arı Desteği 15 TL 
Başvuru 20.07.2018 Tarihine Kadar 
Arı Yetiştiricileri Birliğine

Damızlık Ana Arı Desteği 40 TL
Başvuru 20.07.2018 Tarihine Kadar 
Arı Yetiştiricileri Birliğine

Damızlık Koyun Keçi Desteklemesi 25 TL / Baş 
Başvuru 01.09.2018 - 02.11.2018 Tarihleri arasında
Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliğine

Çiğ Süt Desteklemesi ? TL / Dönem (Dönemler Halinde Bakanlık belirleyecek)
Her aya ait çiğ süt satım belgesini takip eden ay içerisinde birliğe teslim edilir. 
Başvurular Bağlı Olduğu Birliğe 

Çoban İstihdam Desteği 5.000 TL 
Başvuru 01.06.2018 - 31.12.2018 
İlçe Tarım Müdürlüklerine

20 Mayıs 2018 Pazar

21 Mayıs Dünya Süt Günü

Detay:

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: "Süt üretiminde arz fazlasının önüne geçmek için tüketim ve ihracat artırılmalıdır"

-"Büyükbaş hayvancılığın ayakta kalabilmesi, kırmızı et üretiminde sıkıntı yaşanmaması ancak sütün, istikrarlı, yeterli ve güvenceli bir pazara sahip olmasıyla mümkündür"

-"Süt hayvancılığı et hayvancılığının da temelidir. Ana varsa dana vardır. Et hayvancılığının materyalini süt hayvancılığı sağlamaktadır"

-"Üretici 1 litre süt sattığında en az 1,5 kilogram yem alabilmelidir. Buna göre üreticinin eline litrede 1 lira 89 kuruş geçmelidir"

-"Dönemin bakanı ve başbakanı ile görüşerek kurdurduğumuz Et ve Süt Kurumu'nun devrede olması, çiğ süt fiyatlarındaki daha fazla düşmeyi önlüyor"

Ankara – 20.05.2018 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, insan sağlığı için kıymetli bir ürün olan sütün, hayvancılık sektörünün de en önemli lokomotif ürünü olduğunu belirterek, "2017 yılında ülkemizde toplam 20,7 milyon ton süt üretilmiştir. Süt üretiminde arz fazlasının önüne geçmek için tüketim ve ihracat artırılmalıdır" dedi.

Bayraktar, 21 Mayıs Dünya Süt Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, düzenli içildiğinde sütün, bebeklikten yaşlılığa, bireyin zihinsel ve fiziksel gelişimine, vücudun güçlenmesine ve sağlığın korunmasına katkı sağlayan bir gıda olduğunu vurguladı. Bundan dolayı Sağlık Bakanlığı'nın, bireylerin günlük olarak tüketmesi gereken süt miktarını en az 2 su bardağı olarak önerdiğini bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:

"Süt, sadece hayvancılık sektörü için değil tarım için de en önemli ürünlerinden biridir. Bilhassa büyükbaş hayvancılığın ayakta kalabilmesi, kırmızı et üretiminde sıkıntı yaşanmaması ancak sütün istikrarlı, yeterli ve güvenceli bir pazara sahip olmasıyla mümkündür. Söz konusu şartlara uygun bir pazarın oluşması ise ancak istikrarlı bir tüketim ve buna bağlı bir üretimle sağlanabilir.

Toplam süt üretimi 2017 yılında 20,7 milyon ton olurken, sanayiye aktarılan inek sütü miktarı aynı yıl 9 milyon 214 bin tondan 9 milyon 112 bin tona indi. 2014 yılında 348 milyon dolara kadar çıkan ihracat 2017 yılında 336 milyon dolar oldu."

-Süt fiyatları-

Süt hayvancılığının et hayvancılığının da temeli olduğuna dikkati çeken Bayraktar, "ana varsa dana vardır. Et hayvancılığının materyalini süt hayvancılığı sağlamaktadır. Üretici 1 litre süt sattığında en az 1,5 kilogram yem alabilmelidir. Buna göre üreticinin eline litrede 1 lira 89 kuruş geçmelidir. Üreticinin sattığı sütün ülke ortalaması litrede 1 lira 38 kuruştur. Litresi 1 lira 5 kuruştan süt satılan illerimiz bile vardır. Çiğ süt fiyatları artırılmalıdır" dedi.

-"Piyasa istikrarı açısından Et ve Süt Kurumu çok önemli"-

 

Piyasa istikrarı açısından Et ve Süt Kurumu'nun müdahale kurumuna dönüştürülmesinin önemli bir gelişme olduğunu bildiren Bayraktar, "hayvancılığımızın gelişmesine ve sorunlarının çözümlenmesine önemli katkı sağlayacağına inandığımız ve her platformda dile getirdiğimiz 'müdahale kurumunun' oluşturulmasıyla ilgili talebimizin dikkate alındı. Dönemin bakanı ve başbakanı ile görüşerek kurdurduğumuz Et ve Süt Kurumu'nun devrede olması, çiğ süt fiyatlarındaki daha fazla düşmeyi önlüyor. Eğer taleplerimiz yerine getirilmeseydi, böyle bir kurum oluşturulmamış olsaydı piyasaya nasıl müdahale edilecekti? Zaman zaman yaşanan sorunlara nasıl bir çözüm üretilecekti" ifadelerini kullandı.

 

-Süt tüketimini artırmak için yapılması gerekenler-

 

Sağlık açısından son derece değerli bir ürün olan sütün, tüm yaş gruplarında tüketiminin artırılması için kampanyalar düzenlenmesi gerektiğini belirten Bayraktar, süt tüketimini artıracak önerileri aşağıdaki gibi sıraladı:

"Süt tüketimini artırmak için önemli bir enstrüman olan okul sütü programı; tüm yıla yayılmalı, okulların açılmasından kapanmasına kadar sürdürülmelidir. Ortaokul ve liselerde de yaygınlaştırılmalıdır. Peynir ve yoğurt gibi süt ürünleriyle çeşitlendirilmelidir.

Bütün kamu kurum ve kuruluşlarında süt ve süt ürünleri tüketimi artırmalıdır.

Öğrenci yurtlarında, askeri birliklerde, cezaevlerinde, çocuk esirgeme kurumlarında süt ve süt ürünleri tüketimi özendirilmelidir.

Belediyeler eliyle süte ulaşması zor olan düşük gelirlilere yönelik süt kampanyaları düzenlenmelidir. Ayrıca, belediyeler, halka makul fiyatlı süt ve süt ürünleri sağlamalıdır.

Kamplarda kalan mülteci ve sığınmacılara süt ve süt ürünleri dağıtımı artırılmalıdır.

Sütün sağlığa olan faydaları da dikkate alınarak, kişi başına düşen süt tüketiminin gelişmiş ülkelerin seviyelerine çıkarılması için toplumsal bilinci artıracak eğitim çalışmalarına da ağırlık verilmelidir."

 

-Sektör için yapılması gerekenler-

           

Bayraktar, sektörün istikrara kavuşması, sürdürülebilir bir üretime ulaşması için yapılması gerekenleri de şöyle sıraladı:

"Üretimin sürdürülebilirliğini sağlamak için çiğ süt/yem paritesinin en az 1,5 olması için gereken tedbirler alınmalıdır.

Hayvancılık destekleri artarak devam etmelidir.

Son dönemde artan döviz kurları nedeniyle yem fiyatlarında önemli oranlarda artış olmuştur. Sürekli artan yem fiyatları için gereken tedbirler alınmalıdır.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın kesif yemdeki fiyat artışını dikkate alarak çiğ süt prim desteklerini, yılın ilk 3 ayını kapsayacak şekilde sıcak süt için 3 kuruştan 5 kuruşa, soğuk süt için 6 kuruştan 10 kuruşa, örgütler aracılığıyla pazarlanan soğuk süt için 7 kuruştan 12 kuruşa çıkarma ve süt üreticilerine toplamda 270 milyon liralık prim desteği verme kararı yerinde bir uygulama olmuştur.

Hayvan hastalıklarıyla etkin mücadele edilmeli, başta şap, brusella, tüberküloz olmak üzere birçok hastalıkla mücadele için bütçeden yeterli kaynak aktarılmalıdır.

Süt ve süt ürünleri ihracatı destekleyici politikalar uygulanmalı, sektörün ihracat odaklı çalışması sağlanmalıdır."

Süt üreticileri başta olmak üzere herkesin "Dünya Süt Günü"nü kutlayan Bayraktar, üretenin hak ettiği kazancı elde ettiği, tüketenin ise rahatça süt içip süt ürünlerini tüketebildiği günler diledi.
15 Mayıs 2018 Salı

Gazze’deki katliamı kınıyoruz

Detay:

-Gazze'deki katliam…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar: "ABD'nin Büyükelçiliğini Kudüs'e taşıması Filistin'i ve İslam dünyasını derinden yaralamış, İsrail'in katliamına ortam hazırlamıştır"

-"Eğer dünyada bir barış isteniyorsa, bu barış Kudüs'ten, Filistin'den başlar"

-"Kimse, tüm Müslümanların göz bebeği olan Kudüs'e yönelik böyle bir hareketin, tüm İslam âleminde infiale sebep olacağını unutmasın"

Ankara – 15.05.2018 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, ABD'nin Tel Aviv'deki Büyükelçiliğini İsrail'in başkenti olarak tanıdığı Kudüs'e taşımasının Filistin'i ve İslam dünyasını derinden yaraladığını, İsrail'in Gazze'de gösteri yapan Filistinlilere yönelik katliamına ortam hazırladığını bildirdi.

Bayraktar, İsrail'in Gazze'deki katliamıyla ilgili yaptığı açıklamada, ABD yönetiminin dünyadaki 1,6 milyara yakın Müslümanı "yok sayarak" Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıması ve büyükelçiliğini Müslümanlar için mübarek bir ay olan Ramazan'a iki gün kala bu şehre taşımasının Kudüs'ün statüsüne vurulan bir darbe olduğunu belirtti.

Dünyadaki hiçbir Müslümanın bu karara razı olmasının beklenemeyeceğini vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:

"ABD'nin büyükelçiliğini Kudüs'e taşıması, uluslararası hukuku ve Birleşmiş Milletler kararlarını açıkça ihlali demektir. Kutsal bir şehir olan Kudüs'ün statüsüne saldırı öncelikle Müslüman dünyasına bir saldırıdır. Kimse, tüm Müslümanların göz bebeği olan Kudüs'e yönelik böyle bir hareketin, tüm İslam âleminde infiale sebep olacağını unutmasın. Akıldan çıkarılmasın ki eğer dünyada bir barış isteniyorsa, bu barış Kudüs'ten, Filistin'den başlar."

Bayraktar, tüm İslam dünyasının bu karara karşı birlik içinde hareket etmesi, ABD'yi bu kararından vazgeçirmesi gerektiğini de belirtti.

Şemsi Bayraktar, Gazze'deki İsrail katliamını şiddetle kınarken, hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar diledi.

15 Mayıs Dünya İklim Günü

Detay:

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-"Özellikle sanayideki hızlı gelişim ve insan faaliyetleri sonucu

atmosfere verilen sera gazlarındaki artış ile günümüzde iklim

değişikliği kavramı daha önemli hale gelmiştir"

-"Ülkemiz iklim değişikliği etkilerinin yoğun hissedileceği

Doğu Akdeniz Havzası'nda yer almaktadır"

-"Son yıllarda artan doğal afetler, ülkemizde iklim değişikliği yaşandığının bir göstergesidir"

-"Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre zarar oluşturan meteorolojik olağanüstü olay sayısı 1963 yılında 329 iken,

2015'te 781, 2016'da 654, 2017'de 598 olmuştur"

-"İklim değişikliğinin etkisiyle afetlerin artması, tarımsal faaliyetleri

riske atmaktadır. Artan doğal afetlerin tarım sektörüne verdiği

zararların azaltılması, beklenen afetlere karşı önlem alınabilmesi

artık daha önemlidir"

-"İklim değişikliğinden en ağır biçimde etkilenecek olan yoksul

kesimlerin ve küçük çiftçilerin korunması ve desteklenmesi için

kalıcı politikalar geliştirilmelidir"

-"Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak yaşanan doğal afetlerin tarım sektörüne ve üreticilerimize verdiği zararları sıkı bir şekilde takip etmekteyiz"

 

Ankara – 15.05.2018 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, özellikle sanayideki hızlı gelişim ve insan faaliyetleri sonucu atmosfere verilen sera gazlarındaki artış ile günümüzde iklim değişikliği kavramının daha önemli hale geldiğini, Türkiye'nin de iklim değişikliği etkilerinin yoğun hissedileceği Doğu Akdeniz Havzası'nda yer aldığını bildirdi.

Bayraktar, 15 Mayıs Dünya İklim Günü nedeniyle yaptığı açıklamada, iklim değişikliğinin yalnızca coğrafyalar üzerinde değil, insan yaşantıları üzerinde de önemli bir faktör olduğunu söyledi.

İklimde meydana gelen değişimlerin tarih boyunca uygarlıkları derinden etkilediğini ifade eden Bayraktar, "Özellikle sanayideki hızlı gelişim ve insan faaliyetleri sonucu atmosfere verilen sera gazlarındaki artış ile günümüzde iklim değişikliği kavramı daha önemli hale gelmiştir. İklim değişikliğinin çok ciddi çevresel ve sosyo-ekonomik sonuçlara yol açabilecek çok yönlü ve karmaşık bir sorun olduğu ve bunların sebep olacağı etkilerin gelecek nesillerin yaşamını tehdit eden bir unsur olacağı bilinmektedir" diye konuştu.

 

-Akdeniz Havzası'nda, yağışların azalması ve kuruma belirtileri-

 

İklim değişikliği konusunda yürütülen uluslararası düzeyde çalışmalara dikkat çeken Bayraktar, şöyle devam etti:

"Bu konuda çalışan Hükümetlerarası iklim Değişikliği Paneli (IPCC) raporlarında, iklim sistemindeki ısınmanın kesin ve 1950'lerden beri gözlenen değişikliklerin çoğunun bin yıllık bir zaman dilimine kadar benzeri görülmemiş düzeyde olduğu belirtilmektedir.

Yine hazırlanan raporlarda iklim değişikliği nedeniyle, 2030 yılı senaryolarına göre artacak olan olası tehlikeler; sıcak hava dalgaları, orman yangınları, kuraklık, şiddetli yağışlar şeklinde sıralanmıştır.

Türkiye de iklim değişikliğinin etkilerinin yoğun hissedileceği Doğu Akdeniz Havzası'nda yer almaktadır. IPCC'nin raporlarında iklim değişikliği karşısında en hassas bölgelerden birisi olarak belirtilen Akdeniz Havzası'nda, yağışların azalması ve kuruma belirtilerine dikkat çekilmiştir.

Ülkemizde iklim değişikliği konusunda çalışmalar yapılmakla birlikte Türkiye'nin Akdeniz Havzası'nda yer alması konuya daha fazla önem verilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu çerçevede, iklim, iklimdeki değişiklik ve değişebilirliklerin izlenmesi ile iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine karşı yürütülecek olan uyum konuları oldukça önemlidir."

 

-"2017 yılında 598 olağanüstü meteorolojik olay gerçekleşmiştir"

 

Son yıllarda artan doğan afetlerin, ülkemizde iklim değişikliği yaşandığının bir göstergesi olduğunu söyleyen Bayraktar, şu bilgileri verdi:  

"Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) sıcaklık verilerine göre, 1981-2010 yılları arası normal sıcaklık değeri 13,5 derece olarak tespit edilmiştir. 2017 yılı Türkiye ortalama sıcaklığı ise 14,2 derece gerçekleşerek, Türkiye ortalama sıcaklıklarının 0,7 derece üzerine çıkmıştır. Bu sonuçla 2017 yılı, 1961 yılından itibaren yapılan ölçümler dikkate alındığında Türkiye için en sıcak 9'uncu yıl olmuştur.

İklim değişikliğinin etkileri ile son yıllarda maksimum sıcaklık değerlerinin artması, yağışların şiddetli ve belirli bölgelerde yoğunlaşarak gerçekleşmesi, ani sıcaklık değişikliklerinin yaşanması doğal afet sayısının artmasına neden olmuştur.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre 1940-2009 yılları arasında zarar oluşturan meteorolojik olağanüstü olay sayısı 1963 yılında 329 olay olarak tespit edilmişken, 2009 yılından itibaren olağanüstü meteorolojik olaylar artış göstermiştir. 2009 yılında 461, 2010 yılında 555, 2011 yılında 324, 2012 yılında 538, 2013 yılında 461, 2014 yılında 500, 2015 yılında 781, 2016 yılında 654, 2017 yılında 598 olağanüstü meteorolojik olay gerçekleşmiştir.

2017 yılında zarar oluşturan meteorolojik olağanüstü olayların oransal dağılımı ise fırtına ve hortum yüzde 36, şiddetli yağış ve sel yüzde 31, dolu, yüzde 16, kuvvetli kar yüzde 7, yıldırım yüzde 4, çığ ile don yüzde 1,5 ve diğerleri yüzde 1 den küçük olarak gerçekleşmiştir."

 

-"Afetlerin artması, tarımsal faaliyetleri riske atmaktadır"-

 

Artan doğal afet olaylarının tarım ürünlerine verdiği zarara dikkat çeken Bayraktar, "iklim değişikliğinin etkisiyle afetlerin artması, tarımsal faaliyetleri riske atmaktadır. Artan doğal afetlerin tarım sektörüne verdiği zararların azaltılması, beklenen afetlere karşı önceden önlem alınabilmesi, artık daha önemlidir" ifadelerini kullandı.

Tarımın iklim koşullarına bağlı olarak yürütülen bir faaliyet olduğuna dikkati çeken Bayraktar, şöyle devam etti:

"Yapılan bilimsel çalışmalar ve ürün bazındaki senaryolar, bugüne kadarki tablonun daha da olumsuza gideceği yönündedir.  

Bu gerçeklerden hareketle Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak yaşanan doğal afetlerin tarım sektörüne ve üreticilerimize verdiği zararları sıkı bir şekilde takip etmekteyiz. Birliğimizce her yıl üretim dönemi başlangıcından sonuna kadar; üreticinin karşılaştığı afetler takip edilmekte, afet sonrası üretici ziyaretleri gerçekleştirilmekte, neden olan zararlara ilişkin hasar tespit çalışmaları yapılmakta, ortaya çıkan sonuçlar hasar tespit raporu olarak ilgili kurumlara iletilerek, çiftçilerimizin mağduriyetine çözüm yolları aranmaktadır.

İklim değişikliğinin etkilerinden erken ve en ağır biçimde etkilenecek olan yoksul kesimlerin ve küçük çiftçilerin korunması ve desteklenmesi için kalıcı politikalar geliştirilmelidir."
14 Mayıs 2018 Pazartesi

Köse; 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü Kutlu olsun.

Detay:

Bozkır Ziraat Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Köse, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü nedeniyle kutlama mesajı yayınladı. 

14 Mayıs gününün bütün dünyada 'Çiftçiler Günü' olarak kutlandığını dile getiren Köse, "Ülkemizde de bu önemli gün kutlanmaktadır. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de çiftçilerimizin sorunları ve sıkıntıları elbette vardır. Hem gelişen hem de gelişmekte olan ülkelerde gıda üretiminde tarım en temel unsurdur. Dünya üzerinde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin hiç birisi tarımı göz ardı ederek kalkınmamışlardır. Tarım en önemli sektörler arasında her zaman yerini almıştır. Beslenmemizi sağlayan, bizi aç bırakmayan, bütün zor şartlarda yağmur, çamur demeden çalışan çiftçilerimizin, emekçilerimizin alın terlerine saygı duyulmalı ve gereken önem verilmelidir. Çiftçilerimiz alın terlerinin karşılığını çoğu zaman alamamaktadırlar. Son yıllarda stratejik değeri daha iyi anlaşılan tarım sektörünün en zor şartlarda çok büyük emekler vererek üretim yapan değerli çiftçilerimizin sayesinde ülkemizin ekonomik büyüme sağladığı bilinmektedir. Tarım sektörü önemli sayıda istihdamda sağlamaktadır" dedi.

Çiftçilerin toplumsal yapı ve ülke ekonomisinin içerisindeki yeri ve rolünün çok önemli olduğunu da vurgulayan Bozkır Ziraat Odası Başkanı Ali Köse, bu aşamada çiftçilerin yaşadığı sorunlara yönelik uzun vadeli çözümlerin üretilmesi gerektiğini kaydetti. Köse, "14 Mayıs Dünya Çiftçiler Gününde ülkemizin kalkınmasında önemli rolü olan ve nasırlı elleriyle toprağa hayat veren tüm çiftçilerimizin bu anlamlı gününü kutlar; bol, bereketli bir yıl geçirmelerini dilerim'' şeklinde açıklamalarda bulundu. 
13 Mayıs 2018 Pazar

14 Mayıs 2018 Dünya Çiftçiler Günü

Detay:

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-"Çiftçimiz, bu ülkenin temel direği olarak, 81 milyonluk ülke nüfusunu, 5 milyonu aşkın mülteci, sığınmacı ve yabancıyı, 40 milyona yakın turisti besliyor. 6 milyona yakın kişiye istihdam sağlıyor. İşsizliği 2 puan düşürüyor. 17 milyar dolarlık gıda ve tarım ihracatı yapılmasına imkan tanıyor"

-"Çiftçiler olarak, 2017 yılı verileriyle, milli hasılaya 51,7 milyar dolarlık katma değer ekledik. Üretici fiyatlarıyla, 88 milyar dolarlık üretim yaptık"

-"Çiftçimiz, zor tabiat koşullarında, yağmur, çamur demeden,  gecesini gündüzüne katarak üretiyor, tarlasından, bağından, bahçesinden, ahırından, ağılından kopmuyor, ormanda,denizde üretimini sürdürüyor"

-"Çiftçimiz, sofralardan üç öğün hiçbir şeyi eksik bırakmıyor. Bu ülkeye hizmeti de ibadet gibi görüyor. Buna karşın kıymetinin bilinmesini, yaptığı işin öneminin idrak edilmesini istiyor"

-"Tarım modası geçmeyen tek sektördür. Elektronik aletler, makinalar, motorlu araçlar olmadan da yaşanabilir ama gıda olmadan yaşanamaz, gıda ihtiyacı ertelenemez"

-"Dünyada yoksulluk oldukça, kıtlık sürdükçe, 815 milyon insan açlık çektikçe tarımsal üretimi artırmak zorundayız"

-"Uzay çağını yaşarken, dijital devrim ve otomasyon her alana girmişken hala dengesiz gelir dağılımı nedeniyle yüz milyonlarca insanın açlık çekmesini gelecek kuşaklara anlatamayız"


TZOB Ankara – 13.05.2018 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, çiftçinin, bu ülkenin temel direği olarak, 81 milyonluk ülke nüfusunu, 5 milyonu aşkın mülteci, sığınmacı ve yabancıyı, 40 milyona yakın turisti beslediğini, 6 milyona yakın kişiye istihdam sağladığını, işsizliği 2 puan düşürdüğünü, 17 milyar dolarlık gıda ve tarım ihracatı yapılmasına imkan tanıdığını bildirdi.

Bayraktar, "2017 yılı verileriyle, milli hasılaya 51,7 milyar dolarlık katma değer ekliyor, üretici fiyatlarıyla, 88 milyar dolarlık üretim yaptık. Çiftçimiz, zor tabiat koşullarında, yağmur, çamur demeden,  gecesini gündüzüne katarak üretiyor, tarlasından, bağından, bahçesinden, ahırından, ağılından kopmuyor, ormanda, denizde üretimini sürdürüyor, sofralardan üç öğün hiçbir şeyi eksik bırakmıyor. Bu ülkeye hizmeti de ibadet gibi görüyor. Buna karşın kıymetinin bilinmesini, yaptığı işin öneminin idrak edilmesini istiyor" dedi.

Şemsi Bayraktar, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, Uluslararası Tarım Üreticileri Federasyonu (IFAP) tarafından alınan kararla 1984 yılından buyana, her yıl tüm dünyada 14 Mayıs'ın "Dünya Çiftçiler Günü" olarak çeşitli etkinliklerle kutlandığını belirtti.

-Tarım önemi tartışılmaz bir sektör-

Bu günün kutlanmasıyla değeri çok da iyi anlaşılmayan çiftçinin ve tarım sektörünün gündeme geldiğini vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:

"Tarım, önemi tartışılmaz bir sektördür. Tarım modası geçmeyen tek sektördür. Elektronik aletler, makinalar, motorlu araçlar olmadan da yaşanabilir ama gıda olmadan yaşanamaz, gıda ihtiyacı ertelenemez. Bütün insanlık tarihi boyunca tarım, en stratejik sektör olmuştur. Önemi hiçbir zaman azalmamış, aksine her geçen gün artmıştır ve artmaya da devam edecektir.

Dünyada yoksulluk oldukça, kıtlık sürdükçe, 815 milyon insan açlık çektikçe tarımsal üretimi artırmak zorundayız. Uzay çağını yaşarken, dijital devrim ve otomasyon her alana girmişken hala dengesiz gelir dağılımı nedeniyle yüz milyonlarca insanın açlık çekmesini gelecek kuşaklara anlatamayız. Üstelik yüz milyonlarca insan açlık çekerken gıdanın üçte birini, 1,3 milyar ton gıdayı çöpe atarken bunu açıklayamayız."

-"Tarımsal potansiyel açısından en şanslı ülkeler arasındayız"-

Türkiye'nin tarım potansiyeli açısından en şanslı ülkeler arasında bulunduğuna dikkati çeken Bayraktar, şu bilgileri verdi:

"Tarımsal potansiyel açıdan cennet gibi bir ülkede yaşıyoruz. Dünyanın en eski tarım merkezlerinden biri olan Anadolu ve Trakya'ya sahibiz. Ülkemizde tarımsal çeşitlilik kıtalarla karşılaştırılabilecek kadar zengin. 55 üründe dünyada ilk 10 sırada yer alıyoruz. Fındık, kayısı, incir, kiraz, ayva ve haşhaş üretiminde birinci, karpuz, kavun, pırasa, bal ve fiğ üretiminde ikinci, mercimek, elma, salatalık, yeşil biber, yeşil fasulye, kestane, Antep fıstığı, çilek ve koyun sütü üretiminde üçüncü sıradayız. Endemik bitki türü bizde 3 bin 500'ü aşarken, her gün bunlara yenileri eklenirken, kıta Avrupası'nda toplam endemik bitki türü sayısı 2 bin 500'de kalıyor. Bugün dünya tarımının en temel ürünlerinden çoğunun anavatanı bu topraklar. Buğday, arpa, mercimek, nohut, soğan, sarımsak, havuç, zeytin, üzüm, incir, fındık, Antep fıstığı, ceviz, badem, elma, armut, ayva, nar, erik, kiraz ve vişnenin anavatanının Anadolu'dur. Bunların dışında, çavdar, yulaf, bakla, bezelye, kestane,

kuşburnu, kekik, ahududu, alıç, ahlat, karadut, keçiboynuzu, böğürtlen, kızılcık, muşmula, menengiç, üvez, anason, Bektaşi üzümü, çam fıstığı, kara yemiş, koca yemiş gibi önemli tarım ürünlerinin kaynağı da Anadolu.

Bunun yanı sıra ülke olarak çok stratejik bir konumdayız. İçinde bulunduğumuz bölgede, başta Ortadoğu olmak üzere, Balkanlar, Rusya, Kafkasya, Orta Asya ve Kuzey Afrika'da büyük bir gıda talebi bulunmaktadır. Bu coğrafyanın tam ortasında yer alan ülkemiz, tarım potansiyelini nüfusu 700-800 milyonu bulan bu bölgenin gıda açığını karşılamak üzere rahatlıkla kullanabiliriz. Bölgenin tarımsal üretim merkezi olabiliriz."

Bütün bu artılara rağmen, ülke olarak tarım sektöründe var olan potansiyeli tam olarak kullanabildiğinin söylenemeyeceğini belirten Bayraktar, "var olan potansiyeli kullanamıyoruz çünkü; tarımın, arazi parçalanması ve işletme ölçek sorunu, tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı, küresel ısınmadan kaynaklı iklim değişiklikleri, tarım sigortasının yeterince yaygınlaşamaması, sulama, girdi maliyetleri, kredi finansman, örgütlenme, üretim planlaması, fiyat istikrarı, eğitim, kırsalda nüfus kaybı gibi çeşitli sorunları bulunmaktadır. Bu sorunları çözmek zorundayız. Çözüm bekleyen sorunların en önemlileri yapısal sorunlar olan arazi parçalılığı, sulama altyapı eksikliği ve örgütlenmedir" dedi.

-Yapısal sorunlar-

Bayraktar, şunları kaydetti:

"Tarımsal işletmelerimiz küçük, arazilerimiz çok parçalıdır. Ortalama işletme büyüklüğümüz 61 dekardır. Üstelik bu alan yaklaşık 10 parselden oluşmaktadır. Parsel büyüklüğü ortalama 6 dekara inmektedir. Bu durum inanılmaz bir maliyet getirmektedir. Bu kadar parçalanmış arazi ve işletme yapısıyla verimli tarımsal üretim yapmak imkansızdır. Bu açıdan bizim de çıkarılması için sonuna kadar desteklediğimiz, Arazi Kullanımı ve Toprak Koruma Kanunu çok önemlidir. Kanunda iyi bir şekilde uygulanırsa, arazilerin daha da bölünmesi önlenecektir. Halen devam eden toplulaştırma çalışmalarıyla da parseller birleştirilip büyütülecektir.

Sulama hepimizin bildiği gibi ülkemizin en önemli meselelerinden biridir. Hala ekonomik ve teknik olarak sulanabilir 8,5 milyon hektarlık arazinin 2,15 milyon hektarını gerekli altyapı çalışmaları tamamlanamadığı için sulayamıyoruz. Sulanan alanlarda da yüzde 60'a varan oranlarda tasarruf sağlayan basınçlı sulama sistemlerine yaygın olarak geçemedik. Hızla basınçlı sulama oranını artırmamız gerekiyor. Bunun çözümü, basınçlı sulama sistemlerinin kurulum maliyeti devletimiz tarafından hibe yoluyla karşılanmasıyla mümkün olacaktır. Bu açıdan GAP, KOP, DAP gibi büyük sulama projelerini içeren bölgesel kalkınma projelerin bir an önce tamamlanmalıdır.

Üreticimizin ekonomik örgütlenmesinin yeterince sağlanamamış olması da önemli bir sorundur. Ekonomik örgütlerinin fonksiyonel olması, idari ve mali yönden güçlendirilmesi ve profesyonelce yönetilebilmesi için gerekli mevzuat değişiklikleri yapılmalıdır. Bu örgütler, gelişmiş ülkelerde örnekleri görüldüğü gibi üyelerine ucuz girdi temin edebilmeli, soğuk hava depoları, lisanslı depolar kurabilmeli, çiftçinin ürününü stoklayabilmeli, pazarlayabilmeli, ürünü işleyebilmeli, en iyi şekilde değerlendirebilmeli, piyasaya girip regülasyonu sağlayabilmelidir. Ekonomik örgütlenme etkin olarak sağlanmadan ne çiftçimiz ürününü değerinden satabilir ne de tüketicimiz makul fiyatlarla tüketim yapabilir. Piyasada da fiyat istikrarı sağlanamaz. Üretim planlaması da yapılamaz."

Ziraat Odalarının eğitime çok önem verdiğini, çiftçinin bilgiyle buluşturulması için çalıştığını bildiren Bayraktar, "ne yaparsak yapalım, çiftçimizi bilgiyle buluşturamazsak 150 milyar dolarlık hasıla, 40-50 milyar dolarlık tarım gıda ihracatı hedeflerine ulaşamayız. Gerek Türkiye Ziraat Odaları Birliği gerekse de Ziraat Odaları olarak Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı başta olmak üzere bakanlıklar, kurum ve kuruluşlarla protokoller imzalayarak, işbirliği yaparak 427 bin çiftçimizin eğitim almasını sağladık. Üstelik bunların 174 bini de kadın çiftçilerimiz. Yine teknolojik gelişmeleri yakından görebilsin diye 670 bin çiftçimizi fuarlara taşıdık. Bu sayılar daha da artırılmalı, bütün çiftçilerimiz eğitimden geçirilmelidir" dedi.

-Talepler-

Çiftçiyi rahatlatmak için mazot, gübre, yem, elektrik, tohum, ilaç gibi girdi maliyetleri makul düzeylere çekilmesi gerektiğini belirten Bayraktar, çiftçinin öncelikli taleplerini ise şöyle sıraladı:

"Hazineye ait arazilerde ecrimisil ödeyerek tarımsal üretim yapan çiftçilerimizin sorunların bir bölümü çözüldü. Bu şekilde üretim yapan bütün çiftçilerimizin çiftçi kayıt sistemi (ÇKS) konusundaki sorunlarının çözüm yolu bulunmalıdır. Bu sorunlar çözülmeli ki çiftçimiz tarımsal desteklerden yararlansın, Hazine destekli düşük faizli Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri kredisi kullanabilsin, tarım sigortası yaptırabilsin, Toprak Mahsulleri Ofisi'ne ürün satabilsin.

İntikali yapılmamış arazilerde intikal işlemlerini hızlandırmak için, 15 Mayıs 2018 tarihine kadar uzatılan 'miras kalan tarım arazilerinin intikal işlemleri esnasında alınan tapu harcı muafiyeti' devam ettirilmelidir.

2 B arazilerinin, tarım arazisi olarak korunması kaydıyla çiftçimize satışında rayiç bedel, tarımsal arazi rayiç bedeli üzerinden belirlenmelidir.

Çiftçilerimize verilen doğrudan destekler, Tarım Kanununda öngörüldüğü gibi gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 1'ine çıkarılmalıdır.

Tarımsal desteklerden alınan yüzde 2 ile yüzde 4 arasında değişen stopaj kesintisi kaldırılmalıdır.

Çiftçilerimizin 2 bin liranın üzerinde vadesi geçmiş vergi, tarımsal amaçlı sulamada kullanılan elektrik, sulama işletme ve bakım ücreti, su kullanım hizmet bedeli borçlarının desteklerden kesilmesi uygulamasından vazgeçilmelidir.

Tarımda kullanılan elektrik, tohum, fide ve ilaçtan alınan KDV sıfırlanmalı, elektrikteki enerji fonu ve TRT payı kaldırılmalıdır.

Hayvancılık işletmelerinde kullanılan elektriğe tarımsal sulama abone grubu tarifesi uygulanmalıdır.

Çiftçimizin düşük faizli kredi talebi karşılanmalı, tarımsal kredilerde kredi masrafları alınmamalı, sigorta mecburiyeti kaldırılmalıdır.

Çiftçilerimize yeni finansman olanakları sağlanmalı, takibe düşmüş kredi borçları faizsiz ve uzun vadeli olarak yapılandırılmalıdır.

Dekar başına 1 liradan 5 liraya yükseltilen yeraltı suyu kullanım ücreti yeniden 1 liraya düşürülmelidir.

Üreticilerimize kullandıkları yem için fatura karşılığında belli bir miktar destek verilmeli veya yemi Tarım ve Kredi Kooperatifleri/üretici örgütleri kanalıyla uygun fiyattan temin edebilmelerine imkan sağlanmalıdır.

2017 yılında olduğu gibi, 2018 yılında da doğal afetlerden zarar gören çiftçilerimizin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borçları ertelenmelidir.

Tarım sigortalarında primler çiftçimizin ödeyebileceği seviyelere çekilmeli, sigorta kapsamı genişletilmelidir.

Tarım Bağ-Kurlularda aylık prim ödeme gün sayısı 25 günden, 2008 yılında olduğu gibi yeniden 15 güne indirilmelidir.

Çiftçilerimize, prim ödedikleri her yıl için 90 gün, 4 yılda 1 yıl hesabıyla fiili hizmet payı, kamuoyunda bilenen ismiyle yıpranma hakkı verilmelidir.

Kadın çiftçilerimizin, sigortalı olmadan önce gerçekleşen doğum nedeniyle hizmet borçlanması yapabilmesi sağlanmalıdır.

Çiftçilerimize muafiyette geçen süreler için borçlanma imkanı verilmelidir."

Bayraktar, bütün çiftçilerin 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü kutladı, bütün çiftçilere bereketli hasatlar diledi.
10 Mayıs 2018 Perşembe

Bayraktar'ın Ramazan Öncesi Basın Toplantısı Notları

Detay:

TÜRKİYE ZİRAAT ODALARI BİRLİĞİ GENEL BAŞKANI ŞEMSİ BAYRAKTAR'IN RAMAZAN ÖNCESİ BASIN TOPLANTISI KONUŞMA METNİ

(10 Mayıs 2018)


Konuşmama başlarken hepinize hoş geldiniz diyor, sizleri sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.

2007 yılından bu yana her Ramazan ayı öncesinde, gıda tüketiminin artmasından dolayı fiyatların spekülasyonla yükseltilmesini önlemek için yürüttüğümüz çalışmalara ve uyarılarımıza bu yıl da devam ediyoruz.

Ramazan ayına sayılı günler kala market fiyatlarına baktığımızda; 27 Nisan-8 Mayıs 2018 tarihleri arasında geçen 11 günlük süreçte, 6 üründe fiyat değişimi görülmezken, 13 üründe azalma, 21 üründe ise fiyat artışı gerçekleşti.

Kuru fasulye, iç fındık, süt, ayçiçeği yağı, toz şeker ve maydanoz fiyatında değişim olmadı.

Fiyat düşüşü markette yüzde 11,9 ile en fazla sivri biberde meydana geldi. Sivri biberdeki fiyat düşüşünü yüzde 8,2 ile kabak, yüzde 8,1 ile salatalık izledi.

Markette en fazla fiyat artışı ise yüzde 24,9 ile elmada oldu. Elmadaki fiyat artışını yüzde 21,5 ile patlıcan, yüzde 18,3 ile lahana, yüzde 18,1 ile ıspanak takip etti.

Üretici fiyatlarında ise; 11 günlük süreçte 17 üründe fiyat değişimi görülmedi. 6 üründe azalma, 9 üründe ise fiyat artışı meydana geldi.

Havuç, lahana, marul, maydanoz, yeşil soğan, elma, çilek, kuru fasulye, nohut, kırmızı mercimek, yeşil mercimek, pirinç, kuru kayısı, kuru incir, iç fındık, zeytinyağı ve süt fiyatlarında değişim olmadı.

Fiyat düşüşü üreticide yüzde 36,5 ile en fazla sivri biberde görüldü. Sivri biberdeki fiyat düşüşünü yüzde 12,4 ile domates, yüzde 7,6 ile salatalık, yüzde 3,5 ile kabak izledi.

Üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 75,4 ile patateste meydana geldi. Patatesteki fiyat artışını yüzde 50 ile ıspanak, yüzde 28,6 ile limon, yüzde 22,1 ile patlıcan takip etti.

11 günlük süreçte üretici ve marketlerde fiyatı en fazla düşen ürün sivri biber, en fazla artan ürün ise markette elma, üreticide patates oldu.

Fiyatı artan ürünlerden patateste görülen artış rakamı sizleri yanıltmasın. Nisan ayında piyasada eski ürün satılıyordu. Çukurova Bölgemizde yeni başlayan hasat ile birlikte patates ve kuru soğanda yeni ürün piyasaya girdi.

Piyasaya giren yeni ürünün fiyatı, eski ürün fiyatının oldukça üzerinde gerçekleştiği için fiyat farkı oluştu.

Ispanak ve pırasada sezonun sonuna gelinmesiyle birlikte fiyatlarda artış meydana geldi.

Arzın depolardan sağlandığı limonda, arzdaki daralma fiyatlara yansıdı.

Üreticide fiyatı azalan ürünlere baktığımızda sivri biber, domates, salatalık, kabak gibi ürünlerde artan hava sıcaklıkları nedeniyle olgunlaşmanın hızlanmasıyla birlikte hasat edilen ürün miktarındaki artış fiyatları düşürdü.



Değerli basın mensupları,

Market fiyatlarında, bu yıl ve geçen yılki Ramazan ayı öncesi fiyatları karşılaştırdığımızda, 6 üründe azalma, 27 üründe ise fiyat artışı meydana geldi.

Markette en fazla fiyat düşüşü yüzde 12,4 ile domateste görüldü. Domatesteki fiyat düşüşünü yüzde 5,4 ile patates, yüzde 4,6 ile nohut izledi.

Buna karşılık, marketlerde fiyatı en fazla artan ürün yüzde 65,4 ile kuru incir oldu.

Kuru incirdeki fiyat artışını yüzde 41,6 ile kuru soğan, yüzde 40,2 ile kabak, yüzde 33,4 ile salatalık takip etti.

Bu yıl ve geçen yılki Ramazan ayı öncesi fiyatlarını karşılaştırdığımızda, üreticide 3 üründe azalma, 26 üründe ise fiyat artışı oldu.

En fazla fiyat düşüşü üreticide yüzde 26,7 ile kırmızı mercimekte görüldü.

Kırmızı mercimekteki fiyat düşüşünü yüzde 20,1 ile kuru fasulye, yüzde 7,8 ile yeşil mercimek izledi.

Buna karşılık, fiyatı en fazla artan ürün yüzde 104,4 ile salatalık oldu.

Salatalıktaki fiyat artışını yüzde 84,62 ile kuru incir, yüzde 83,58 ile elma, yüzde 72,73 ile kuru soğan takip etti.

Bilindiği gibi Ramazan ayları her yıl 10 gün geriye gelmektedir. Bundan dolayı Ramazan öncesi iki tarihi karşılaştırmak, aynı dönemleri kapsamadığı için mevsimsel etkilerle fiyat farklılıkları olabilir.



Değerli basın mensupları,

Gıda tüketiminin arttığı Ramazan ayı, fiyatlarda yukarı yönlü bir baskıyı da beraberinde getirmektedir.

Bu yıl ve geçen yılki Ramazan ayı öncesi fiyatlarını karşılaştırdığımızda, üreticide kuzu eti fiyatı yüzde 24 artarken, dana etindeki fiyat artışı yüzde 4,5'te, tüketicide ise kuzu eti fiyatı yüzde 25 artarken, dana etindeki fiyat artışı yüzde 2,7'de kalmıştır.

11 günlük sürede, tüketicide dana ve kuzu eti fiyatı yüzde 1,5, üreticide kuzu eti fiyatı yüzde 1 artarken, dana eti fiyatı hemen hemen aynı kalmış, sadece 1 kuruş azalmıştır.

Bu yıl ve geçen yılki Ramazan ayı önceleri arasında dana eti fiyatlarındaki artış, enflasyonun çok altında kalmıştır.

Nisan ayı itibarıyla yıllık tüketici fiyat artışı yüzde 10,85 iken, dana etindeki üretici fiyat artışı, enflasyonun yüzde 58,6, tüketicide yüzde 75 altında oluşmuştur.

Kuzu etindeki fiyat artışı ise enflasyonun üzerinde gerçekleşmiştir.

Ette üreticimizi besilik canlı hayvan ve yem fiyatlarındaki artış olumsuz etkilemektedir.

Bu fiyatları da tetikleyen döviz kurundaki yükseliştir. Çünkü gerek yem hammaddeleri gerekse besilik hayvan ithalatı döviz üzerinden yapılmaktadır.

8 Mayıs itibarıyla son bir yıllık dönemde Merkez Bankası dolar satış kuru, yüzde 20,7 artarak 3,554 liradan 4,2894 liraya yükselmiştir.

Nisan ayı itibarıyla son bir yılda yemlerden; buğday kepeğinde yüzde 28,9, ayçiçeği tohumu küspesinde (ATK 28) yüzde 33,9, melasda yüzde 17,0, etanol üretimi sırasında arta kalan mısır başta olmak üzere buğday ve arpa posasından elde edilen yem olan DDGS'de yüzde 78,7, besi yeminde yüzde 24,4, buğday samanında ise yüzde 49,1 oranında artış olmuştur.

Besilik hayvan fiyatlarında ise Et ve Süt Kurumu verilerine göre besilik canlı dana fiyatlarında yüzde 30,9 artış yaşanmış, canlı kilogram fiyatı ortalama 19 lira 94 kuruşa çıkmıştır.

Her zaman dile getiriyoruz, besilik dana ve özellikle yem maliyetlerinde düşüş sağlanmadan et fiyatlarını indirmek mümkün değildir. Maliyetler düşürülmeden daha ucuza et talep etmek, üretimin sürdürülememesine, ahırların boşalmasına, zararına besicilik yapılamayacağına göre üreticinin üretimden çekilmesine neden olur.

Bu durum da ilerde eti çok daha pahalı tüketmememize yol açar. Üretim desteklenirse, et ve süt piyasasında istikrar sağlanırsa, et ithalatı söylemleriyle üreticilerimiz tedirgin edilmezse kırmızı ette bir sorunumuz olmayacağı açıktır. Üretimimiz artmaya devam eder.

Bunu gerçekleştiremezsek, geçmişte olduğu gibi çiftçimizin cebinde kalacak milyarlarca doları yabancı ülkelerin çiftçilerine aktarmış oluruz. Hem çiftçimiz hem ülkemiz kaybeder. Bu yüzden kırmızı et üretimimizi 1,5 milyon tonun üzerine çıkarmalıyız. Bunun için de hem üretim hem de üretici desteklenmeye devam edilmelidir. Ağırlıklı olarak fabrika yemi kullanan besicilerimize yem desteği verilmelidir.



Değerli basın mensupları,    

Genel olarak bir değerlendirme yapacak olursak, Ramazan ayı öncesinde üretici ve market fiyatları arasındaki fark yüzde 559,3 ile en fazla lahanada görüldü.

Lahanadan sonra fiyat farkı sırasıyla, elmada yüzde 286,8, kuru kayısıda yüzde 284,9, maydanozda yüzde 271,9, sivri biberde 263,6 oldu.

Ramazan ayında tüketimi artan ürünlerden kuru kayısının yanı sıra, kuru incirde fiyat farkı yüzde 234,4, kuru üzümde fiyat farkı yüzde 147,2, sütte yüzde 231,2, yumurtada yüzde 47,1, dana etinde yüzde 58,7, kuzu etinde yüzde 50,5 oldu.

Yine Ramazan ayında kuru baklagillerde ve pirinçte tüketim artmaktadır. Bu ürünlerdeki üretici market fiyat farkı, kırmızı mercimekte yüzde 249,9, kuru fasulyede yüzde 210,8, yeşil mercimekte yüzde 161,4, pirinçte yüzde 66, nohutta yüzde 65,9 düzeyinde gerçekleşti.

Lahana 6,6 kat, elma 3,9 kat, kuru kayısı 3,8 kat, maydanoz 3,7 kat, sivri biber 3,6 kat, kuru incir 3,3 kat, süt 3,3, kuru üzüm 2,5 kat, pirinç 1,7 kat, baklagillerden kırmızı mercimek 3,5 kat, kuru fasulye 3,1 kat fazlaya tüketiciye satılmaktadır.

Üreticiden 25 kuruşa alınan lahana markette 1 lira 65 kuruşa, 1 lira 23 kuruş olan elma 4 lira 76 kuruşa, 35 kuruş olan maydanoz 1 lira 30 kuruşa, 76 kuruş olan sivri biber 2 lira 77 kuruşa tüketiciye ulaşmaktadır.

Ramazan ayında tüketimi artan ürünlerden, 9 lira olan kuru kayısı 34 lira 64 kuruşa, 12 lira olan kuru incir 40 lira 13 kuruşa, 5 lira 50 kuruş olan kuru üzüm 13 lira 60 kuruşa, 3 lira 52 kuruş olan pirinç 5 lira 84 kuruşa, 2 lira 3 kuruş olan kırmızı mercimek 7 lira 10 kuruşa, 3 lire 21 kuruş olan yeşil mercimek 8 lira 39 kuruşa, 3 lira 26 kuruş olan kuru fasulye 10 lira 13 kuruşa, 1 lira 38 kuruş olan süt 4 lira 57 kuruşa, 28 lira 86 kuruş olan dana eti 45 lira 79 kuruşa, 40 lira 83 kuruş olan kuzu eti 61 lira 46 kuruşa, 29 kuruş olan yumurta 43 kuruşa satılmaktadır.

Üretici-tüketici fiyatları arasındaki makas bir türlü kapanmamaktadır. Pazarlamadaki sorunlar nedeniyle üretici düşük fiyata ürün satarken, tüketiciler de daha pahalıya ürün tüketmek durumunda kalmaktadır.

Üreticilerimizin bin bir emekle ürettikleri üründen yeterli gelir elde etmeleri ve tüketicilerimizin de bu ürünleri makul fiyatlarla tüketebilmeleri en büyük temennimizdir.

Halkımızın Ramazan ayında makul fiyatlardan ürün tüketebilmesi için en azından bu dönemde çok tüketilen ürünlerdeki üretici market fiyatlarına dikkat edilmesi, bunun takibinin yapılması gerekiyor. Biz, bu işin takipçisi olacağız.

Ramazan ayının başlamasına sayılı günler kala tüm gözler gıda fiyatlarına çevrilmiştir. Beklentimiz bütün kesimlerin sorumlu davranması, artan talebin suiistimal edilmemesidir. Tüketicilerimizin yeterli ve güvenilir gıdaya uygun fiyatla erişebilmesi hepimizin dileğidir. Spekülasyona fırsat verilmemeli, tedbirler zamanında alınmalıdır.

Üretici, esnaf, halk, Ramazan ayını dört gözle beklemektedir. Tüm taraflar Ramazan ayının anlam ve önemine yakışır şekilde hareket etmeli, halkımız mağdur edilmemelidir. Gıda denetimleri artırılmalı, halkın sağlığıyla oynanmasına izin verilmemelidir. Ramazan yaklaşırken üretici, hal, pazar ve market fiyatlarını takibe devam ediyoruz. "Ramazan fırsatçılığı yapılmasın" diyoruz. Tüketicilerimizin yeterli ve güvenilir gıdaya uygun fiyatla erişebilmesinin sağlanmasını istiyoruz.

Üreticiden tüketiciye varıncaya kadar bu hususta gereken hassasiyeti göstermeyenler öncelikle karşılarında bizi bulacaklardır. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın. Ramazan ayı boyunca yapacağımız ve piyasaların nabzını tutacağımız çalışmaları da sizlerle paylaşıp, üretici ve tüketici fiyatlarını kamuoyunun dikkatine sunacağız.



Değerli basın mensupları,

30 Nisan 2018'de yapılan Bakanlar Kurulu toplantısı sonrasında Başbakan Sayın Binali Yıldırım tarafından açıklanan ve TBMM'de görüşmeleri devam eden paketle ilgili de bir değerlendirme yapmak istiyorum. Pakete, çiftçimiz açısından baktığımızda, vergi ve Sosyal Güvenlik prim borçlarının yapılandırılmasını olumlu buluyoruz.

Son 3 yıldan beri ecrimisil ödeyerek Hazine arazisini kullanan çiftçilerimizin, bu arazileri kullanmaya devam etmesi, 10 yıl sonra isterlerse yarı bedeline satın alabilmesi veya kullanma anlaşmasını 10 yıl daha yenilemeleri kararları da binlerce çiftçimizin mağduriyetini giderecek kararlardır.

Yine de ecrimisil kararı eksik kalmıştır. Sayın Başbakan da açıklama yaparken, "bunlar desteklerden yararlanamıyorlar" demiştir. Nitekim, Hazineye ait arazilerde ecrimisil ödeyerek tarımsal üretim yapan çiftçilerimiz çiftçi kayıt sistemi olan ÇKS'ye kayıt yaptıramamaktadır. Bu çiftçilerimiz, tarımsal desteklerden yararlanamıyor, tarım sigortası yaptıramıyor, Hazine destekli düşük faizli Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri kredilerini kullanamıyor, Toprak Mahsulleri Ofisi'ne de ürün satamıyor.

Mirasçıları adına intikali yapılmamış veraseten iştirakli tarım arazilerinde ise varis olan çiftçilerimiz muvafakatname veya gerektiğinde taahhütname düzenleyerek ÇKS başvurusu yapabilmektedir. Ancak, varislerden birinin itirazı durumunda o arazinin ÇKS'ye kaydı yapılamamaktadır. Bundan dolayı, bu durumdaki arazilerin büyük bölümünün ÇKS kaydı yoktur. Bu çiftçilerimiz de ecrimisil ödeyerek tarım yapan çiftçilerimiz gibi desteklerden, düşük faizli kredilerden yararlanamıyor, tarım sigortası yaptıramıyor, TMO'ya ürün veremiyorlar. Bunun için intikal işlemlerinin tamamlanması önem arz etmektedir.



Değerli basın mensupları,

Çiftçilerimizin taleplerini madde madde sıralarsak, şunları söylemek mümkündür:

Hazineye ait arazilerde ecrimisil ödeyerek tarımsal üretim yapan çiftçilerimizin çiftçi kayıt sistemi ÇKS'ye kayıt yaptırabilmelerinin yolu açılmalıdır.

İntikali yapılmamış arazilerde intikal işlemlerini hızlandırmak için, 15 Mayıs 2018 tarihine kadar uzatılan "miras kalan tarım arazilerinin intikal işlemleri esnasında alınan tapu harcı muafiyeti" devam ettirilmelidir.

2 B arazilerinin, tarım arazisi olarak korunması kaydıyla çiftçimize satışında rayiç bedel, tarımsal arazi rayiç bedeli üzerinden belirlenmelidir.

Çiftçilerimize verilen doğrudan destekler, Tarım Kanununda öngörüldüğü gibi gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 1'ine çıkarılmalıdır.

Tarımsal desteklerden alınan yüzde 2 ile yüzde 4 arasında değişen stopaj kesintisi kaldırılmalıdır.

Çiftçilerimizin 2 bin liranın üzerinde vadesi geçmiş vergi, tarımsal amaçlı sulamada kullanılan elektrik, sulama işletme ve bakım ücreti, su kullanım hizmet bedeli borçlarının desteklerden kesilmesi uygulamasından vazgeçilmelidir.

Tarımda kullanılan elektrik, tohum, fide ve ilaçtan alınan KDV sıfırlanmalı, elektrikteki enerji fonu ve TRT payı kaldırılmalıdır.

Hayvancılık işletmelerinde kullanılan elektriğe tarımsal sulama abone grubu tarifesi uygulanmalıdır.



Çiftçimizin düşük faizli kredi talebi karşılanmalı, tarımsal kredilerde kredi masrafları alınmamalı, sigorta mecburiyeti kaldırılmalıdır.

Çiftçilerimize yeni finansman olanakları sağlanmalı, takibe düşmüş kredi borçları faizsiz ve uzun vadeli olarak yapılandırılmalıdır.

Dekar başına 1 liradan 5 liraya yükseltilen yeraltı suyu kullanım ücreti yeniden 1 liraya düşürülmelidir.

Üreticilerimize kullandıkları yem için fatura karşılığında belli bir miktar destek verilmeli veya yemi Tarım ve Kredi Kooperatifleri/üretici örgütleri kanalıyla uygun fiyattan temin edebilmelerine imkan sağlanmalıdır.

2017 yılında olduğu gibi, 2018 yılında da doğal afetlerden zarar gören çiftçilerimizin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri'ne olan borçları ertelenmelidir.

Tarım sigortalarında primler çiftçimizin ödeyebileceği seviyelere çekilmeli, sigorta kapsamı genişletilmelidir.

Tarım Bağ-Kurlularda aylık prim ödeme gün sayısı 25 günden, 2008 yılında olduğu gibi yeniden 15 güne indirilmelidir.

Çiftçilerimize, prim ödedikleri her yıl için 90 gün, 4 yılda 1 yıl hesabıyla fiili hizmet payı, kamuoyunda bilenen ismiyle yıpranma hakkı verilmelidir.

Kadın çiftçilerimizin, sigortalı olmadan önce gerçekleşen doğum nedeniyle hizmet borçlanması yapabilmesi sağlanmalıdır.

Çiftçilerimize muafiyette geçen süreler için borçlanma imkanı verilmelidir.



-Hububat müdahale alım fiyatı-



Bu arada arpa hasadı Çukurova ve Güneydoğu'da kimi yerlerde başlamış durumdadır. Önümüzdeki günlerde arpa hasadı yaygınlaşırken, buğdayda da hasat başlayacaktır. Çiftçimizin gözü kulağı, hububat müdahale alım fiyatındadır.

Müdahale alım fiyatı, üretici maliyeti dikkate alınarak, üreticinin refahı da göz önünde bulundurularak makul bir fiyat olmalı ve beklemeden bir an önce açıklanmalıdır ki çiftçimiz rahat bir nefes alsın.

Toprak Mahsulleri Ofisi, hızlı bir şekilde alıma başlamalı, üreticimizi mağdur etmemelidir.



Basınımızın çok değerli temsilcileri, toplantımıza katılımınızdan dolayı teşekkür ediyor, önümüzdeki hafta başlayacak Ramazan ayının milletimiz ve tüm İslam âlemi için hayırlara vesile olmasını Cenabı Allah'tan diliyorum.



-Bayraktar'ın, basın mensuplarının sorularına verdiği yanıtlar-



Geçen yıl Ramazan ayı ile kıyasladığımızda kırmızı et fiyatında çok fazla artış görünmüyor ancak Ramazan ayı boyunca takip etmemiz lazım. Ramazan başı, ortası ve sonu olmak üzere fiyatları alacak ve takibini yapacağız.

Biz girdimizi ne ile temin ediyoruz? Yerli üretimle değil, çoğunu ithalatla temin ediyoruz. Mazot başta olmak üzere dolar kurunun artması girdi maliyetlerini artıracaktır, artırmaya da başlamıştır. Özellikle et fiyatları ile ilişkilendirdiniz. Bizde bu manada 2018 bütçesi oluşturulurken başta mazot olmak üzere diğer bütün girdilerimizde desteklerin artmasını talep ediyoruz. Bir kısmında da vergi muafiyeti istiyoruz. Verilen desteklerin de artmasını talep ediyoruz. Kur artışı böyle devam ederse sektörü olumsuz şekilde etkileyecektir. Zaten problemlerimiz maliyetle alakalı problemler. Bir taraftan yapısal sorunların getirdiği maliyetler var. Örneğin, arazilerimiz fevkalade parçalı. Parçalı işletmelerde üretim yapıyoruz. Sulama yapamadığımız işletmelerimiz var. Bunlar başlı başına bir maliyet. Bunun dışında örgütlenme sorunu var, pazarlamada sıkıntılar yaşıyoruz. Tabii örgütlenme güçlü olmayınca planlama da yapılamıyor.

Bu ülkeyi besliyoruz. Sadece bu ülkenin gıda güvencesini sağlamıyoruz, 5 milyon mülteciyi de besliyoruz. 17 milyar dolarlık gıda ve tarım ürünleri ihracatı sağlıyoruz. Çiftçimiz bu koşullarda büyük işler yapıyor bu ülkede. Dolayısıyla biz çiftçinin kıymetinin yeterli ölçüde bilinmesini istiyoruz. Çiftçimizin yaptığı işin öneminin kavranmasını istiyoruz. Sadece hükümetlerin değil kamuoyunun da bunları bilmesi çok önemli. Sofralarda bir şey eksik bırakmıyoruz. Ramazan'a giriyoruz göreceksiniz Ramazan'da da sofralarda hiçbir şey eksik kalmayacak. Sofraları donatıyoruz. Çiftçimiz üretmeye, halkımızı beslemeye devam ediyor. Çiftçimizin kıymeti iyi bilinmelidir. Yalnızca hükümetler değil kamuoyu da iyi bilmelidir.
4 Mayıs 2018 Cuma

Önümüzdeki Hafta Bölgemizde Sıcaklıklar Düşecek.

Detay:

Meteoroloji 8.Bölge (Konya) Müdürlüğü 
Bölge Tahmin ve Uyarı Merkezi (BTUM) tarafından yapılan bildirime göre  bölgemizde beklenen Meteorolojik Hadise Hava sıcaklıklarının azalacağı ve yağışların önümüzdeki bir hafta boyunca bölgemiz genelinde yer yer etkili olacağı tahmin ediliyor!

05.05.2018 Cumartesi gününden itibaren genellikle öğleden sonraları meydana gelecek olan sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışların önümüzdeki hafta sonuna kadar bölgemiz genelinde (Konya, Karaman, Niğde ve Akasaray) yer yer etkili olacağı tahmin edilmektedir.

Halen mevsim normalleri üzerinde seyreden hava sıcaklıklarının ise 6 Mayıs Pazar gününden itibaren kademeli olarak (5 ila 8 °C) azalacağı ve önümüzdeki hafta boyunca bölgemiz genelinde mevsim normalleri civarında seyredeceği beklenmektedir.

Bu mevsimde görülen ve genellikle öğleden sonraları meydana gelen sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlarla birlikte yerel dolu yağışı ve yıldırım riskiyle birlikte kısa sürede meydana gelen kuvvetli sağanaklar ani sel ve su baskınlarına yol açabilir. Vatandaşlarımızın yağışın olumsuz etkilerinden korunmak amacıyla günlük hava tahminlerini ve meteorolojik uyarıları takip etmelerinde fayda bulunmaktadır.

Başlama – Bitiş Zamanı        
05/05/2018 12.00 Lokal  -  11/05/2018 23.00 Lokal

Oluşması Muhtemel Riskler
Ani sel - Su Baskını - Yıldırım - Dolu yağışı - Ulaşımda Aksamalar

3 Mayıs 2018 Perşembe

Traktör sayısında Manisa birinciliğini sürdürdü

Detay:

-Traktör sayısında Manisa birinciliğini sürdürdü…

-TZOB Genel Başkanı Bayraktar:

-"Traktör sayısında, 87 bin 847'ye ulaşan Manisa ilk sırada, Konya 87 bin 461 traktörle ikinci sırada yer aldı"

-"Mart ayında traktör sayısında 64 bin 558 adetle İzmir üçüncü, 63 bin 520 adetle Bursa dördüncü, 62 bin 901 adetle Balıkesir beşinci, 54 bin 890 adetle Ankara altıncı, 52 bin 124 adetle Adana yedinci, 51 bin 215 adetle Samsun sekizinci, 50 bin 474 adetle Denizli dokuzuncu, 47 bin 377 adetle Antalya onuncu oldu"

-"Traktör sayısı artışında yıllıkta Manisa, aylıkta Konya ilk sırada yer aldı"

-"Mart ayında traktör sayısı sıralamasında Kahramanmaraş, Nevşehir'i, Karaman ise Düzce'yi geride bıraktı. Çorum'da traktör sayısı 40 bini geçti"

Ankara – 02.05.2018 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, traktör sayısında Manisa'nın birinciliğini sürdürdüğünü bildirerek, "traktör sayısında, 87 bin 847 adetle Manisa ilk sırada, 87 bin 461 adetle Konya ikinci sırada yer aldı" dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, Mart ayında traktör sayısında 64 bin 558 adetle İzmir üçüncü, 63 bin 520 adetle Bursa dördüncü, 62 bin 901 adetle Balıkesir beşinci, 54 bin 890 adetle Ankara altıncı, 52 bin 124 adetle Adana yedinci, 51 bin 215 adetle Samsun sekizinci, 50 bin 474 adetle Denizli dokuzuncu, 47 bin 377 adetle Antalya onuncu olduğunu belirtti.

Şemsi Bayraktar, Mart 2018 itibarıyla bu illeri, 46 bin 543 ile Aydın, 42 bin 340 ile Afyonkarahisar, 41 bin 329 ile Tokat, 40 bin 98 ile Çorum, 38 bin 963 ile Sakarya, 37 bin 871 ile Şanlıurfa, 34 bin 487 ile Mersin, 33 bin 974 ile Gaziantep, 33 bin 557 ile Kütahya, 33 bin 458 ile Çanakkale, 32 bin 899 ile Yozgat, 32 bin 196 ile Muğla, 32 bin 62 ile Sivas, 31 bin 802 ile Edirne, 30 bin 320 ile Tekirdağ izledi.

Bayraktar, Mart ayında, Kastamonu'da 29 bin 768, Kayseri'de 29 bin 258, Diyarbakır'da 24 bin 336, Malatya'da 23 bin 975,  İstanbul'da 23 bin 383, Eskişehir'de 23 bin 96, Hatay'da 22 bin 662, Isparta'da 22 bin 211, Burdur'da 21 bin 943, Bolu'da 21 bin 325, Kahramanmaraş 21 bin 312, Nevşehir'de 21 bin 272, Amasya'da 20 bin 801, Kırklareli'nde 20 bin 619 traktör bulunduğunu bildirdi.


-Trabzon'da 309, Rize'de 84 traktör bulunuyor-


Traktör sayısının Kars'ta 19 bin 727, Erzurum'da 19 bin 663, Aksaray'da 19 bin 183, Uşak'ta 18 bin 968, Adıyaman'da 17 bin 308, Niğde'de 17 bin 232, Kocaeli'nde 17 bin 57, Osmaniye'de 16 bin 712, Çankırı'da 13 bin 817, Muş'ta 12 bin 465, Kırşehir'de 12 bin 19, Karaman 11 bin 713, Düzce'de 11 bin 632, Mardin'de 11 bin 141, Bilecik'te 10 bin 771, Ardahan'da 10 bin 627, Elazığ'da 10 bin 460 olduğunu belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

"Zonguldak'ta 9 bin 640, Kırıkkale'de 9 bin 371, Van'da 9 bin 193, Sinop'ta 8 bin 909, Ağrı'da 8 bin 715, Erzincan'da 7 bin 269, Kilis'te 6 bin 124, Batman'da 5 bin 907, Karabük'te 5 bin 733, Bartın'da 5 bin 471, Iğdır'da 4 bin 711, Bitlis'te 3 bin 928, Gümüşhane'de 3 bin 660, Giresun'da 3 bin 245, Bayburt'ta 3 bin 135, Siirt'te 3 bin 71 Yalova'da 2 bin 997, Şırnak'ta 2 bin 953, Ordu'da 2 bin 529, Tunceli'de 1696, Artvin'de 1444, Bingöl'de 1184, Hakkari'de 1030 traktör var. Traktör sayısı Trabzon'da 307, Rize'de 82 adede kadar düşüyor.

-Manisa yıllık, Konya aylık artışta ilk sırada-

Tarımın en önemli iş makinası traktörün sayısı 2018 Mart ayı itibarıyla 6 bin 54 artışla 1 milyon 847 bin 26'dan 1 milyon 853 bin 80'e ulaştığını bildiren Bayraktar, "Traktör sayısı artışında yıllıkta Manisa, aylıkta Konya ilk sırada yer aldı. Manisa'da traktör sayısı aylıkta 312, yıllıkta 3 bin 345 adet arttı. Aylık traktör sayısı artışında Konya 329 adetle birinci, Manisa 312 adetle ikinci, Aydın 236 adetle üçüncü, 223 adetle Ankara dördüncü, İzmir 204 adetle beşinci, Antalya 202 adetle altıncı, 201 adetle Muğla yedinci, Adana 172 adetle sekizinci, Şanlıurfa 169 adetle dokuzuncu, Denizli 166 adetle onuncu oldu. Yıllık artışta Manisa'yı, 3 bin 199 adetle Konya, 2 bin 685 ile İzmir, 2 bin 500 ile Aydın, 2 bin 239 ile Ankara, 2 bin 133 ile Bursa, 2 bin 119 ile Gaziantep, 1921 ile Denizli, 1909 ile Antalya, 1795 ile Şanlıurfa izledi" dedi.

Mart ayında traktör sayısı sıralamasında Kahramanmaraş, Nevşehir'i, Karaman ise Düzce'yi geride bıraktı. Çorum'da traktör sayısı 40 bini geçti.

BÖLGESEL YEREL BUĞDAY PROJESİ TOPLANTISI 5 MAYIS'TA

Detay:

Mısır ve Buğday Geliştirme Merkezi (CIMMYT)-Türkiye Ofisi, Konya Bahri Dağdaş Uluslararası Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü ile birlikte iklim değişikliğine karşı bitki genetik kaynaklarının kullanımını artırmak ve toplum düzeyinde kırsal geçim kaynaklarının var olan kapasitelerini güçlendirmek için "Günümüzde Yetiştirilmekte Olan Yerel Çeşitlerin Genetik Çeşitliliğinin Devamını Sağlayarak Buğday Üretiminin Ve İklim Değişikliğine Dayanıklılığının Artırılması İle Gıda Güvenliğinin Geliştirilmesi'' projesini hazırlamış ve kabul edilen projenin uygulanması için Aralık 2015'te Gıda ve Tarım için Bitki Genetik Kaynakları Uluslararası Antlaşması'nı imzalamıştır.

Bölgesel yerel buğday projesi; Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı (GTHB)-Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğü (TAGEM), Uluslararası Mısır ve Buğday Geliştirme Merkezi (CIMMYT), Uluslararası Kuru Alanlar Tarımsal Araştırma Enstitüsü (ICARDA) ve son yılında Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından desteklenen "Türkiye'de Yerel Buğday Çeşitlerinin Envanterinin Çıkarılması" projesi kapsamında Bahri Dağdaş Uluslararası Tarımsal Araştırma Enstitüsü tarafından 2009-2014 yılları arasında yürütülen çalışmalar sonucunda 65 ilde 1850 çiftçiden toplanarak gen bankalarına kazandırılan 3000 popülasyondan kuraklık ve yüksek sıcaklık toleransı gibi bazı özellikler bakımından seçilen yerel buğdayların çiftçi tarlalarında ve koşullarında yerinde korunmasını amaçlamaktadır. Projede Türkiye'den Bahri Dağdaş Uluslararası Tarımsal Araştırma Enstitüsü (BDUTAE) ve Uluslararası Kuru Alanlarda Tarımsal Araştırma Merkezi (ICARDA)-Türkiye Ofisi; Afganistan'dan Tarımsal Araştırma Enstitüsü (ARIA) ve CIMMYT-Afganistan Ofisi, İran'dan Kurak Alanlar Tarımsal Araştırma Enstitüsü (DARI) ve CIMMYT-İran Ofisi, Japonya'dan Yokohama Şehir Üniversitesi Kihara Biyolojik Araştırmalar Enstitüsü (KIBR) ile yakın işbirliği içinde yürütülmekte olup, Uluslararası Mısır ve Buğday Araştırma Merkezi (CIMMYT)-Türkiye Ofisi tarafından koordine edilmektedir.

Proje kapsamında yerel buğday çeşitlerinin toplandığı ülkeler Türkiye, Afganistan ve İran bulunmaktadır. Projede çalışılan bölge ve iller gelişmişlik ve yoksulluk göstergeleri, yerel buğday çeşitliliği, ulaşılabilirlik ve katılımcıların güvenliği ve yüksek etki olasılığı kriterlerin kullanılması ile belirlenmiştir. Afganistan'da Belh ve Herat, İran'da Doğu Azerbeycan ve Kermanşah, Türkiye'de Konya, Malatya, Mardin ve Tokat illerinde başlayıp Aksaray, Bilecik, Erzurum, Karaman, Manisa, Niğde, Siirt, Şırnak illerinide kapsayan 12 ilde 25 ilçe ve 50 köyde 91 çiftçi tarafından projeden sağlanan yerel buğday çeşitlerinin ekimi yapılmıştır. Takip eden yıllarda farklı iller projeye dahil olabilecektir. Projenin paradigması yerel buğdayların çiftçilerden toplanması, çiftçilerin katılımı ile geliştirilmesi, çoğaltılması ve tohumun çiftçilere geri dağıtılması yanında yerel buğdaylar, tohum muhafazası ve bilimsel tarım üzerinde eğitim verilmesidir.

Bu çalışma ile Yerel Buğdaylar konusunda farkındalık oluşturulması yanında, Türkiye'nin önemli bir mirasının kaybolmasının önlenmesine yönelik politikaların geliştirilmesi için stratejiler oluşturulmaya çalışılmaktadır. GTHB'nın özellikle Türkiye'nin Yerel Buğday mirasının korunması yönünde attığı bu önemli adım ile hem genetik tabanın korunması ve genişletilmesi, hem de yerel materyallerin sürdürülebilirliğinin sağlanması konularında önemli sonuçlar elde edilmiştir. Yerel materyallerin önemi ve GTHB'nın genetik kaynakların korunmasına yönelik geliştirdiği politikalar hakkında farkındalık sağlanmıştır.

Proje hakkında tüm bilgiler ve yürütülen faaliyetler www.wheatlandraces.org ve www.yerelbugdayturkiye.org sitelerinde bulunmaktadır.
2 Mayıs 2018 Çarşamba

Bozkır ve Çevresine Yoğun Dolu Yağışı

Detay:

İlçemiz Bozkır ve Çevresindeki mahallelere yoğun şekilde dolu yağışı yağdı. 

Bozkır ilçe merkezinde 14:30 arasında başlayan dolu yağışı kısa sürelide olsa büyüklüğü ile çiftçilerin mahsüllerine zarar vermesi ihtimalinden ötürü korkuttu. 

Bozkır ilçesi sınırında bulunan Çumra ilçesinin mahallesi Çiçek'te Kara yolunun ise yoğun dolu yağışı sonrasında beyaza büründüğü görüldü. 




Tarım Tv Canlı Yayını

Detay:

Tarım Tv Canlı Yayınını İzle


Yalıhüyük İlçe Tarım Müdürlüğü Ekipleri Süne Mücadelesi Başlattı.

Detay:

Yalıhüyük İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü Yalıhüyük'te hububat üretimi yapan çiftçilerin emeklerinin karşılığını alabilmesi için süne-kımıl mücadele veriyor.
Yalıhüyük İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünden alınan bilgiye göre, Yalıhüyük'te hububat üretimi yapan çiftçilerin emeklerinin karşılığını alabilmesi için süne-kımıl mücadelesinin büyük önem taşıdığı belirtildi.

İlçede Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü teknik ekibi tarafından sürvey çalışmalarının devam ettiği,  süne-kımıl zararının ekonomik zarar eşiğine ulaşması halinde kimyasal mücadeleye karar verileceğini, kimyasal mücadelenin yanı sıra sünenin doğal düşmanlarını(parazitoid) kullanarak ekolojik dengeyi korumaya da özen gösterileceği ifade edildi.

Yalıhüyük - Fatih Atalay